Hepimiz tedirginiz. Dünya hiç de iyiye gitmiyor. Özene bezene büyüttüğümüz çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor?
Ailelerin etkisinin oldukça azaldığı günümüzde, kendi çocuğumuzun bile iç dünyasıyla ilgili; hangi fikirlere sahip olup, yarın karşılaştığı herhangi bir durumda nasıl bir tepki vereceğine dair bir fikrimiz veya öngörümüz yok.
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Bu yazının devamı
217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanlar, hem de onların en masumları, boy boy türlü türlü hayvanlar, envai çeşit nebatat yok olup gitmeseydi; açlık susuzluk kol gezmeseydi, tahribat sadece mimari ve kültürel boyutta olsaydı bile savaşın ne korkunç, ne zalimce bir lanet olduğunu hemen herkes anlardı.
Hastanede muayene sırası beklerken göz ucuyla oğluna baktı. Onun cep telefonuyla meşgul olmasına alışkındı. Halinde, muayene olacağına dair en ufak bir belirti yoktu. Neden burada olduğu umurunda değildi. Hastaneye gideceklerini söylediğinde de tepki vermemişti.
Samimiyet; kirlenmemiş, temiz, saf, arı – duru, ihlaslı, sadakatli olmak, içten davranmak demektir. Gerçekçi olmaktır. Gerçek demektir. İnanılan gerçeğin, fiillere yansımasıdır. Somutlaşmasıdır. Şekle dönüşmesidir. Fiillerin, inanç ve düşünceye uyum sağlamasıdır. Ruh ile bedenin zıtlaşmaması, ayrı düşmemesi; bir ve beraber olmasıdır. Yekvücut haline gelmesidir. İnancın, düşüncenin ve davranışların gerçekle, doğrulukla mayalanışı demektir samimiyet. Samimiyetsizlik; kişinin kendisini …
İnsan olmanın ağır sorumluluğunu taşırken, insan olamayanların acısı çökertir omuzlarımızı. Ayaklar altına almışlardır insanlıklarını. Hiçbir şey anlatamazsınız onlara. Anlamaları için biraz vicdan taşımaları gerektir çünkü. Zulmettikleri insanlara mı yanarsınız, yoksa kendilerinin insanlıktan çıkışlarına mı? İnsan olabilmenin şerefi dururken, aşağıların aşağısına yuvarlanmayı tercih edişlerine şaşarsınız. Kendilerinde, kendi cinslerine karşı böylesine zulmü reva görecek bir cüreti nasıl …
Çocuklarımız Bizim mi?
Hepimiz tedirginiz. Dünya hiç de iyiye gitmiyor. Özene bezene büyüttüğümüz çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor?
Ailelerin etkisinin oldukça azaldığı günümüzde, kendi çocuğumuzun bile iç dünyasıyla ilgili; hangi fikirlere sahip olup, yarın karşılaştığı herhangi bir durumda nasıl bir tepki vereceğine dair bir fikrimiz veya öngörümüz yok.
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Bu yazının devamı 217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Benim Sadık Yarim Işıl Işıl Barış
İnsanlar, hem de onların en masumları, boy boy türlü türlü hayvanlar, envai çeşit nebatat yok olup gitmeseydi; açlık susuzluk kol gezmeseydi, tahribat sadece mimari ve kültürel boyutta olsaydı bile savaşın ne korkunç, ne zalimce bir lanet olduğunu hemen herkes anlardı.
Huzursuz Rüzgâr
Hastanede muayene sırası beklerken göz ucuyla oğluna baktı. Onun cep telefonuyla meşgul olmasına alışkındı. Halinde, muayene olacağına dair en ufak bir belirti yoktu. Neden burada olduğu umurunda değildi. Hastaneye gideceklerini söylediğinde de tepki vermemişti.
Samimiyet Sınavında Başarımız
Samimiyet; kirlenmemiş, temiz, saf, arı – duru, ihlaslı, sadakatli olmak, içten davranmak demektir. Gerçekçi olmaktır. Gerçek demektir. İnanılan gerçeğin, fiillere yansımasıdır. Somutlaşmasıdır. Şekle dönüşmesidir. Fiillerin, inanç ve düşünceye uyum sağlamasıdır. Ruh ile bedenin zıtlaşmaması, ayrı düşmemesi; bir ve beraber olmasıdır. Yekvücut haline gelmesidir. İnancın, düşüncenin ve davranışların gerçekle, doğrulukla mayalanışı demektir samimiyet. Samimiyetsizlik; kişinin kendisini …
İçimde Işıltısını Hissettiğim Hayat
Derin bir kuyuda, başımı öne eğip dizlerime sarıldım.
Düşerken üzerime damlalar, canım yandı.
Sesler Kesildi, Vicdanlar Konuştu!
İnsan olmanın ağır sorumluluğunu taşırken, insan olamayanların acısı çökertir omuzlarımızı. Ayaklar altına almışlardır insanlıklarını. Hiçbir şey anlatamazsınız onlara. Anlamaları için biraz vicdan taşımaları gerektir çünkü. Zulmettikleri insanlara mı yanarsınız, yoksa kendilerinin insanlıktan çıkışlarına mı? İnsan olabilmenin şerefi dururken, aşağıların aşağısına yuvarlanmayı tercih edişlerine şaşarsınız. Kendilerinde, kendi cinslerine karşı böylesine zulmü reva görecek bir cüreti nasıl …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.