Son iki yüzyıldır Müslüman bilim adamlarının gündeminden düşmeyen ve değişik boyutlarda çeşitli yönleriyle tartışılan içtihat (ictihâd) konusu, doğru bir çerçeveye oturtulamamış gözükmektedir. İçtihat kapısının kapalı olup olmadığı tartışmasından, telfîk savunularına ve oradan serbest içtihat çağrılarına uzanan geniş bir yelpazede, konu, doğrularla yanlışların iç içe olduğu bir sunuma maruz kalmıştır. Baştan söyleyelim ki tarihsel tecrübede içtihadın mahiyeti, sosyal ve siyasal bağlamla ilişkisi içerisinde işlevi doğru anlaşılmadan ve geçmişle ve bugünle bir şekilde bağlantı kurulmadan sağlıklı bir içtihat söylemi oluşturmak mümkün değildir.
Bu kısa yazıda içtihat meselesine yaklaşım farklılıklarına ve içtihadın tarihsel süreçte gerçekleşme biçimlerine işaret ederek modern dönemde içtihadın anlam ve keyfiyetine dair bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.
Tarihsel Süreçte İçtihat
Fıkıh usulü literatüründe içtihat konusu ile ilgili tartışmalar Hz. Peygamber dönemine kadar götürülür. Bu meyanda Hz. Peygamberin içtihat edip etmediği, Hz. Peygamber hayatta iken sahabenin -onun huzurunda veya gıyabında- içtihat edip etmediği, sahabenin reye başvurmasının anlam ve mahiyeti gibi konular, neredeyse tüm ihtimaller göz önüne alınarak en ince ayrıntılarına kadar tartışılır. Bu ve benzeri tartışmalar, doğrudan veya dolaylı biçimde, Hz. Peygamberin vefatından sonraki dönemde içtihadın imkân ve meşruiyetini temellendirme çabasıyla ilintilidir.
Bu yazının devamı
219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı,
Toplumların kolektif kimliklerini inşa etme süreçleri sosyal uzam içerisinde ortak semboller, ritüeller, mitler ve değerler üzerinden güç kazanır. Robert Bellah’ın 1967’de Amerikan toplumu üzerine geliştirdiği sivil din kavramı,
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır.
Günümüzde İçtihadın Anlamı ve İmkânı
Giriş
Son iki yüzyıldır Müslüman bilim adamlarının gündeminden düşmeyen ve değişik boyutlarda çeşitli yönleriyle tartışılan içtihat (ictihâd) konusu, doğru bir çerçeveye oturtulamamış gözükmektedir. İçtihat kapısının kapalı olup olmadığı tartışmasından, telfîk savunularına ve oradan serbest içtihat çağrılarına uzanan geniş bir yelpazede, konu, doğrularla yanlışların iç içe olduğu bir sunuma maruz kalmıştır. Baştan söyleyelim ki tarihsel tecrübede içtihadın mahiyeti, sosyal ve siyasal bağlamla ilişkisi içerisinde işlevi doğru anlaşılmadan ve geçmişle ve bugünle bir şekilde bağlantı kurulmadan sağlıklı bir içtihat söylemi oluşturmak mümkün değildir.
Bu kısa yazıda içtihat meselesine yaklaşım farklılıklarına ve içtihadın tarihsel süreçte gerçekleşme biçimlerine işaret ederek modern dönemde içtihadın anlam ve keyfiyetine dair bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.
Tarihsel Süreçte İçtihat
Fıkıh usulü literatüründe içtihat konusu ile ilgili tartışmalar Hz. Peygamber dönemine kadar götürülür. Bu meyanda Hz. Peygamberin içtihat edip etmediği, Hz. Peygamber hayatta iken sahabenin -onun huzurunda veya gıyabında- içtihat edip etmediği, sahabenin reye başvurmasının anlam ve mahiyeti gibi konular, neredeyse tüm ihtimaller göz önüne alınarak en ince ayrıntılarına kadar tartışılır. Bu ve benzeri tartışmalar, doğrudan veya dolaylı biçimde, Hz. Peygamberin vefatından sonraki dönemde içtihadın imkân ve meşruiyetini temellendirme çabasıyla ilintilidir.
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gazze’deki Acılar ve Teodise
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
BM Çocuk Hakları Sözleşmesine Eleştirel Yaklaşım
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı,
Türkiye’de Ulusal Kimliğin İnşası: Sivil Din ve Sembolik İktidar
Toplumların kolektif kimliklerini inşa etme süreçleri sosyal uzam içerisinde ortak semboller, ritüeller, mitler ve değerler üzerinden güç kazanır. Robert Bellah’ın 1967’de Amerikan toplumu üzerine geliştirdiği sivil din kavramı,
Gazze’nin Hatırlattıkları ve Gösterdikleri
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
İçtihad Kapısı Kapalı mıydı Gerçekten, Ya da Hangi İçtihad?
İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.