Arkasından gidiyorum sizin olsun bu şehir.”
Dünya nüfusunun giderek artması ve köyden şehre göçlerin hızlanmasıyla birlikte büyük yerleşim yerlerinde daha fazla insan bir arada yaşamak zorunda kalmıştır. İnsanlar sitelerde, apartmanlarda geleneksel yaşam biçimlerinin çok uzağında refleksler geliştirmiştir. Kent yaşamı; nüfus artışına ve göçlere paralel olarak alışkanlıkları, kültürleri, tercihleri değiştirmiştir.
Türkiye’de köyden şehre göç eden insanlar büyük ölçüde tarım toplumu alışkanlıklarıyla kent yaşamına uyum sağlamaya çalışırken toplumsal sancıların gölgesinde ortaya oldukça fazla sorun çıkmıştır. Sanattan siyasete, toplumsal yaşamdan dini tutum ve yaklaşımlara kadar hemen her şey bu göçten etkilenmiştir, denilebilir. 1920’lerin ortalarında %24 olan kent nüfus oranı 2020’de %93’e ulaşmıştır. Köyden kente göç edenler köyde topluluk içerisinde bir anlam ifade ederlerken, kentte toplum içerisinde yer edinme mücadelesi vermek zorunda kalmıştır.
Bu bakımdan mevcut içtihat şartlarına ilave olarak günümüzdeki içtihat faaliyeti için “realiteyi görme ve dikkate alma” şartı da ilave edilmelidir. Tarihsel fıkıh birikiminin potansiyelini açığa çıkarmak ve bu yolla hayata katkıda bulunup yanlış uygulamaları ahlâki zemine çekecek şekilde yön vermek üzere günümüz İslam hukukçularının/fıkıhçıların karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik içtihat faaliyetinde bulunmaları hem bir hak hem de görevdir.
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir.
Âlemdeki düzenin en başında Allah vardır. Allah âlemi düzenli ve ahenkli bir şekilde var etmiş ve ona varlığını sürdürecek nitelikleri vermiştir. Bunun yanında insanlara da düzenli bir şekilde yaşamaları ve ortak bir amaca yönelmeleri için vahiy göndermiştir. Nasıl ki âlemin bir yöneticisi varsa gönderilen bu vahyi insanların uygulamasını sağlayacak bir yönetici olmalıdır. Aksi takdirde düzenli ve ortak amaca yönelmiş bir topluluk ortaya çıkamaz.
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
İnsanlar mı Şehirlerini Kaybetti Şehirler mi İnsanlarını
“Sırlarımı, düşlerimi, yüreğimi sırtladım,
Mavi diye sarıldığım umutları boşladım,
Yol boyunca dert yüklenmiş bir kervana rastladım,
Arkasından gidiyorum sizin olsun bu şehir.” Dünya nüfusunun giderek artması ve köyden şehre göçlerin hızlanmasıyla birlikte büyük yerleşim yerlerinde daha fazla insan bir arada yaşamak zorunda kalmıştır. İnsanlar sitelerde, apartmanlarda geleneksel yaşam biçimlerinin çok uzağında refleksler geliştirmiştir. Kent yaşamı; nüfus artışına ve göçlere paralel olarak alışkanlıkları, kültürleri, tercihleri değiştirmiştir. Türkiye’de köyden şehre göç eden insanlar büyük ölçüde tarım toplumu alışkanlıklarıyla kent yaşamına uyum sağlamaya çalışırken toplumsal sancıların gölgesinde ortaya oldukça fazla sorun çıkmıştır. Sanattan siyasete, toplumsal yaşamdan dini tutum ve yaklaşımlara kadar hemen her şey bu göçten etkilenmiştir, denilebilir. 1920’lerin ortalarında %24 olan kent nüfus oranı 2020’de %93’e ulaşmıştır. Köyden kente göç edenler köyde topluluk içerisinde bir anlam ifade ederlerken, kentte toplum içerisinde yer edinme mücadelesi vermek zorunda kalmıştır.Bu yazının devamı 203. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
203. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Günümüzde İçtihadın Anlamı ve İmkânı
Bu bakımdan mevcut içtihat şartlarına ilave olarak günümüzdeki içtihat faaliyeti için “realiteyi görme ve dikkate alma” şartı da ilave edilmelidir. Tarihsel fıkıh birikiminin potansiyelini açığa çıkarmak ve bu yolla hayata katkıda bulunup yanlış uygulamaları ahlâki zemine çekecek şekilde yön vermek üzere günümüz İslam hukukçularının/fıkıhçıların karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik içtihat faaliyetinde bulunmaları hem bir hak hem de görevdir.
Gönül Maarifi ve Maarifin Gönlü: Bir Mukaddime Teşebbüsü
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir.
Kitâbü’l-Mille Çerçevesinde Fârâbî’de Şehrin Meşruiyeti
Âlemdeki düzenin en başında Allah vardır. Allah âlemi düzenli ve ahenkli bir şekilde var etmiş ve ona varlığını sürdürecek nitelikleri vermiştir. Bunun yanında insanlara da düzenli bir şekilde yaşamaları ve ortak bir amaca yönelmeleri için vahiy göndermiştir. Nasıl ki âlemin bir yöneticisi varsa gönderilen bu vahyi insanların uygulamasını sağlayacak bir yönetici olmalıdır. Aksi takdirde düzenli ve ortak amaca yönelmiş bir topluluk ortaya çıkamaz.
Okul Öncesi Çocukların Kitaplarla Tanışması
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Garibal Enfeksiyonlar-2
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Alışverişe devam et