Bu yazıda Fârâbî’nin Kitâbü’l-Mille[1] adlı eseri esas alınarak şehrin meşruiyeti tartışılmaya çalışılacaktır. Bize göre her şehir ve toplum düzeni belirli bir yasalılık temelinde şekillenir. Yasalılılığın olmadığı yerde işleyiş karmaşıklaşır ve anarşik bir yapı meydana gelir. Şehirde beraber hayat süren insanlar farkında olsun veya olmasın bir arada bulunuşunu ortak değerlerin varlığına borçludur. Bu ortak değerlerin kaynağı ise toplumdan topluma farklılık gösterir. Bu yazıda ele alacağımız şehir tasavvuru ise sınırlarını dinin belirlediği ortak değerler temelinde şekillenen Fârâbî’nin düşüncesindeki şehir tasavvurudur. Erdemli şehir olarak bilenen bu şehir tasavvuru bir toplumun doğru bir amaçla ancak erdemli din temelinde beraber yaşayabileceğini vurgulamaktadır. Biz de bu bağlamda Fârâbî’de şehrin meşruiyetini tartışmadan önce Yaşar Aydınlı’nın dakik bir çevirisini yaptığı ve başlığını Din Üzerine olarak belirlediği Fârâbî’nin Kitâbü’l-Mille adlı metnini yer yer kendi yorumlarımızı da ekleyerek aktarmaya çalışacağız. Bunu yaparken Aydınlı’nın üç ana başlıklandırmasını (bunlar; A. Din, B. İlm-i Medenî (Politika Bilimi) ve C. Felsefenin Parçası Olarak İlm-i Medenî (Politika Bilimi).) esas alacağız. Bunun sebebi başlıkların metinle büyük oranda örtüşüyor olmasıdır. Fakat öte yandan ara başlıklandırmaları kullanmayacağız. Bunun sebebi ise bazı paragrafları ve sayfaları bir arada ele almamızdır. Metni bu şekilde aktardıktan sonra metnin bize sağladığı zeminden hareketle Fârâbî’nin siyaset felsefesinde şehrin meşruiyetini tartışarak yazımızı sonlandıracağız.
Bu yazının devamı
208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
. İlk olarak, neoliberalizmin mantığının liberalizmin mantığının radikalleşmiş biçimi olduğu söylenebilir. Bu bakış açısı, neoliberalizmin liberalizmle olan bağını muhafaza ettiğini kabul eder. İkinci olarak, neoliberalizmin mantığı liberalizmin mantığının mutasyona uğramış bir biçimi olarak görülebilir.
“Biz düşünemeyiz; büyüklerimizin dediklerini sorgulayamayız. Onlar böyle karar verdilerse vardır bir bildikleri. Bize düşen mukallit olarak bize denileni yapmamızdır” gibi örneklerini arttırabileceğimiz cümleleri ifade eden zihniyeti en çok korkutan şeylerden birisi eleştirel düşüncedir. Dikkat edilirse bu zihniyetin de kendi içinde bir mantığa ve dolayısıyla akıl yürütmeye sahip olduğu görülebilir. Ancak bu akıl yürütme, kendi içinde mutlak öncüllerden yine kendisini doğrulayan bir işleyişe sahiptir.
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Oruç, bir tevhîd ayrıcalığıdır. Sadece mü’minlere özgüdür oruç. Sadece mü’minlere ayrıcalıktır savm. Tıpkı salâtın, haccın, zekâtın, cihâdın da bir ayrıcalık olduğu gibi. Sözü baştan almak gerekirse, İslâm bir ayrıcalıktır.
Kitâbü’l-Mille Çerçevesinde Fârâbî’de Şehrin Meşruiyeti
Özet
Bu yazıda Fârâbî’nin Kitâbü’l-Mille[1] adlı eseri esas alınarak şehrin meşruiyeti tartışılmaya çalışılacaktır. Bize göre her şehir ve toplum düzeni belirli bir yasalılık temelinde şekillenir. Yasalılılığın olmadığı yerde işleyiş karmaşıklaşır ve anarşik bir yapı meydana gelir. Şehirde beraber hayat süren insanlar farkında olsun veya olmasın bir arada bulunuşunu ortak değerlerin varlığına borçludur. Bu ortak değerlerin kaynağı ise toplumdan topluma farklılık gösterir. Bu yazıda ele alacağımız şehir tasavvuru ise sınırlarını dinin belirlediği ortak değerler temelinde şekillenen Fârâbî’nin düşüncesindeki şehir tasavvurudur. Erdemli şehir olarak bilenen bu şehir tasavvuru bir toplumun doğru bir amaçla ancak erdemli din temelinde beraber yaşayabileceğini vurgulamaktadır. Biz de bu bağlamda Fârâbî’de şehrin meşruiyetini tartışmadan önce Yaşar Aydınlı’nın dakik bir çevirisini yaptığı ve başlığını Din Üzerine olarak belirlediği Fârâbî’nin Kitâbü’l-Mille adlı metnini yer yer kendi yorumlarımızı da ekleyerek aktarmaya çalışacağız. Bunu yaparken Aydınlı’nın üç ana başlıklandırmasını (bunlar; A. Din, B. İlm-i Medenî (Politika Bilimi) ve C. Felsefenin Parçası Olarak İlm-i Medenî (Politika Bilimi).) esas alacağız. Bunun sebebi başlıkların metinle büyük oranda örtüşüyor olmasıdır. Fakat öte yandan ara başlıklandırmaları kullanmayacağız. Bunun sebebi ise bazı paragrafları ve sayfaları bir arada ele almamızdır. Metni bu şekilde aktardıktan sonra metnin bize sağladığı zeminden hareketle Fârâbî’nin siyaset felsefesinde şehrin meşruiyetini tartışarak yazımızı sonlandıracağız.
Bu yazının devamı 208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Neoliberalizm
. İlk olarak, neoliberalizmin mantığının liberalizmin mantığının radikalleşmiş biçimi olduğu söylenebilir. Bu bakış açısı, neoliberalizmin liberalizmle olan bağını muhafaza ettiğini kabul eder. İkinci olarak, neoliberalizmin mantığı liberalizmin mantığının mutasyona uğramış bir biçimi olarak görülebilir.
Müslüman Doğu’nun Eleştirel Düşünce Eksikliği
“Biz düşünemeyiz; büyüklerimizin dediklerini sorgulayamayız. Onlar böyle karar verdilerse vardır bir bildikleri. Bize düşen mukallit olarak bize denileni yapmamızdır” gibi örneklerini arttırabileceğimiz cümleleri ifade eden zihniyeti en çok korkutan şeylerden birisi eleştirel düşüncedir. Dikkat edilirse bu zihniyetin de kendi içinde bir mantığa ve dolayısıyla akıl yürütmeye sahip olduğu görülebilir. Ancak bu akıl yürütme, kendi içinde mutlak öncüllerden yine kendisini doğrulayan bir işleyişe sahiptir.
Bu Dünyada Yeteri Kadar Acı Yok mu?
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
Gazze’deki Acılar ve Teodise
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Oruç Bir Ayrıcalıktır
Oruç, bir tevhîd ayrıcalığıdır. Sadece mü’minlere özgüdür oruç. Sadece mü’minlere ayrıcalıktır savm. Tıpkı salâtın, haccın, zekâtın, cihâdın da bir ayrıcalık olduğu gibi. Sözü baştan almak gerekirse, İslâm bir ayrıcalıktır.
Alışverişe devam et