Bu topraklarda varlığına anlam bulmuş bizler, itiraf edelim ki anlamımızı unuttuk. Kendimizi unuttuk, dünyamızı unuttuk, unutulması gereken her şeyi unuttuk. Ama unutulması gerekenlere biz karar vermedik. Bunu da unuttuk. Niçin unuttuğumuzu da unuttuk. Ama belki de en vahim olanı şu oldu: Neyi unuttuğumuzu unuttuk. Unutulan şeyler bir gün tekrar hatırlanabilir. Bunun için neyi unuttuğumuzu bilmemiz yeterlidir. Ama neyi unuttuğumuzu unuttuysak işte bu en vahim, en acımasız olanı budur. Bu metin unuttuklarımıza dairdir. Ama unuttuklarımızı hatırlamak gibi zor bir işin üstesinden gelemediğinin/gelemeyeceğinin de farkındadır. Bundan acı çekmektedir. Muvaffak olabilirse niyeti, neyi unuttuğumuzun unutuluşuna dair bir tezkire olmaya çalışmaktan ibarettir.
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir. Maarif, kökü itibariyle tanıma, anlama, fark etme demektir. Saf anlamıyla epistemik bir duruma işaret etmez. Epistemik durumda karşınızdaki nesne ile aranızda epistemik cehalet, epistemik bilgiler sayesinde ortadan kalkabilir. Bilmek bu anlamda hakkında bilginizin olmadığı şey hakkında bilgi sahibi olmaktır. Ama maarif öyle mi?
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Nitekim bu sapkın düşünce onu, kendisinin de borcu olduğu yaşlı bir tefeci kadını ve cinayeti gören yardımcı komşu kadını öldürmeye yöneltmiş, kendinden sonra gelecek bütün edebiyat tarihine indirilmiş haldeki baltasıyla bir cinayet işlemiş, ancak cinayeti işledikten sonra, her ne kadar kendisini bir Napolyon gibi görmeye çalışmışsa da vicdanı bu role itiraz etmiş, evvela işlemiş olduğu suçun cenderesinde dönmeye başlayıp vicdanıyla baş başa kaldığı her dakika boyunca da dayanılmaz bir gerilimin ortasında kalmıştır.
İslâm’ın temel esaslarından biri olan oruç, ay takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan’da Müslümanların tüm ayı oruçla geçirmesidir. Müslümanlar ve Gayr-ı Müslimler için oldukça mühim olan oruç ayının maksadını doğru kavramak önemlidir çünkü çoğu zaman çok şekilsel olarak oruç tutuyoruz;
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
Gemi batıyor, seyrediyorlar. Bir heyula dolaşıyor, dinliyorlar. Dünya değişiyor, bakmıyorlar. Bir şeyler yaşıyoruz, şahit oluyoruz. Dönüşen sadece nesneler, mekânlar, olaylar, kişiler değil. Yaşadığımız gariplik bizi dönüştürüyor. Hem de dönüşümün ruhuna aykırı bir şekilde. İnsanı yavaş yavaş olgunlaştıran, var eden bir dönüşümden çok, şokla, özüne aykırı şekilde, varoluşunu tamamlamadan olgunlaştıran bir dönüşüm bu yaşadığımız.
Gönül Maarifi ve Maarifin Gönlü: Bir Mukaddime Teşebbüsü
Takdim
Bu topraklarda varlığına anlam bulmuş bizler, itiraf edelim ki anlamımızı unuttuk. Kendimizi unuttuk, dünyamızı unuttuk, unutulması gereken her şeyi unuttuk. Ama unutulması gerekenlere biz karar vermedik. Bunu da unuttuk. Niçin unuttuğumuzu da unuttuk. Ama belki de en vahim olanı şu oldu: Neyi unuttuğumuzu unuttuk. Unutulan şeyler bir gün tekrar hatırlanabilir. Bunun için neyi unuttuğumuzu bilmemiz yeterlidir. Ama neyi unuttuğumuzu unuttuysak işte bu en vahim, en acımasız olanı budur. Bu metin unuttuklarımıza dairdir. Ama unuttuklarımızı hatırlamak gibi zor bir işin üstesinden gelemediğinin/gelemeyeceğinin de farkındadır. Bundan acı çekmektedir. Muvaffak olabilirse niyeti, neyi unuttuğumuzun unutuluşuna dair bir tezkire olmaya çalışmaktan ibarettir.
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir. Maarif, kökü itibariyle tanıma, anlama, fark etme demektir. Saf anlamıyla epistemik bir duruma işaret etmez. Epistemik durumda karşınızdaki nesne ile aranızda epistemik cehalet, epistemik bilgiler sayesinde ortadan kalkabilir. Bilmek bu anlamda hakkında bilginizin olmadığı şey hakkında bilgi sahibi olmaktır. Ama maarif öyle mi?
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Raskolnikov, Ahlâk, Adalet ve Günümüz: Suçun Vicdani Anatomisi
Nitekim bu sapkın düşünce onu, kendisinin de borcu olduğu yaşlı bir tefeci kadını ve cinayeti gören yardımcı komşu kadını öldürmeye yöneltmiş, kendinden sonra gelecek bütün edebiyat tarihine indirilmiş haldeki baltasıyla bir cinayet işlemiş, ancak cinayeti işledikten sonra, her ne kadar kendisini bir Napolyon gibi görmeye çalışmışsa da vicdanı bu role itiraz etmiş, evvela işlemiş olduğu suçun cenderesinde dönmeye başlayıp vicdanıyla baş başa kaldığı her dakika boyunca da dayanılmaz bir gerilimin ortasında kalmıştır.
Oruç Hakikati
İslâm’ın temel esaslarından biri olan oruç, ay takviminin dokuzuncu ayı olan Ramazan’da Müslümanların tüm ayı oruçla geçirmesidir. Müslümanlar ve Gayr-ı Müslimler için oldukça mühim olan oruç ayının maksadını doğru kavramak önemlidir çünkü çoğu zaman çok şekilsel olarak oruç tutuyoruz;
Gündelik Dil Felsefesi
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
Ölümlülük Tedavisinde Yeni Nesil Şirketler
İnsan ne için yaşar? Ölmek için mi? Ölmeyecek gibi yaşayanların ölmeyecek gibi ettikleri dualar hazır olunamayana dair bir refleks midir? İnsan niçin unutur? Merkezinde yer aldığını düşündüğü dünya hayatı, her zaman öyle olmadığı hâlde hangi kritere göre ‘tatlı’ gelir? Ölüme dair söylenecekler bizi ölümsüzlüğe dair söyleneceklere neden götürür?
Bir Garip Dünyada Çocuklara Seslenmek
Gemi batıyor, seyrediyorlar. Bir heyula dolaşıyor, dinliyorlar. Dünya değişiyor, bakmıyorlar. Bir şeyler yaşıyoruz, şahit oluyoruz. Dönüşen sadece nesneler, mekânlar, olaylar, kişiler değil. Yaşadığımız gariplik bizi dönüştürüyor. Hem de dönüşümün ruhuna aykırı bir şekilde. İnsanı yavaş yavaş olgunlaştıran, var eden bir dönüşümden çok, şokla, özüne aykırı şekilde, varoluşunu tamamlamadan olgunlaştıran bir dönüşüm bu yaşadığımız.
Alışverişe devam et