İnsan bir ömür yaşıyor da bazen kendine, kendi meziyet ve yeteneklerinin farkına varamadan göçüp gidebiliyor.
Başkasına, başka hayatlara gösterdiği dikkati, rikkati, takibi kendi hayatına gösteremeyebiliyor. Öyle ki o ne yaptı, bu ne yaptı diyerek her gün onlarca, yüzlerce insanın dünyasına, yaşam tarzına şahitlik ederken; kendi yaşamı üzerine “ben ne yapıyorum” sorusunu soracak ve üzerine düşünecek vakit bulamayabiliyor…
Bu yazının devamı
212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İvan Aleksandroviç Gonçarov’un Oblomov kitabı 1859 yılında yayınlanmış olan ve 19. yüzyıl Rus aristokrat toplumunun portresini anlatan bir kitap olması hasebiyle edebi ve sosyolojik açıdan paha biçilemez kıymettedir. Bu kitabın yazılmasından yaklaşık dört yıl sonra köylülük yani kölelik kaldırılacaktır.
Son zamanlarda sıklıkla kentsel yaşamın yergisi yapılırken, modern teknolojik bireyin çağdaş ağıdı yakılmakta ve herkes bâkir olarak varsayılan doğaya davet edilmektedir. Bir tür popüler kültür eleştirisi yapan bu popüler söylem bu yazının çıkış noktasını tayin etmektedir.
Bir insan kaç yaşına kadar okuyabilir, niçin okur, okumanın, öğrenmenin yaşı veya sınırı var mıdır? Okumak nasıl bir özgünlük ya da özgürlük sunar? Yolumuzu aydınlatmak için eğitimli olmak şart mıdır, eğitim olmadan da özgür olamaz mıyız?
İslam dünyasında bütün insanlığı kuşatacak kurucu fikirler ortaya koymanın aciliyetinin bilincinde, zamanın ruhunu kavramış çok kıymetli alimler düşünürler ve entelektüeller var. Fakat savaşların üzerimize boca ettiği kan ve gözyaşının yarattığı sellerin sesi, bu naif ve derinden gelen seslerin duyulmasını engelliyor. Bir de bir kişiyi ya bütünüyle kabul ya da ret etme zorunluluğu varmış gibi, en küçük bir fikir ayrılığı yaklaşım farklılığı bile düşünce üreten insanların hızla tasfiyesine yol açıyor.
Kendi Bahçeni Sen Yeşertmelisin…
“Başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yeşert…
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ne kadar dayanıklı olduğunu göreceksin…
Ne kadar güçlü olduğunu
Ve ne kadar değerli olduğunu öğreneceksin…
Her yeni elveda ile öğreneceksin…”
Veronica A. Shoffstaal
İnsan bir ömür yaşıyor da bazen kendine, kendi meziyet ve yeteneklerinin farkına varamadan göçüp gidebiliyor.
Başkasına, başka hayatlara gösterdiği dikkati, rikkati, takibi kendi hayatına gösteremeyebiliyor. Öyle ki o ne yaptı, bu ne yaptı diyerek her gün onlarca, yüzlerce insanın dünyasına, yaşam tarzına şahitlik ederken; kendi yaşamı üzerine “ben ne yapıyorum” sorusunu soracak ve üzerine düşünecek vakit bulamayabiliyor…
Bu yazının devamı 212. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Çocuktu Kıyamadım Büyüktü Yenemedim
İvan Aleksandroviç Gonçarov’un Oblomov kitabı 1859 yılında yayınlanmış olan ve 19. yüzyıl Rus aristokrat toplumunun portresini anlatan bir kitap olması hasebiyle edebi ve sosyolojik açıdan paha biçilemez kıymettedir. Bu kitabın yazılmasından yaklaşık dört yıl sonra köylülük yani kölelik kaldırılacaktır.
Hayalin Şirin Tadı ya da Şehirden Kaçmanın Reçetesi
Son zamanlarda sıklıkla kentsel yaşamın yergisi yapılırken, modern teknolojik bireyin çağdaş ağıdı yakılmakta ve herkes bâkir olarak varsayılan doğaya davet edilmektedir. Bir tür popüler kültür eleştirisi yapan bu popüler söylem bu yazının çıkış noktasını tayin etmektedir.
Kosmosun Gölgesinde Dirayetli Bir Kaos Öyküsü: Evrenin Öncesi ve Şimdisi
Eski çamlar bardak olmuş, o devirler eskide kalmış, akıl almaz şeylermiş kimin umurunda, bizi hâlâ hikâyeler bağlıyor birbirimize.
Birinci Sınıf’ta Eğitim ve Özgürlük Arayışı
Bir insan kaç yaşına kadar okuyabilir, niçin okur, okumanın, öğrenmenin yaşı veya sınırı var mıdır? Okumak nasıl bir özgünlük ya da özgürlük sunar? Yolumuzu aydınlatmak için eğitimli olmak şart mıdır, eğitim olmadan da özgür olamaz mıyız?
Septik Bir Müslümanın Yolculuğu
İslam dünyasında bütün insanlığı kuşatacak kurucu fikirler ortaya koymanın aciliyetinin bilincinde, zamanın ruhunu kavramış çok kıymetli alimler düşünürler ve entelektüeller var. Fakat savaşların üzerimize boca ettiği kan ve gözyaşının yarattığı sellerin sesi, bu naif ve derinden gelen seslerin duyulmasını engelliyor. Bir de bir kişiyi ya bütünüyle kabul ya da ret etme zorunluluğu varmış gibi, en küçük bir fikir ayrılığı yaklaşım farklılığı bile düşünce üreten insanların hızla tasfiyesine yol açıyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.