Son iki yüzyıldır Müslüman bilim adamlarının gündeminden düşmeyen ve değişik boyutlarda çeşitli yönleriyle tartışılan içtihat (ictihâd) konusu, doğru bir çerçeveye oturtulamamış gözükmektedir. İçtihat kapısının kapalı olup olmadığı tartışmasından, telfîk savunularına ve oradan serbest içtihat çağrılarına uzanan geniş bir yelpazede, konu, doğrularla yanlışların iç içe olduğu bir sunuma maruz kalmıştır. Baştan söyleyelim ki tarihsel tecrübede içtihadın mahiyeti, sosyal ve siyasal bağlamla ilişkisi içerisinde işlevi doğru anlaşılmadan ve geçmişle ve bugünle bir şekilde bağlantı kurulmadan sağlıklı bir içtihat söylemi oluşturmak mümkün değildir.
Bu kısa yazıda içtihat meselesine yaklaşım farklılıklarına ve içtihadın tarihsel süreçte gerçekleşme biçimlerine işaret ederek modern dönemde içtihadın anlam ve keyfiyetine dair bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.
Tarihsel Süreçte İçtihat
Fıkıh usulü literatüründe içtihat konusu ile ilgili tartışmalar Hz. Peygamber dönemine kadar götürülür. Bu meyanda Hz. Peygamberin içtihat edip etmediği, Hz. Peygamber hayatta iken sahabenin -onun huzurunda veya gıyabında- içtihat edip etmediği, sahabenin reye başvurmasının anlam ve mahiyeti gibi konular, neredeyse tüm ihtimaller göz önüne alınarak en ince ayrıntılarına kadar tartışılır. Bu ve benzeri tartışmalar, doğrudan veya dolaylı biçimde, Hz. Peygamberin vefatından sonraki dönemde içtihadın imkân ve meşruiyetini temellendirme çabasıyla ilintilidir.
Bu yazının devamı
219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Peki, esas noktaya gelecek olursak, dini temelden yoksun kalındığında, ahlâki normlar hâlâ bağlayıcılığını koruyabilir mi? İnsanların, kendinden büyük bir otorite olmaksızın, bencillikten ve faydacı hesaplardan arınmış bir etik ilke etrafında birleşebilmesi mümkün müdür?
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
Günümüzde İçtihadın Anlamı ve İmkânı
Giriş
Son iki yüzyıldır Müslüman bilim adamlarının gündeminden düşmeyen ve değişik boyutlarda çeşitli yönleriyle tartışılan içtihat (ictihâd) konusu, doğru bir çerçeveye oturtulamamış gözükmektedir. İçtihat kapısının kapalı olup olmadığı tartışmasından, telfîk savunularına ve oradan serbest içtihat çağrılarına uzanan geniş bir yelpazede, konu, doğrularla yanlışların iç içe olduğu bir sunuma maruz kalmıştır. Baştan söyleyelim ki tarihsel tecrübede içtihadın mahiyeti, sosyal ve siyasal bağlamla ilişkisi içerisinde işlevi doğru anlaşılmadan ve geçmişle ve bugünle bir şekilde bağlantı kurulmadan sağlıklı bir içtihat söylemi oluşturmak mümkün değildir.
Bu kısa yazıda içtihat meselesine yaklaşım farklılıklarına ve içtihadın tarihsel süreçte gerçekleşme biçimlerine işaret ederek modern dönemde içtihadın anlam ve keyfiyetine dair bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.
Tarihsel Süreçte İçtihat
Fıkıh usulü literatüründe içtihat konusu ile ilgili tartışmalar Hz. Peygamber dönemine kadar götürülür. Bu meyanda Hz. Peygamberin içtihat edip etmediği, Hz. Peygamber hayatta iken sahabenin -onun huzurunda veya gıyabında- içtihat edip etmediği, sahabenin reye başvurmasının anlam ve mahiyeti gibi konular, neredeyse tüm ihtimaller göz önüne alınarak en ince ayrıntılarına kadar tartışılır. Bu ve benzeri tartışmalar, doğrudan veya dolaylı biçimde, Hz. Peygamberin vefatından sonraki dönemde içtihadın imkân ve meşruiyetini temellendirme çabasıyla ilintilidir.
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Seküler Bir Ahlâkın İmkânı Nedir?
Peki, esas noktaya gelecek olursak, dini temelden yoksun kalındığında, ahlâki normlar hâlâ bağlayıcılığını koruyabilir mi? İnsanların, kendinden büyük bir otorite olmaksızın, bencillikten ve faydacı hesaplardan arınmış bir etik ilke etrafında birleşebilmesi mümkün müdür?
İktisadî Hayat ve Temel Prensipler
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Garibal Enfeksiyonlar-2
Peki, hakikat nerededir? Ben de mi yoksa benden bağımsız olarak benim dışımda mıdır? Hakikat zaten var mıdır yoksa hakikati ben mi oluşturmalıyım? Bilgiye ulaşmadaki gayem nedir? Hangi metotlarla bilgiye ulaşabilirim?
Hukukun Üstünlüğü Bir Safsatadan mı İbaret?
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
Filistin Cephesinde Değişen Bir Şey Yok: İhanet, Drama, Cinayet, Kehanet ve Kıyamet
Yahudi Siyonizmi: Siyonizm, bedeni doğu, aklı batı, ruhu araf, kalbi sarı. Siyonizm, geçmişi Avrupa, bugünü Gazze, yarını Fırat. Siyonizm, dünü altın buzağı, şimdisi kızıl düve, sonrası kurban. Siyonizm, okuduğu Tevrat, anladığı Kâbil, anlamadığı 10 Emir. Siyonizm, adı Kudüs, sanı hırsız, cismi katil. Siyonizm, tutunduğu dünya, istikameti Gog ve Magog, menzilinde altın çağ. Siyonizm, Tanrı’yı ırkçı zanneden ve O’na sürekli şımaran.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.