“Kur’an’a göre insan değersiz bir şey değildir. Maddenin bir kereliğine ve sonsuza kadar yok olacak, minicik bir parçası değildir. Bedeniyle öyle olsa dahi, ruhuyla birlikte doğada sürüklenir ve ‘şeylerin hiç doğmadığı yere’ değil, şeylerin gerçek olduğu yere doğru ilerler. Ahirete inanmayanların, ‘yaşam dünyadan ibarettir, yaşarız ve ölürüz bizi yalnızca zaman yok eder’ diyerek reddettikleri öteyaşamın mevcudiyeti inananların hayatının kilit taşıdır. Onların gerçekten geçici ve yıkıcı olan bu dünyada yaşamalarının sebebi, kalıcı ve mutlu bir dünyada yeniden doğmaktır. Felaket ve acılar karşısında sabır gösterilmesi gerektiği doğrudur; fakat bu, talihsizliklerin önemsiz olmaları, gerçek bir değere sahip olmamalarından dolayı değil, tanrısal sınavlar olmaları ve dindar insanın sonsuz yaşamını kazanmak için onlara yılmadan göğüs germesi gerektiğindendir. Yol her zaman açıktır: Tanrı insanı yaratır, sınar, dünyaya getirir ve ölüme doğru, ölümlü dünyadan ölümsüz dünyaya doğru götürür.”
Fehmi Jadaane, Stoacılığın Müslüman düşünürler üzerindeki etkisinin abartıldığı kadar çok olmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ona göre Stoacılık, Aristotelesçilik ve Platonculuk kadar İslam düşüncesine etki etmemiştir. Müslüman düşünürler Stoacılıktan ağırlıklı olarak ahlak alanında etkilenmiştir. Bu da İslam dünyasında Stoacılığın salt bir ahlak öğretisi olduğu yaygın ve hatalı kanısını oluşturmuştur. Oysa Stoacılık, metafizik, fizik ve mantık disiplinlerine dair ciddi bir düşünsel çabayı da içerisinde barındırır. Stoacılığın felsefi sisteminin Tanrı ve nefs öğretisi de dahil olmak üzere materyalizm üzerine inşa edildiğinden dolayı İslam inancı ile uyuşmadığını da belirtir. Ona göre Stoacılığın öte dünya öğretisini mümkün görmemesi bu uyuşmazlığın en temel noktasıdır. Bu noktayı belirtirken de Kur’an ayetlerinden deliller getirir. Delillendirmenin amacı ise Stoacılığın Hristiyanlıkta olduğunun tersine hiçbir şekilde Kur’an’ın mesajına etki etmediğini vurgulamaktır. Özet niteliğinde vurgulamak gerekirse Jadaane’nin tezi Stoacılığın İslam’ın temel inanç öğretilerine etki etmediği yönündedir.
Bu yazının devamı
208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Teröristlerin işledikleri korkunç şeylerin, bazen ahlâki olarak meşru olduğunu bir mazeret olarak öne sürmek istemiyorum. Ben yalnızca, modern devletlerin daha kolay bir şekilde ve şimdiye kadar olanlardan da çok büyük bir ölçekte hayatı tahrip ve kesintiye uğratabilmeye muktedir oldukları ve teröristlerin asla
“Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta-
“Modern sanayi uygarlığı dünyayı ateşe vermenin eşiğinde. Toplumsal oluşumların ve toplulukların kökünün kurutulması, insani müştereklerin bağımlı olduğu canlı yeryüzü-sisteminin söndürülmesiyle iç içe geçmiş durumda. Artık kapitalizmin en son, ‘yakıp-yıkma’ safhasındayız.
“Kafa karıştıran şey, 11 Eylül’de seçilen hedefler ve teknolojinin olağanüstü kullanımıydı. Tarih boyunca benzer eylemler gerçekleştirilmiş ve benzerleri hala dünya çapında gerçekleştirilmektedir. Batı’da yazılan, deneyimlenen ve şekillenen tarih, geçmişin, günün ve geleceğin başka yerlerde hayal edilme
“Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından,
Meşruiyetin Görünümleri
STOACILIĞIN İSLAM DÜŞÜNCESİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
“Kur’an’a göre insan değersiz bir şey değildir. Maddenin bir kereliğine ve sonsuza kadar yok olacak, minicik bir parçası değildir. Bedeniyle öyle olsa dahi, ruhuyla birlikte doğada sürüklenir ve ‘şeylerin hiç doğmadığı yere’ değil, şeylerin gerçek olduğu yere doğru ilerler. Ahirete inanmayanların, ‘yaşam dünyadan ibarettir, yaşarız ve ölürüz bizi yalnızca zaman yok eder’ diyerek reddettikleri öteyaşamın mevcudiyeti inananların hayatının kilit taşıdır. Onların gerçekten geçici ve yıkıcı olan bu dünyada yaşamalarının sebebi, kalıcı ve mutlu bir dünyada yeniden doğmaktır. Felaket ve acılar karşısında sabır gösterilmesi gerektiği doğrudur; fakat bu, talihsizliklerin önemsiz olmaları, gerçek bir değere sahip olmamalarından dolayı değil, tanrısal sınavlar olmaları ve dindar insanın sonsuz yaşamını kazanmak için onlara yılmadan göğüs germesi gerektiğindendir. Yol her zaman açıktır: Tanrı insanı yaratır, sınar, dünyaya getirir ve ölüme doğru, ölümlü dünyadan ölümsüz dünyaya doğru götürür.”
Fehmi Jadaane, Stoacılığın Müslüman düşünürler üzerindeki etkisinin abartıldığı kadar çok olmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ona göre Stoacılık, Aristotelesçilik ve Platonculuk kadar İslam düşüncesine etki etmemiştir. Müslüman düşünürler Stoacılıktan ağırlıklı olarak ahlak alanında etkilenmiştir. Bu da İslam dünyasında Stoacılığın salt bir ahlak öğretisi olduğu yaygın ve hatalı kanısını oluşturmuştur. Oysa Stoacılık, metafizik, fizik ve mantık disiplinlerine dair ciddi bir düşünsel çabayı da içerisinde barındırır. Stoacılığın felsefi sisteminin Tanrı ve nefs öğretisi de dahil olmak üzere materyalizm üzerine inşa edildiğinden dolayı İslam inancı ile uyuşmadığını da belirtir. Ona göre Stoacılığın öte dünya öğretisini mümkün görmemesi bu uyuşmazlığın en temel noktasıdır. Bu noktayı belirtirken de Kur’an ayetlerinden deliller getirir. Delillendirmenin amacı ise Stoacılığın Hristiyanlıkta olduğunun tersine hiçbir şekilde Kur’an’ın mesajına etki etmediğini vurgulamaktır. Özet niteliğinde vurgulamak gerekirse Jadaane’nin tezi Stoacılığın İslam’ın temel inanç öğretilerine etki etmediği yönündedir.
Bu yazının devamı 208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bellek Yitimine Karşı KİMLİK
“Teröristlerin işledikleri korkunç şeylerin, bazen ahlâki olarak meşru olduğunu bir mazeret olarak öne sürmek istemiyorum. Ben yalnızca, modern devletlerin daha kolay bir şekilde ve şimdiye kadar olanlardan da çok büyük bir ölçekte hayatı tahrip ve kesintiye uğratabilmeye muktedir oldukları ve teröristlerin asla
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’!
“Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta-
Bir Söylev Olarak Müzik
“Modern sanayi uygarlığı dünyayı ateşe vermenin eşiğinde. Toplumsal oluşumların ve toplulukların kökünün kurutulması, insani müştereklerin bağımlı olduğu canlı yeryüzü-sisteminin söndürülmesiyle iç içe geçmiş durumda. Artık kapitalizmin en son, ‘yakıp-yıkma’ safhasındayız.
Kültür Atlasımıza Göre İnsan, Ruhî İnceliği Ve Zarafetiyle Terbiye Olunur
“Kafa karıştıran şey, 11 Eylül’de seçilen hedefler ve teknolojinin olağanüstü kullanımıydı. Tarih boyunca benzer eylemler gerçekleştirilmiş ve benzerleri hala dünya çapında gerçekleştirilmektedir. Batı’da yazılan, deneyimlenen ve şekillenen tarih, geçmişin, günün ve geleceğin başka yerlerde hayal edilme
‘İslam’ Münakaşa Değil; ‘Mütalaa Edilmelidir’
“Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından,
Alışverişe devam et