“Öte yandan Kureyş dindarlığı derin bir manevi bağlılıktan veya yüce bir inanca sahip olmaktan ileri gelmiyordu. Aksine bir kabile tutuculuğu ve atalar mirasının sahiplenmesindeki taassuptan kaynaklanıyordu. Kureyş, dini, kendi emellerine alet etmişti ve onu dünyevi çıkarlarına hizmet edecek şekilde kullanıyordu. Medine’deki yeni düzene gelince, tek bir kaynaktan; bir ve tek olan Allah’a iman duygusundan hareket ediyordu. Mescit, bu tevhidin dini ve dünyevi boyutlarının uyum içinde tezahür ettiği bir alan sunuyordu. Dünyevi fonksiyonu siyasi kararlar, meşveretler, sözleşmeler ve ittifaklar şeklinde kendini gösterirken dini fonksiyonu namaz, dua, nafileler ve zikir şeklinde tecessüm ediyordu. Bu iki boyutun meczedilmesi Medine’de alışıldık bir durum değildi. Araplar, dünyevi çıkarlarını önceliklerinin zirvesinde konumlandırmaya alışkınlardı, dinin görevi ise bu dünyevi çıkarlara ek bir işleve sahipti.”
Doğru bir tarih yazımı ve tarih okuması, sıhhatli bir dünya görüşü için oldukça elzemdir. Kimi ciddi krizler yaşayan toplumlar tarih okumalarını aklî zeminden koparıp efsanelerle doldurmaya meyyaldirler. Bugün için İslâm toplumu adına bu tespiti yapmak çok güç bir durum değil. Keza Müslümanlar için tarihin en önemli noktası sayılabilecek Hz. Peygamberin ve ashabının yaşam devrinde kimi zaman bu yanlış okumaya maruz kalabilmiştir. Efsaneler, menkıbeler içine doldurulmuş bir siyer okuması, bugüne örnek olabilecek yönlerinin de buharlaşmasını beraberinde getiriyor. Bu kaygıyı aşabilmek için ortaya konan önemli eserlerden biride Wadah Khanfar’ın kaleme aldığı İlk Bahar isimli eser. Khanfar, Hz. Peygamberin siyerini siyasi ve stratejik bir okumaya tabi tutuyor. Hz. Peygamber, toplumunu, coğrafyasını, topluluklar arası ilişkileri oldukça iyi biliyordu ve tebliğini de bu şartları da oldukça iyi okuyarak tamamlamıştı.
Bu yazının devamı
204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“1905’de Japon filosu, Uzakdoğu’ya ulaşmak için dünyanın yarısını dolanıp gelen Rus donanmasının büyük bölümünü imha etti. Ortaçağ’dan beri ilk kez Avrupalı olmayan bir ülke, büyük bir savaşta bir Avrupa gücünü yenmişti. 1905’in sonunda Çinli komutan Sun
“Türkiye için burjuvazi de, işçi sınıfı da ‘hayali cemaat’lerdir. Olan değil olması gerekenlerdir. Türkiye’de uzun yıllar burjuvazi açığı ‘asker-sivil bürokrasi’ proletarya açığı da ‘kültürel solculuk’ la ikame edildi. Demokratik bilincin temel bir koşulu, yaşama biçimini bir ideoloji haline getirmemektir.”
“Esasında akademik aklın(Kantçı anlamdaki) eleştirisini sorgulamaların genellikle dokunmadığı bir noktaya kadar itmek ve skhole(Yunanca: boş zaman, İngilizce: okul) durumunun, yani serbest ve dünyadaki aciliyetlerden ve dünyadan azat olmuş zaman durumunun varsayımlarının
Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
PANOPTİKON’UN EVRİMİ -Değişen Gözetim Aygıtlarının Gölgesinde Varolmanın İmkânı-
İLK BAHAR
“Öte yandan Kureyş dindarlığı derin bir manevi bağlılıktan veya yüce bir inanca sahip olmaktan ileri gelmiyordu. Aksine bir kabile tutuculuğu ve atalar mirasının sahiplenmesindeki taassuptan kaynaklanıyordu. Kureyş, dini, kendi emellerine alet etmişti ve onu dünyevi çıkarlarına hizmet edecek şekilde kullanıyordu. Medine’deki yeni düzene gelince, tek bir kaynaktan; bir ve tek olan Allah’a iman duygusundan hareket ediyordu. Mescit, bu tevhidin dini ve dünyevi boyutlarının uyum içinde tezahür ettiği bir alan sunuyordu. Dünyevi fonksiyonu siyasi kararlar, meşveretler, sözleşmeler ve ittifaklar şeklinde kendini gösterirken dini fonksiyonu namaz, dua, nafileler ve zikir şeklinde tecessüm ediyordu. Bu iki boyutun meczedilmesi Medine’de alışıldık bir durum değildi. Araplar, dünyevi çıkarlarını önceliklerinin zirvesinde konumlandırmaya alışkınlardı, dinin görevi ise bu dünyevi çıkarlara ek bir işleve sahipti.”
Doğru bir tarih yazımı ve tarih okuması, sıhhatli bir dünya görüşü için oldukça elzemdir. Kimi ciddi krizler yaşayan toplumlar tarih okumalarını aklî zeminden koparıp efsanelerle doldurmaya meyyaldirler. Bugün için İslâm toplumu adına bu tespiti yapmak çok güç bir durum değil. Keza Müslümanlar için tarihin en önemli noktası sayılabilecek Hz. Peygamberin ve ashabının yaşam devrinde kimi zaman bu yanlış okumaya maruz kalabilmiştir. Efsaneler, menkıbeler içine doldurulmuş bir siyer okuması, bugüne örnek olabilecek yönlerinin de buharlaşmasını beraberinde getiriyor. Bu kaygıyı aşabilmek için ortaya konan önemli eserlerden biride Wadah Khanfar’ın kaleme aldığı İlk Bahar isimli eser. Khanfar, Hz. Peygamberin siyerini siyasi ve stratejik bir okumaya tabi tutuyor. Hz. Peygamber, toplumunu, coğrafyasını, topluluklar arası ilişkileri oldukça iyi biliyordu ve tebliğini de bu şartları da oldukça iyi okuyarak tamamlamıştı.
Bu yazının devamı 204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Üst Eylem Olarak ADANMA
“1905’de Japon filosu, Uzakdoğu’ya ulaşmak için dünyanın yarısını dolanıp gelen Rus donanmasının büyük bölümünü imha etti. Ortaçağ’dan beri ilk kez Avrupalı olmayan bir ülke, büyük bir savaşta bir Avrupa gücünü yenmişti. 1905’in sonunda Çinli komutan Sun
Vicdani Çürüme
“Türkiye için burjuvazi de, işçi sınıfı da ‘hayali cemaat’lerdir. Olan değil olması gerekenlerdir. Türkiye’de uzun yıllar burjuvazi açığı ‘asker-sivil bürokrasi’ proletarya açığı da ‘kültürel solculuk’ la ikame edildi. Demokratik bilincin temel bir koşulu, yaşama biçimini bir ideoloji haline getirmemektir.”
Mücadele İlim, Hikmet ve Tefekkür ile
“Esasında akademik aklın(Kantçı anlamdaki) eleştirisini sorgulamaların genellikle dokunmadığı bir noktaya kadar itmek ve skhole(Yunanca: boş zaman, İngilizce: okul) durumunun, yani serbest ve dünyadaki aciliyetlerden ve dünyadan azat olmuş zaman durumunun varsayımlarının
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem
Akleden Kalbi Besleyen Cevher: GÜZELLİK
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.