Varoluşun temel olgularından biridir müzik. İnsanı büyüleme gücü en yüksek sanattır müzik. Sevgileri, coşkuları, hasreti sesler aracılığıyla anlatma sanatıdır müzik. Bir araya gelen ses dalgalarının oluşturduğu uyumlu, ritimli, hoşa giden, insanda çeşitli duygular oluşturan kompozisyonlardır müzik. Varlığı tanımlama biçimlerinden biridir müzik. Farabi’ye göre müzik, nağmeler ve nağmelerin icra edilmesidir.
Çok yönlü bir etkinlik alanına sahiptir müzik olgusu. Toplumsal bir dil olma özelliği belki de en önemli yönüdür. Müzik toplumların değer yargılarının, yaşam biçimlerinin, kültürlerinin sözcüsü, aktarıcısıdır çünkü. Bütün sanatlar gibi müzik de bir araçtır. İnsanın kendisini, yaşantılarını başkalarıyla paylaşmaya çalışabileceği bir araç… İnsan kendisini anlatabilmek, istek ve yakınmalarını iletebilmek ve ruhsal ihtiyaçlarını giderebilmek için sese ihtiyaç duyar.
Müzik evrenseldir ve müziğin dili birdir. Eski Mısır, Çin, Hint ve Grek gibi kültür ve medeniyetlere sahip düşünür ve müzisyenlerin müziğe yükledikleri anlamlar arasında pek fark bulunmamaktadır. Konfüçyüs, “Müzik, gök ve toprak arasında bir ahenktir.” tanımlamasını yaparken, İbni Sina’ya göre, ses, hayat mücadelesinde ve çeşitli ihtiyaçların karşılanmasında canlılara bahşedilen bir haberleşme aracıdır. Sadi Şirazi ise “Kalbi uyanık olan kişi atın yürümesinden bile etkilenir.” der.
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir zamanlar sadece Web vardı… Bilgi temeli üzerine kurulan yapısının sınırları zorlanana kadar “insan bilişimi”, kısmen tedirgin edici de olsa genellikle iyimser yaklaşımlara ev sahipliği yapan geniş bir alandı. 2000/2001 yılında internet ekonomisi adı verilen balonun
Hak kavramı, yalnızca özel hukuk veya bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Hak bilincinin gelişmediği toplumlarda haklara sahip çıkılamayacağından bu tür toplumları bir kişinin veya bir azınlık grubun keyfi şekilde idare etmesi muhtemeldir. Böyle toplumlarda yazılı veya sözlü bazı kurallar olsa da,
Geçmişten bugüne, düşünce ve yaşam ilişkileri, şekilcilik, muhafazakârlık, modernlik gibi kavramlarla tartışılmıştır. Yaşamı kuran dinler, ideolojiler, örfler, siyasal biçimlenmeler, hukuk sistemleri, sanat ve edebiyat konuları sözü edilen tartışmaların dışına çıkamaz. İlericiliği, gelişmeciliği temsil ettiği düşünülen modernize olmak.
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserini üzerine kurguladığı üç temel kavramsallaştırma vardır. Bu kavramsallaştırmalar; ümran ilmi, tavırlar nazariyesi ve asabiyettir. İbn Haldun’un ümran ilmini kuruş sebebi yukarıda bahsettiğimiz meraklı kişiliğiyle yakından ilgilidir.
Popüler Kültürden Uzak Bir Müzik
Varoluşun temel olgularından biridir müzik. İnsanı büyüleme gücü en yüksek sanattır müzik. Sevgileri, coşkuları, hasreti sesler aracılığıyla anlatma sanatıdır müzik. Bir araya gelen ses dalgalarının oluşturduğu uyumlu, ritimli, hoşa giden, insanda çeşitli duygular oluşturan kompozisyonlardır müzik. Varlığı tanımlama biçimlerinden biridir müzik. Farabi’ye göre müzik, nağmeler ve nağmelerin icra edilmesidir.
Çok yönlü bir etkinlik alanına sahiptir müzik olgusu. Toplumsal bir dil olma özelliği belki de en önemli yönüdür. Müzik toplumların değer yargılarının, yaşam biçimlerinin, kültürlerinin sözcüsü, aktarıcısıdır çünkü. Bütün sanatlar gibi müzik de bir araçtır. İnsanın kendisini, yaşantılarını başkalarıyla paylaşmaya çalışabileceği bir araç… İnsan kendisini anlatabilmek, istek ve yakınmalarını iletebilmek ve ruhsal ihtiyaçlarını giderebilmek için sese ihtiyaç duyar.
Müzik evrenseldir ve müziğin dili birdir. Eski Mısır, Çin, Hint ve Grek gibi kültür ve medeniyetlere sahip düşünür ve müzisyenlerin müziğe yükledikleri anlamlar arasında pek fark bulunmamaktadır. Konfüçyüs, “Müzik, gök ve toprak arasında bir ahenktir.” tanımlamasını yaparken, İbni Sina’ya göre, ses, hayat mücadelesinde ve çeşitli ihtiyaçların karşılanmasında canlılara bahşedilen bir haberleşme aracıdır. Sadi Şirazi ise “Kalbi uyanık olan kişi atın yürümesinden bile etkilenir.” der.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sanrı Ve Zaaf Sarmalında E-İnsan
Bir zamanlar sadece Web vardı… Bilgi temeli üzerine kurulan yapısının sınırları zorlanana kadar “insan bilişimi”, kısmen tedirgin edici de olsa genellikle iyimser yaklaşımlara ev sahipliği yapan geniş bir alandı. 2000/2001 yılında internet ekonomisi adı verilen balonun
Hakkın Menşei ve Gerçek Sahibi Allah’tır
Hak kavramı, yalnızca özel hukuk veya bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Hak bilincinin gelişmediği toplumlarda haklara sahip çıkılamayacağından bu tür toplumları bir kişinin veya bir azınlık grubun keyfi şekilde idare etmesi muhtemeldir. Böyle toplumlarda yazılı veya sözlü bazı kurallar olsa da,
Sembolizm / Şekilcilik
Geçmişten bugüne, düşünce ve yaşam ilişkileri, şekilcilik, muhafazakârlık, modernlik gibi kavramlarla tartışılmıştır. Yaşamı kuran dinler, ideolojiler, örfler, siyasal biçimlenmeler, hukuk sistemleri, sanat ve edebiyat konuları sözü edilen tartışmaların dışına çıkamaz. İlericiliği, gelişmeciliği temsil ettiği düşünülen modernize olmak.
Dünyanın Boyasıyla Boyanmış Yüzler
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
İbn Haldun’un Düşüncesinde Asabiyet
İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserini üzerine kurguladığı üç temel kavramsallaştırma vardır. Bu kavramsallaştırmalar; ümran ilmi, tavırlar nazariyesi ve asabiyettir. İbn Haldun’un ümran ilmini kuruş sebebi yukarıda bahsettiğimiz meraklı kişiliğiyle yakından ilgilidir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.