“Politik iktidar, bu iktidarı temsil eden ya da cisimleştiren kişi veya kişiler aracılığıyla onu icra eden Devletin iktidarıdır. (Kelimenin geniş anlamıyla) Devlet olmaksızın, (kelimenin asıl anlamında) politik iktidar yoktur. İktidarın ‘kitle’ye aitmiş gibi göründüğü ‘demokratik’ adı verilen Devletlerde bile, iktidarı elinde tutup icra eden aslında Devlettir: Yalnız bu durumda, Devlet ‘yurttaşlar’ın bütününde cisimleşmiştir ya da bu bütün tarafından temsil edilmektedir ama burada bile, bireyler politik iktidarı, ‘özel kişiler’ olarak değil (örneğin, çocukların hiçbir politik iktidarı yoktur), ancak yurttaşlar oldukları, yani (kollektif olarak) Devleti temsil ettikleri ya da cisimleştirdikleri ölçüde elde tutarlar. Bu hususta, ‘demokratik’ bir Devletin yurttaşlarının iktidarı, bir oligarşinin ya da hatta ‘mutlak’ monarkın veya bir ‘tiran’ın, ‘diktatör’ün vs iktidarından öz itibariyle farklı değildir. Aslında, politik iktidar güce dayanabilir. Ama ilkede güçten vazgeçebilmelidir: Devletin varoluşu ancak bu durumda ‘ilineksel’ olmayacaktır, başka bir deyişle, Devlet sonsuza dek yaşayabilecektir.”
Nazi işgali altındaki Fransa’da 1940’lı yıllarda yazılan Otorite Kavramı’nda, Alexandre Kojeve bu kavramın muhtevasını, kurmuş olduğu diyalektik bağlam içerisinde tartışıyor. Kojeve, kitaba otorite problemi ve kavramının çok az incelenmiş olduğunu söyleyerek başlıyor. Bu kavramı tartışmak politik iktidar ve devlet problemi üzerine konuşmanın temelini oluşturuyor yazara göre. Otorite’yi fenemolojik, metafizik ve ontolojik analizlerle çözümlemeye çalışıp ardından birtakım çıkarımlarını paylaşıyor. Bu analizler neticesinde Skolastikler, Platon, Aristo ve Hegel’den alıntılayarak dört ana otorite tipinin olduğunu söylüyor: ‘Babanın otoritesi’, ‘yargıcın otoritesi’, ‘reisin otoritesi’ ve son olarak da ‘efendinin otoritesi’. Bu otorite figürleri ise kendi içlerinde birtakım varyasyonlarla çok çeşitli tiplemeler meydana getirir. Bunların aktarımı ise kendi içlerinde farklı şekillerde gerçekleşir. Yine yazara göre her Otorite zorunlu olarak tanınmış bir otoritedir; bir otoriteyi tanımamak, onu yadsımak, onu yok etmektir.
Bu yazının devamı
200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek,
“ Kendileri her ne kadar bu adı kullanmasa da bizim “roman”(novel, yeni şey)adını verdiğimiz tür neden bu dönemde ve burada (Londra’da) ortaya çıktı? Bu sorunun yanıtı, romanın yükselişinin kapitalizmin yükselişiyle aynı zamanda ve aynı yerde gerçekleşmiş olmasıdır.”
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
“…esas mesele; modern Batılı sistemin uluslararası arenada birkaç asırdır oluşturduğu belirsizlik, ilkesizlik, uluslararası teamüllerin ihlal edildiği bir risk durumu dikkate alındığı zaman Covid-19 pandemisi ile uluslararası sistemin bir muhasebesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. “
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
200. Sayı
OTORİTE KAVRAMI
“Politik iktidar, bu iktidarı temsil eden ya da cisimleştiren kişi veya kişiler aracılığıyla onu icra eden Devletin iktidarıdır. (Kelimenin geniş anlamıyla) Devlet olmaksızın, (kelimenin asıl anlamında) politik iktidar yoktur. İktidarın ‘kitle’ye aitmiş gibi göründüğü ‘demokratik’ adı verilen Devletlerde bile, iktidarı elinde tutup icra eden aslında Devlettir: Yalnız bu durumda, Devlet ‘yurttaşlar’ın bütününde cisimleşmiştir ya da bu bütün tarafından temsil edilmektedir ama burada bile, bireyler politik iktidarı, ‘özel kişiler’ olarak değil (örneğin, çocukların hiçbir politik iktidarı yoktur), ancak yurttaşlar oldukları, yani (kollektif olarak) Devleti temsil ettikleri ya da cisimleştirdikleri ölçüde elde tutarlar. Bu hususta, ‘demokratik’ bir Devletin yurttaşlarının iktidarı, bir oligarşinin ya da hatta ‘mutlak’ monarkın veya bir ‘tiran’ın, ‘diktatör’ün vs iktidarından öz itibariyle farklı değildir. Aslında, politik iktidar güce dayanabilir. Ama ilkede güçten vazgeçebilmelidir: Devletin varoluşu ancak bu durumda ‘ilineksel’ olmayacaktır, başka bir deyişle, Devlet sonsuza dek yaşayabilecektir.”
Nazi işgali altındaki Fransa’da 1940’lı yıllarda yazılan Otorite Kavramı’nda, Alexandre Kojeve bu kavramın muhtevasını, kurmuş olduğu diyalektik bağlam içerisinde tartışıyor. Kojeve, kitaba otorite problemi ve kavramının çok az incelenmiş olduğunu söyleyerek başlıyor. Bu kavramı tartışmak politik iktidar ve devlet problemi üzerine konuşmanın temelini oluşturuyor yazara göre. Otorite’yi fenemolojik, metafizik ve ontolojik analizlerle çözümlemeye çalışıp ardından birtakım çıkarımlarını paylaşıyor. Bu analizler neticesinde Skolastikler, Platon, Aristo ve Hegel’den alıntılayarak dört ana otorite tipinin olduğunu söylüyor: ‘Babanın otoritesi’, ‘yargıcın otoritesi’, ‘reisin otoritesi’ ve son olarak da ‘efendinin otoritesi’. Bu otorite figürleri ise kendi içlerinde birtakım varyasyonlarla çok çeşitli tiplemeler meydana getirir. Bunların aktarımı ise kendi içlerinde farklı şekillerde gerçekleşir. Yine yazara göre her Otorite zorunlu olarak tanınmış bir otoritedir; bir otoriteyi tanımamak, onu yadsımak, onu yok etmektir.
Bu yazının devamı 200. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Şehir ve Köy Hayal ve Gerçek
“Bu argümandan popülizm üzerine düşünmek açısından beş temel yorum çıkarılabilir. İlki, krizlerin ancak ve ancak performans ve dolayımla kriz olabileceğini göstererek, çağdaş popülizmde performansın önemini açıkça ortaya koyar. İkincisi, krizlerin popülizme içkin bir tetikleyici olabildiği kadar dışsal olabildiğine işaret ederek,
İmaja Sığınmak Hikmet Ve Hakikatten Yoksun ‘Hükmetme’ Arzusu
“ Kendileri her ne kadar bu adı kullanmasa da bizim “roman”(novel, yeni şey)adını verdiğimiz tür neden bu dönemde ve burada (Londra’da) ortaya çıktı? Bu sorunun yanıtı, romanın yükselişinin kapitalizmin yükselişiyle aynı zamanda ve aynı yerde gerçekleşmiş olmasıdır.”
Telafisi Olmayan İmtihan: ÖLÜM
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
“…esas mesele; modern Batılı sistemin uluslararası arenada birkaç asırdır oluşturduğu belirsizlik, ilkesizlik, uluslararası teamüllerin ihlal edildiği bir risk durumu dikkate alındığı zaman Covid-19 pandemisi ile uluslararası sistemin bir muhasebesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. “
Gönüllü Fakirlik!
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.