Kecia Ali / Türkçesi: Mehmet Ali Okan Doğan – Vakıfbank Kültür Yayınları
”Şafii, bilinmeyen veya doğrulanamayacak kanıtlara yaslanan geniş kapsamlı mutabakatlardansa metinsel kaynakları yeğ tutar. Bu tercihi, onu ilk dönemlerinde rakiplerinin karşı çıktığı başka bir tercihe götürür: Şafii, bir sahabeden kaynaklanan tek tük rivayetleri dahi, ilahi metinlerin zincirinden boşanmış insan aklının bulup destekleyeceği görüşlere tercih etmiştir. Bazen yalnızca tek bir güvenilir kişinin otoritesine dayanan bu rivayetler, tevatürün tasdiklerine kıyasla epistemolojik açıdan daha dayanaksız olabilir, ancak onlara göre amel etmek makbuldür. Şafii’ye göre ilk nesilden Müslümanlar arasındaki anlaşmazlık sorunu metodoloji bakımından önemlidir.”
ABD’de Boston Üniversitesi’nde hukuk, toplumsal cinsiyet ve etik açısından İslâm üzerine dersler veren ve araştırmalar yapan Kecia Ali akademik çalışmalarına bir de biyografik bir eser eklemiştir. Kecia Ali bu biyografik eserinde fıkıh usulüne dair ilk yazılı eserin sahibi ve kendi ismiyle anılan bir mezhep inşa etmiş bulunan İmam Şafii’yi mercek altına almıştır. Kecia Ali’nin de belirttiği üzere İmam Şafii’ye dair bilgimiz iki tür kaynaktan gelir ki bunlar biyografik sözlükler mesabesinde ki tabakat kitapları ve anlatılan şahsiyetlerin faziletlerine dair hasredilen menakıpnamelerdir. Fakat bu iki malzeme kaynağı da öznellik ve olgusal güvenilirlik zayıflığı sebebiyle şeffaflıktan uzaktırlar. Bu durum İmam Şafii’ye dair sağlıklı bilgi edinmeyi zorlaştırmaktadır ki kitaba da adını veren alim ve veli arasında kalan bir İmam Şafii portresi ortaya çıkmaktadır. Bu zorluğa rağmen yazarın İmam Şafii’nin çağdaşlarının ehl-i hadis ve ehl-i rey olarak bölündüğü ikircikli yapısına dair getirdiği eleştirel sentezi İmam Şafii’nin ortaya koyduğu uzlaşmacı tutumuna ek olarak özellikle düşünsel inşa faaliyeti sonucu üretmiş olduğu fıkıh usulünü/metodolojisini, er-Risale adlı eserinden hareketle son derece vazıh bir dil ve açıklayıcı bir üslup kullanarak ve dahası eleştirel bir dille kaleme aldığını ifade etmek gerekir.
“Kafa karıştıran şey, 11 Eylül’de seçilen hedefler ve teknolojinin olağanüstü kullanımıydı. Tarih boyunca benzer eylemler gerçekleştirilmiş ve benzerleri hala dünya çapında gerçekleştirilmektedir. Batı’da yazılan, deneyimlenen ve şekillenen tarih, geçmişin, günün ve geleceğin başka yerlerde hayal edilme biçimlerine ters düşmektedir.”
“İslam dünyası genel olarak bilimlerde ve teknolojide Batı karşısında geri kalmışlığın bedelini önce peyderpey sömürgeleşerek sonra da değerler krizine duçar olmakla ödemeye başlamıştır. Hala da bu kriz, bütün acımasızlığıyla Müslüman dünyayı kasıp kavurmaktadır.”
“Bil ki ibadet kavramı, mekreme (ahlak ilkeleri) kavramından daha genel bir anlam içerir. Her ahlaki ilke ibadettir, ama her ibadet ahlaki ilke değildir. Aralarındaki belirgin fark şudur: İbadetlerin bilinen farzları, belirlenmiş sınırları vardır. Bu nedenle onları terk eden, haddi aşan zalim olur. “
“Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta-
“Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından, taarruzlarını halkın arasında yaşayan düzmece değerlere yönelttiler.”
Teoriden Pratiğe Devlet
İmam Şafii: Âlim ve Veli
”Şafii, bilinmeyen veya doğrulanamayacak kanıtlara yaslanan geniş kapsamlı mutabakatlardansa metinsel kaynakları yeğ tutar. Bu tercihi, onu ilk dönemlerinde rakiplerinin karşı çıktığı başka bir tercihe götürür: Şafii, bir sahabeden kaynaklanan tek tük rivayetleri dahi, ilahi metinlerin zincirinden boşanmış insan aklının bulup destekleyeceği görüşlere tercih etmiştir. Bazen yalnızca tek bir güvenilir kişinin otoritesine dayanan bu rivayetler, tevatürün tasdiklerine kıyasla epistemolojik açıdan daha dayanaksız olabilir, ancak onlara göre amel etmek makbuldür. Şafii’ye göre ilk nesilden Müslümanlar arasındaki anlaşmazlık sorunu metodoloji bakımından önemlidir.”
ABD’de Boston Üniversitesi’nde hukuk, toplumsal cinsiyet ve etik açısından İslâm üzerine dersler veren ve araştırmalar yapan Kecia Ali akademik çalışmalarına bir de biyografik bir eser eklemiştir. Kecia Ali bu biyografik eserinde fıkıh usulüne dair ilk yazılı eserin sahibi ve kendi ismiyle anılan bir mezhep inşa etmiş bulunan İmam Şafii’yi mercek altına almıştır. Kecia Ali’nin de belirttiği üzere İmam Şafii’ye dair bilgimiz iki tür kaynaktan gelir ki bunlar biyografik sözlükler mesabesinde ki tabakat kitapları ve anlatılan şahsiyetlerin faziletlerine dair hasredilen menakıpnamelerdir. Fakat bu iki malzeme kaynağı da öznellik ve olgusal güvenilirlik zayıflığı sebebiyle şeffaflıktan uzaktırlar. Bu durum İmam Şafii’ye dair sağlıklı bilgi edinmeyi zorlaştırmaktadır ki kitaba da adını veren alim ve veli arasında kalan bir İmam Şafii portresi ortaya çıkmaktadır. Bu zorluğa rağmen yazarın İmam Şafii’nin çağdaşlarının ehl-i hadis ve ehl-i rey olarak bölündüğü ikircikli yapısına dair getirdiği eleştirel sentezi İmam Şafii’nin ortaya koyduğu uzlaşmacı tutumuna ek olarak özellikle düşünsel inşa faaliyeti sonucu üretmiş olduğu fıkıh usulünü/metodolojisini, er-Risale adlı eserinden hareketle son derece vazıh bir dil ve açıklayıcı bir üslup kullanarak ve dahası eleştirel bir dille kaleme aldığını ifade etmek gerekir.
Bu yazının devamı 212. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
212. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Kültür Atlasımıza Göre İnsan, Ruhî İnceliği Ve Zarafetiyle Terbiye Olunur
“Kafa karıştıran şey, 11 Eylül’de seçilen hedefler ve teknolojinin olağanüstü kullanımıydı. Tarih boyunca benzer eylemler gerçekleştirilmiş ve benzerleri hala dünya çapında gerçekleştirilmektedir. Batı’da yazılan, deneyimlenen ve şekillenen tarih, geçmişin, günün ve geleceğin başka yerlerde hayal edilme biçimlerine ters düşmektedir.”
Çocuk Edebiyatına Büyükçe Meraklar
“İslam dünyası genel olarak bilimlerde ve teknolojide Batı karşısında geri kalmışlığın bedelini önce peyderpey sömürgeleşerek sonra da değerler krizine duçar olmakla ödemeye başlamıştır. Hala da bu kriz, bütün acımasızlığıyla Müslüman dünyayı kasıp kavurmaktadır.”
Şiddetin Postmodern Çehreleri
“Bil ki ibadet kavramı, mekreme (ahlak ilkeleri) kavramından daha genel bir anlam içerir. Her ahlaki ilke ibadettir, ama her ibadet ahlaki ilke değildir. Aralarındaki belirgin fark şudur: İbadetlerin bilinen farzları, belirlenmiş sınırları vardır. Bu nedenle onları terk eden, haddi aşan zalim olur. “
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’!
“Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta-
‘İslam’ Münakaşa Değil; ‘Mütalaa Edilmelidir’
“Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından, taarruzlarını halkın arasında yaşayan düzmece değerlere yönelttiler.”
Alışverişe devam et