Çocuk edebiyatına dair kuramsal bir sorgulamada bulunmak, bu alanı belirgin kılan kavramların ve hususların irdelenmesini gerektirir. Bu anlamda çocuk ve edebiyat kavramları, ilk başvurulan ve anlam yüklenen temel bileşenler olarak karşımıza çıkar. Her ikisi de tarihi seyir içinde değişen hayatlar ve koşullar eliyle algısal ve anlamsal düzeyde farklılaşmıştır. Edebiyat, ister manzum ister mensur eserler düzeyinde olsun klasik anlatı geleneğinin farklı türlerle çeşitlendiği örneklerle modern yapılara kavuşmuştur. Akımlar, anlayışlar, ideolojiler gibi unsurlar eliyle de eserlerde içerik özellikleri değişmiş, günümüzde beğeni odağı içeriğe nazaran biçimsel özelliklere kaymıştır. Çocuk ise bilimsel gelişmeler ışığında daha merkezi bir konum kazanmış ve bu yöndeki ilgiler çocuğun söz konusu olduğu mevzuları da etkilemiştir. Bu açıdan çocuklar için metin yazmak veya onlara uygun olduğu düşünülen metinlerden bahsetmek giderek bir önem ve hassasiyet durumu içinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Geleneksel zamanlar olarak nitelenen evrede çocuk edebiyatı genellikle yetişkinlerin kontrolünde kültürel ve dini bir aktarım unsuru olarak addedilmektedir. Çocuğun önem kazanmaya başlaması ile de çocuk merkezli yargılar yaygınlaşmış, geleneksel algı ve etkiler tartışmaya açılmıştır. Dini ve kültürel aktarım, ağırlığını çocuk psikolojisi ve gelişimine bırakmıştır. Böylece modern zamanlara has özerkleşme eğilimi, edebiyatın içinde bağımsız bir alan olarak çocuk edebiyatından bahsedilmesine olanak sunmuştur.
Otuz beş senelik sıçramayla bugünün okuma kültürüne baktığımızda tür, başlık, biçim, tasarım vb. birimlerin, aşırılaşan ve baş döndüren seçenekleri arasında okuru ürküttüğünü düşünebiliriz. Çocuk kolayca seçiyor aslında, ürken anası babası. Birçok şey gibi okumanın da güncellenmesi gereken temel bir beceri olduğunu gözden kaçıran taş devri okuru; mamutlar hatta dinozorlar kadar eski olan okuma pratikleriyle bugünü kavramaya çalışan trajikomik insan grupları.
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
Halklar sana kulluk etsin,
Uluslar boyun eğsin.
Kardeşlerine egemen ol,
Kardeşlerin sana boyun eğsin.
Sana lanet edenlere lanet olsun,
Seni kutsayanlar kutsansın.”
Gemi batıyor, seyrediyorlar. Bir heyula dolaşıyor, dinliyorlar. Dünya değişiyor, bakmıyorlar. Bir şeyler yaşıyoruz, şahit oluyoruz. Dönüşen sadece nesneler, mekânlar, olaylar, kişiler değil. Yaşadığımız gariplik bizi dönüştürüyor. Hem de dönüşümün ruhuna aykırı bir şekilde. İnsanı yavaş yavaş olgunlaştıran, var eden bir dönüşümden çok, şokla, özüne aykırı şekilde, varoluşunu tamamlamadan olgunlaştıran bir dönüşüm bu yaşadığımız.
Cümle ümmet-i İslam’ın gözü aydın, farklı düşündüğü için bir insanı daha, teolojik bir farklı yorumu daha linç ederek istifa etmesine vesile olduk. Linçin şehvet düzeyi, kışkırtma kat sayısı o kadar yüksekti ki sosyal medyada küfrün, hakaretin, tehdidin binlercesi, onlarca saat sürdü. Herhangi bir ibadetinde erişemediği iştiyakı bir insanı linç etmek için kullanan “biz”ler, “insanlıktan çıkma başarımıza” bir yenisini daha eklemiş bulunuyoruz.
Çocuk Edebiyatının Kuramsal Boyutu
Çocuk edebiyatına dair kuramsal bir sorgulamada bulunmak, bu alanı belirgin kılan kavramların ve hususların irdelenmesini gerektirir. Bu anlamda çocuk ve edebiyat kavramları, ilk başvurulan ve anlam yüklenen temel bileşenler olarak karşımıza çıkar. Her ikisi de tarihi seyir içinde değişen hayatlar ve koşullar eliyle algısal ve anlamsal düzeyde farklılaşmıştır. Edebiyat, ister manzum ister mensur eserler düzeyinde olsun klasik anlatı geleneğinin farklı türlerle çeşitlendiği örneklerle modern yapılara kavuşmuştur. Akımlar, anlayışlar, ideolojiler gibi unsurlar eliyle de eserlerde içerik özellikleri değişmiş, günümüzde beğeni odağı içeriğe nazaran biçimsel özelliklere kaymıştır. Çocuk ise bilimsel gelişmeler ışığında daha merkezi bir konum kazanmış ve bu yöndeki ilgiler çocuğun söz konusu olduğu mevzuları da etkilemiştir. Bu açıdan çocuklar için metin yazmak veya onlara uygun olduğu düşünülen metinlerden bahsetmek giderek bir önem ve hassasiyet durumu içinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Geleneksel zamanlar olarak nitelenen evrede çocuk edebiyatı genellikle yetişkinlerin kontrolünde kültürel ve dini bir aktarım unsuru olarak addedilmektedir. Çocuğun önem kazanmaya başlaması ile de çocuk merkezli yargılar yaygınlaşmış, geleneksel algı ve etkiler tartışmaya açılmıştır. Dini ve kültürel aktarım, ağırlığını çocuk psikolojisi ve gelişimine bırakmıştır. Böylece modern zamanlara has özerkleşme eğilimi, edebiyatın içinde bağımsız bir alan olarak çocuk edebiyatından bahsedilmesine olanak sunmuştur.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
206. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Yıldızların Özüne İşlenmiş Hikâyeler
Otuz beş senelik sıçramayla bugünün okuma kültürüne baktığımızda tür, başlık, biçim, tasarım vb. birimlerin, aşırılaşan ve baş döndüren seçenekleri arasında okuru ürküttüğünü düşünebiliriz. Çocuk kolayca seçiyor aslında, ürken anası babası. Birçok şey gibi okumanın da güncellenmesi gereken temel bir beceri olduğunu gözden kaçıran taş devri okuru; mamutlar hatta dinozorlar kadar eski olan okuma pratikleriyle bugünü kavramaya çalışan trajikomik insan grupları.
Modern Mitoslar Ya Da Çağdaş Hurafeler
Büyük ölçüde kilise imanına reddiye ile başlayan daha sonra eleştirilerini topyekûn kutsala yönelten Sekülarizm, süreç içerisinde iddialarının arkasında durmamış, kendi kutsallarını ardı ardına üretmeye başlamıştır. Bu durum, Sekülarizmin çelişkilerindendir.
Tevrat’tan Siyonizm’e: Seçilmiş Katiller
Halklar sana kulluk etsin,
Uluslar boyun eğsin.
Kardeşlerine egemen ol,
Kardeşlerin sana boyun eğsin.
Sana lanet edenlere lanet olsun,
Seni kutsayanlar kutsansın.”
Bir Garip Dünyada Çocuklara Seslenmek
Gemi batıyor, seyrediyorlar. Bir heyula dolaşıyor, dinliyorlar. Dünya değişiyor, bakmıyorlar. Bir şeyler yaşıyoruz, şahit oluyoruz. Dönüşen sadece nesneler, mekânlar, olaylar, kişiler değil. Yaşadığımız gariplik bizi dönüştürüyor. Hem de dönüşümün ruhuna aykırı bir şekilde. İnsanı yavaş yavaş olgunlaştıran, var eden bir dönüşümden çok, şokla, özüne aykırı şekilde, varoluşunu tamamlamadan olgunlaştıran bir dönüşüm bu yaşadığımız.
Eleştiri Kültürümüzün Eleştirisi: Yok Edilmesi Gereken “Öteki”lere Karşı Kahraman “Biz”ler
Cümle ümmet-i İslam’ın gözü aydın, farklı düşündüğü için bir insanı daha, teolojik bir farklı yorumu daha linç ederek istifa etmesine vesile olduk. Linçin şehvet düzeyi, kışkırtma kat sayısı o kadar yüksekti ki sosyal medyada küfrün, hakaretin, tehdidin binlercesi, onlarca saat sürdü. Herhangi bir ibadetinde erişemediği iştiyakı bir insanı linç etmek için kullanan “biz”ler, “insanlıktan çıkma başarımıza” bir yenisini daha eklemiş bulunuyoruz.
Alışverişe devam et