Hayatın anlamlı olması, başkalarınca anlamlı görülmesi için ne yapmak gerekiyor? İyi bir iş; gül yetiştiriciliği olur mu mesela, hatta kaygı gidericiliği, belki de tebessüm dağıtıcılığı kim bilir! İyi bir ev; ilk eşyasının sürekli ertelendiği, duvarları sevgi geçirgeni, nefret sızdırmaz bir alan mı kastettiğiniz? İyi bir eş; gerçeklerdeki ayrı düşüşün umursanmadığı, hayallerin birlikte kurulduğu, kendini ondan bildiğin, kendisini ona bildirdiğin bir artı bir eşittir bir kişilik birliktelik… Güneş başıma geçmiş olmalı, baksanıza ne de çok saçmalamışım. Gerçeğe sırtımı dönmüş, hayatta çuvallamışım. Ne şişkin banka hesaplarından ne kocaman villadan ne de sen, ben, sen dalaşından söz açmışım. Oysa hayat böyle mi?.. Herkes biliyor hayatın nasıl olduğunu ama bilinen hayatlara baktığınızda gene kafanız karışıyor, bunun için mi onca çekilen çile, dert, insafsızca edilen...
Bu yazının devamı
208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Peki, gerçekte sanat olan, sanatlı olan sadece sonbahar mıdır? Kar tanelerinin yere inişi, yağmurun şıkırtısı, ağaçların çiçeklenişi daha mı az heyecan verir insana? Mevsimler, insanlar, ağaçlar, kuşlar ve yaratılmış olan her bir ‘’şey’’ hikmetle bakıldığında kendi başına bir sanat, kendi başına şaheser değil midir?
Satranç oynuyoruz saatlerdir. Saat gece bir olmuş. Çoğunlukla yeniliyorum, bazen de yeniyorum. Bilerek mi yeniliyor, gerçekten yeniyor muyum emin olamıyorum. Bilerek yenildiğini belli edecek hamleler yapmıyor. Ama yenememem lazım dokuz yaşındaki satranç bilgimle.
Varlık gayemizin dışında yaşamak; iğne ile kesmeye, makas ile dikmeye çalışmak gibi. Bu nedenle, sorunun nedeni, sancının merkezi dile getirilirken konu burada kilitleniyor. Derdin devası, sorunun cevabı, problemlerin çözümü belli. Hükmün sahibi ne diyorsa o…
Açık Mektuplar, okuyucularını Rasim Özdenören’in yarım asrı aşan sanat hayatının başlarına götürüyor. Dönemin önemli neşriyatlardan Yeni İstiklal Gazetesi’nin sanat-edebiyat sayfalarına yollanan yazılara verilen cevaplar, Açık Mektuplar’ı oluşturuyor. Daha evvel aynı sayfalarda Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in de isimlerine rastlıyoruz
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler.
Anlam Dolu Hayatın Harika Anları: Jacominus’nün Hayırlı Ömrü
Hayatın anlamlı olması, başkalarınca anlamlı görülmesi için ne yapmak gerekiyor? İyi bir iş; gül yetiştiriciliği olur mu mesela, hatta kaygı gidericiliği, belki de tebessüm dağıtıcılığı kim bilir! İyi bir ev; ilk eşyasının sürekli ertelendiği, duvarları sevgi geçirgeni, nefret sızdırmaz bir alan mı kastettiğiniz? İyi bir eş; gerçeklerdeki ayrı düşüşün umursanmadığı, hayallerin birlikte kurulduğu, kendini ondan bildiğin, kendisini ona bildirdiğin bir artı bir eşittir bir kişilik birliktelik… Güneş başıma geçmiş olmalı, baksanıza ne de çok saçmalamışım. Gerçeğe sırtımı dönmüş, hayatta çuvallamışım. Ne şişkin banka hesaplarından ne kocaman villadan ne de sen, ben, sen dalaşından söz açmışım. Oysa hayat böyle mi?.. Herkes biliyor hayatın nasıl olduğunu ama bilinen hayatlara baktığınızda gene kafanız karışıyor, bunun için mi onca çekilen çile, dert, insafsızca edilen...
Bu yazının devamı 208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sanat Bizim Neyimiz Olur?
Peki, gerçekte sanat olan, sanatlı olan sadece sonbahar mıdır? Kar tanelerinin yere inişi, yağmurun şıkırtısı, ağaçların çiçeklenişi daha mı az heyecan verir insana? Mevsimler, insanlar, ağaçlar, kuşlar ve yaratılmış olan her bir ‘’şey’’ hikmetle bakıldığında kendi başına bir sanat, kendi başına şaheser değil midir?
Efendibaba
Satranç oynuyoruz saatlerdir. Saat gece bir olmuş. Çoğunlukla yeniliyorum, bazen de yeniyorum. Bilerek mi yeniliyor, gerçekten yeniyor muyum emin olamıyorum. Bilerek yenildiğini belli edecek hamleler yapmıyor. Ama yenememem lazım dokuz yaşındaki satranç bilgimle.
Mektup XII
Varlık gayemizin dışında yaşamak; iğne ile kesmeye, makas ile dikmeye çalışmak gibi. Bu nedenle, sorunun nedeni, sancının merkezi dile getirilirken konu burada kilitleniyor. Derdin devası, sorunun cevabı, problemlerin çözümü belli. Hükmün sahibi ne diyorsa o…
Genç Özdenören’in Açık Mektuplar’ı
Açık Mektuplar, okuyucularını Rasim Özdenören’in yarım asrı aşan sanat hayatının başlarına götürüyor. Dönemin önemli neşriyatlardan Yeni İstiklal Gazetesi’nin sanat-edebiyat sayfalarına yollanan yazılara verilen cevaplar, Açık Mektuplar’ı oluşturuyor. Daha evvel aynı sayfalarda Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in de isimlerine rastlıyoruz
Şiir Hukuku
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler.