Bu topraklarda varlığına anlam bulmuş bizler, itiraf edelim ki anlamımızı unuttuk. Kendimizi unuttuk, dünyamızı unuttuk, unutulması gereken her şeyi unuttuk. Ama unutulması gerekenlere biz karar vermedik. Bunu da unuttuk. Niçin unuttuğumuzu da unuttuk. Ama belki de en vahim olanı şu oldu: Neyi unuttuğumuzu unuttuk. Unutulan şeyler bir gün tekrar hatırlanabilir. Bunun için neyi unuttuğumuzu bilmemiz yeterlidir. Ama neyi unuttuğumuzu unuttuysak işte bu en vahim, en acımasız olanı budur. Bu metin unuttuklarımıza dairdir. Ama unuttuklarımızı hatırlamak gibi zor bir işin üstesinden gelemediğinin/gelemeyeceğinin de farkındadır. Bundan acı çekmektedir. Muvaffak olabilirse niyeti, neyi unuttuğumuzun unutuluşuna dair bir tezkire olmaya çalışmaktan ibarettir.
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir. Maarif, kökü itibariyle tanıma, anlama, fark etme demektir. Saf anlamıyla epistemik bir duruma işaret etmez. Epistemik durumda karşınızdaki nesne ile aranızda epistemik cehalet, epistemik bilgiler sayesinde ortadan kalkabilir. Bilmek bu anlamda hakkında bilginizin olmadığı şey hakkında bilgi sahibi olmaktır. Ama maarif öyle mi?
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı koruma altına almak anlamındaki ”hikaye” kökünden gelen “ittika” sözlükte;
Theseus’un Gemisi, felsefenin en bilinen ve en eski paradokslarından biridir ve temel olarak kimlik ile süreklilik ilişkisini sorgular. Zaman içerisinde parçaları tek tek değiştirilen bir nesnenin, tüm bileşenleri yenilendiğinde hâlâ aynı nesne olarak kabul edilip
Mü’min; yaşamın bütün uğrak yerlerinde “şeylerin” farkına varabilendir. Mükellef olduğu ibadetlerinin vakte bağlı oluşu mü’mini, akıp giden zamanın farkına vardırır. Mü’min, kendisini esir almaya çalışan zamana, vakit ile etkin müdahale eder. Dinamik vakit bilinci, zaman karşısında pasif olan beşeri, “eşref-i mahlûk” derecesine yükseltir. Dünyanın temel ritmine karşı, dinamik bir farkındalığı mümkün kılan “kamerî takvim” sisteminde …
Gözetim, 18. yüzyılda, fizikî sınırların, duvarların, kamu mekânlarının ve şehrin bir kısmını içeren ve düzenin sağlanması için iktidara “güç” kazandıran panoptikonlar aracılığıyla sağlanmaktayken; 21. yüzyılda, Bauman’ın dediği gibi, sınırları olmayan, akışkan ve bireysel düzlemde mikropanoptikonlar yani akıllı cihazlarla dijital olarak sağlanmaktadır. Artık insanın sadece rasyonelliği değil irrasyonelliği de çeşitli denetim mekanizmalarının, gözetim teknolojilerinin boyunduruğu altındadır.
Belirli bir zihniyet ya da dünya görüşünden sökün eden toplumsal hareketlere yaklaşırken tek bir çizgi üzerinde seyreden çıkış ve iniş noktaları aramak yanıltıcı olabilir. Doğrusal bir yükselme ya da tek yönlü sabit bir alçalma eğrisi var kabul ederek yapılan okumalar, karmaşık düşünsel ve toplumsal süreçleri anlamak için yeterli olmayabilir.
Gönül Maarifi ve Maarifin Gönlü: Bir Mukaddime Teşebbüsü
Takdim
Bu topraklarda varlığına anlam bulmuş bizler, itiraf edelim ki anlamımızı unuttuk. Kendimizi unuttuk, dünyamızı unuttuk, unutulması gereken her şeyi unuttuk. Ama unutulması gerekenlere biz karar vermedik. Bunu da unuttuk. Niçin unuttuğumuzu da unuttuk. Ama belki de en vahim olanı şu oldu: Neyi unuttuğumuzu unuttuk. Unutulan şeyler bir gün tekrar hatırlanabilir. Bunun için neyi unuttuğumuzu bilmemiz yeterlidir. Ama neyi unuttuğumuzu unuttuysak işte bu en vahim, en acımasız olanı budur. Bu metin unuttuklarımıza dairdir. Ama unuttuklarımızı hatırlamak gibi zor bir işin üstesinden gelemediğinin/gelemeyeceğinin de farkındadır. Bundan acı çekmektedir. Muvaffak olabilirse niyeti, neyi unuttuğumuzun unutuluşuna dair bir tezkire olmaya çalışmaktan ibarettir.
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir. Maarif, kökü itibariyle tanıma, anlama, fark etme demektir. Saf anlamıyla epistemik bir duruma işaret etmez. Epistemik durumda karşınızdaki nesne ile aranızda epistemik cehalet, epistemik bilgiler sayesinde ortadan kalkabilir. Bilmek bu anlamda hakkında bilginizin olmadığı şey hakkında bilgi sahibi olmaktır. Ama maarif öyle mi?
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Takva Sahibi Birisi Allah’tan Niçin Korksun
Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı koruma altına almak anlamındaki ”hikaye” kökünden gelen “ittika” sözlükte;
Aynı Kişi miyim? Zaman ve Değişim Bağlamında Kişisel Kimlik Problemi
Theseus’un Gemisi, felsefenin en bilinen ve en eski paradokslarından biridir ve temel olarak kimlik ile süreklilik ilişkisini sorgular. Zaman içerisinde parçaları tek tek değiştirilen bir nesnenin, tüm bileşenleri yenilendiğinde hâlâ aynı nesne olarak kabul edilip
Ramazan; Vakit ve Zaman
Mü’min; yaşamın bütün uğrak yerlerinde “şeylerin” farkına varabilendir. Mükellef olduğu ibadetlerinin vakte bağlı oluşu mü’mini, akıp giden zamanın farkına vardırır. Mü’min, kendisini esir almaya çalışan zamana, vakit ile etkin müdahale eder. Dinamik vakit bilinci, zaman karşısında pasif olan beşeri, “eşref-i mahlûk” derecesine yükseltir. Dünyanın temel ritmine karşı, dinamik bir farkındalığı mümkün kılan “kamerî takvim” sisteminde …
Panoptikon ve Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı
Gözetim, 18. yüzyılda, fizikî sınırların, duvarların, kamu mekânlarının ve şehrin bir kısmını içeren ve düzenin sağlanması için iktidara “güç” kazandıran panoptikonlar aracılığıyla sağlanmaktayken; 21. yüzyılda, Bauman’ın dediği gibi, sınırları olmayan, akışkan ve bireysel düzlemde mikropanoptikonlar yani akıllı cihazlarla dijital olarak sağlanmaktadır. Artık insanın sadece rasyonelliği değil irrasyonelliği de çeşitli denetim mekanizmalarının, gözetim teknolojilerinin boyunduruğu altındadır.
Zihniyet Manzaramız: Bir Bilanço Taslağı
Belirli bir zihniyet ya da dünya görüşünden sökün eden toplumsal hareketlere yaklaşırken tek bir çizgi üzerinde seyreden çıkış ve iniş noktaları aramak yanıltıcı olabilir. Doğrusal bir yükselme ya da tek yönlü sabit bir alçalma eğrisi var kabul ederek yapılan okumalar, karmaşık düşünsel ve toplumsal süreçleri anlamak için yeterli olmayabilir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.