“Öte yandan Kureyş dindarlığı derin bir manevi bağlılıktan veya yüce bir inanca sahip olmaktan ileri gelmiyordu. Aksine bir kabile tutuculuğu ve atalar mirasının sahiplenmesindeki taassuptan kaynaklanıyordu. Kureyş, dini, kendi emellerine alet etmişti ve onu dünyevi çıkarlarına hizmet edecek şekilde kullanıyordu. Medine’deki yeni düzene gelince, tek bir kaynaktan; bir ve tek olan Allah’a iman duygusundan hareket ediyordu. Mescit, bu tevhidin dini ve dünyevi boyutlarının uyum içinde tezahür ettiği bir alan sunuyordu. Dünyevi fonksiyonu siyasi kararlar, meşveretler, sözleşmeler ve ittifaklar şeklinde kendini gösterirken dini fonksiyonu namaz, dua, nafileler ve zikir şeklinde tecessüm ediyordu. Bu iki boyutun meczedilmesi Medine’de alışıldık bir durum değildi. Araplar, dünyevi çıkarlarını önceliklerinin zirvesinde konumlandırmaya alışkınlardı, dinin görevi ise bu dünyevi çıkarlara ek bir işleve sahipti.”
Doğru bir tarih yazımı ve tarih okuması, sıhhatli bir dünya görüşü için oldukça elzemdir. Kimi ciddi krizler yaşayan toplumlar tarih okumalarını aklî zeminden koparıp efsanelerle doldurmaya meyyaldirler. Bugün için İslâm toplumu adına bu tespiti yapmak çok güç bir durum değil. Keza Müslümanlar için tarihin en önemli noktası sayılabilecek Hz. Peygamberin ve ashabının yaşam devrinde kimi zaman bu yanlış okumaya maruz kalabilmiştir. Efsaneler, menkıbeler içine doldurulmuş bir siyer okuması, bugüne örnek olabilecek yönlerinin de buharlaşmasını beraberinde getiriyor. Bu kaygıyı aşabilmek için ortaya konan önemli eserlerden biride Wadah Khanfar’ın kaleme aldığı İlk Bahar isimli eser. Khanfar, Hz. Peygamberin siyerini siyasi ve stratejik bir okumaya tabi tutuyor. Hz. Peygamber, toplumunu, coğrafyasını, topluluklar arası ilişkileri oldukça iyi biliyordu ve tebliğini de bu şartları da oldukça iyi okuyarak tamamlamıştı.
Bu yazının devamı
204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Bil ki ibadet kavramı, mekreme (ahlak ilkeleri) kavramından daha genel bir anlam içerir. Her ahlaki ilke ibadettir, ama her ibadet ahlaki ilke değildir. Aralarındaki belirgin fark şudur: İbadetlerin bilinen farzları, belirlenmiş sınırları vardır. Bu nedenle onları terk eden, haddi aşan zalim olur. “
“…esas mesele; modern Batılı sistemin uluslararası arenada birkaç asırdır oluşturduğu belirsizlik, ilkesizlik, uluslararası teamüllerin ihlal edildiği bir risk durumu dikkate alındığı zaman Covid-19 pandemisi ile uluslararası sistemin bir muhasebesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. “
“Tarihsel yasalar sürekli geçerliliğini koruyan sünnetullaha dayanır. Geçici ve körü körüne meydana gelen bir ilişki, tesadüf ve rast gelmek suretiyle gerçekleşen alelade bağlar değildir. Tarihsel yasalar ilmi bir özelliği olan, tabiat ve kâinatın genel yasalarına bağlı olarak gerçekleşen, normal şekilde seyrini
“Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından,
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
PANOPTİKON’UN EVRİMİ -Değişen Gözetim Aygıtlarının Gölgesinde Varolmanın İmkânı-
İLK BAHAR
“Öte yandan Kureyş dindarlığı derin bir manevi bağlılıktan veya yüce bir inanca sahip olmaktan ileri gelmiyordu. Aksine bir kabile tutuculuğu ve atalar mirasının sahiplenmesindeki taassuptan kaynaklanıyordu. Kureyş, dini, kendi emellerine alet etmişti ve onu dünyevi çıkarlarına hizmet edecek şekilde kullanıyordu. Medine’deki yeni düzene gelince, tek bir kaynaktan; bir ve tek olan Allah’a iman duygusundan hareket ediyordu. Mescit, bu tevhidin dini ve dünyevi boyutlarının uyum içinde tezahür ettiği bir alan sunuyordu. Dünyevi fonksiyonu siyasi kararlar, meşveretler, sözleşmeler ve ittifaklar şeklinde kendini gösterirken dini fonksiyonu namaz, dua, nafileler ve zikir şeklinde tecessüm ediyordu. Bu iki boyutun meczedilmesi Medine’de alışıldık bir durum değildi. Araplar, dünyevi çıkarlarını önceliklerinin zirvesinde konumlandırmaya alışkınlardı, dinin görevi ise bu dünyevi çıkarlara ek bir işleve sahipti.”
Doğru bir tarih yazımı ve tarih okuması, sıhhatli bir dünya görüşü için oldukça elzemdir. Kimi ciddi krizler yaşayan toplumlar tarih okumalarını aklî zeminden koparıp efsanelerle doldurmaya meyyaldirler. Bugün için İslâm toplumu adına bu tespiti yapmak çok güç bir durum değil. Keza Müslümanlar için tarihin en önemli noktası sayılabilecek Hz. Peygamberin ve ashabının yaşam devrinde kimi zaman bu yanlış okumaya maruz kalabilmiştir. Efsaneler, menkıbeler içine doldurulmuş bir siyer okuması, bugüne örnek olabilecek yönlerinin de buharlaşmasını beraberinde getiriyor. Bu kaygıyı aşabilmek için ortaya konan önemli eserlerden biride Wadah Khanfar’ın kaleme aldığı İlk Bahar isimli eser. Khanfar, Hz. Peygamberin siyerini siyasi ve stratejik bir okumaya tabi tutuyor. Hz. Peygamber, toplumunu, coğrafyasını, topluluklar arası ilişkileri oldukça iyi biliyordu ve tebliğini de bu şartları da oldukça iyi okuyarak tamamlamıştı.
Bu yazının devamı 204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Şiddetin Postmodern Çehreleri
“Bil ki ibadet kavramı, mekreme (ahlak ilkeleri) kavramından daha genel bir anlam içerir. Her ahlaki ilke ibadettir, ama her ibadet ahlaki ilke değildir. Aralarındaki belirgin fark şudur: İbadetlerin bilinen farzları, belirlenmiş sınırları vardır. Bu nedenle onları terk eden, haddi aşan zalim olur. “
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
“…esas mesele; modern Batılı sistemin uluslararası arenada birkaç asırdır oluşturduğu belirsizlik, ilkesizlik, uluslararası teamüllerin ihlal edildiği bir risk durumu dikkate alındığı zaman Covid-19 pandemisi ile uluslararası sistemin bir muhasebesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. “
Bedeni Yeniden Kurgulamak ve Serginin Nesnesi Yapmak
“Tarihsel yasalar sürekli geçerliliğini koruyan sünnetullaha dayanır. Geçici ve körü körüne meydana gelen bir ilişki, tesadüf ve rast gelmek suretiyle gerçekleşen alelade bağlar değildir. Tarihsel yasalar ilmi bir özelliği olan, tabiat ve kâinatın genel yasalarına bağlı olarak gerçekleşen, normal şekilde seyrini
‘İslam’ Münakaşa Değil; ‘Mütalaa Edilmelidir’
“Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından,
Akleden Kalbi Besleyen Cevher: GÜZELLİK
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.