“Gözlerini sıkı sıkı kapattığı için tek görebildiği karanlıktı,
hem de kapkara bir karanlık.”
Maniler, ninniler, destanlar, fıkralar çocuk edebiyatının ilk ürünleri arasında sayılabilir. Bu ürünler çocuğa yaşama dair mesajlar verirken onun güzel vakit geçirmesini, eğlenmesini de hedeflemektedir. Yazılı dönemle birlikte bu görev basılı metinlere devredilmiştir. Ancak bu dönemde üretilen metinler daha çok yetişkin bireylerin tüketimine yönelik hazırlandığı için çocuk edebiyatı alanında, çocuğun ihtiyaçlarına cevap verebilecek metin ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç çocuk edebiyatının, çocuklar için üretmenin yolunu açmıştır.
Teknolojik gelişmeler, toplumun yaşam biçimini değiştiren, kültür anlayışına etki eden, yaşamın doğal akışını şekillendiren etmenler, çocuk edebiyatı alanında üretilen eserlerin biçimsel yapısında ve içeriğinde değişimlerin, yeniliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Çocuğa, çocuk edebiyatına olan bakışın değişmesiyle birlikte alandaki üretim sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Özellikle yayınevlerinin çocuk edebiyatı alanına yönelmeleri çocuk yayıncılığının da önünü açmıştır. Bu değişimler kendisiyle birlikte nitelikli çocuk edebiyatı kitabı sorununu da doğurmuştur.
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
İnsanların özgürlük beklentileri hiçbir dönemde bu kadar çok olmamıştır. Tarihe bakıldığında insanoğlunun kimi dönemlerde özgürce yaşadığı kimi dönemlerde özgürlüğünü bir güç sahibine devrettiği, görece daha sınırlandırılmış bir şekilde hayatına devam ettiği görülecektir. Tarih boyunca kitle yönetimi devletlerin önceliği olmuştur hep. Gerek hapishanelerin doğuşu ve gerekse akıl hastanelerinin kuruluşu hatta düzenli eğitim kurumlarının ortaya çıkışı bir yandan başıbozukluğu ve kaosu önlemişken diğer yandan da toplumu sınırlamış, bireylerin tek tipleşmesinin ve onları istenilen şekle dönüştürmenin yolunu açmıştır.
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde.
Âlemdeki düzenin en başında Allah vardır. Allah âlemi düzenli ve ahenkli bir şekilde var etmiş ve ona varlığını sürdürecek nitelikleri vermiştir. Bunun yanında insanlara da düzenli bir şekilde yaşamaları ve ortak bir amaca yönelmeleri için vahiy göndermiştir. Nasıl ki âlemin bir yöneticisi varsa gönderilen bu vahyi insanların uygulamasını sağlayacak bir yönetici olmalıdır. Aksi takdirde düzenli ve ortak amaca yönelmiş bir topluluk ortaya çıkamaz.
Aile içi ilişkilerde dilin önemini ve değişimini ele almak, gerçekte yalnızca iletişim biçimlerindeki farklılaşmaları incelemek anlamına gelmez; daha derinde, aileyi kuran zihniyet yapısındaki, ilişki mantığındaki ve değer düzenindeki dönüşümü anlamaya yönelmek demektir.
Çocuk Yazınında Nitelikli Kitap Sorunu
“Gözlerini sıkı sıkı kapattığı için tek görebildiği karanlıktı,
hem de kapkara bir karanlık.”
Maniler, ninniler, destanlar, fıkralar çocuk edebiyatının ilk ürünleri arasında sayılabilir. Bu ürünler çocuğa yaşama dair mesajlar verirken onun güzel vakit geçirmesini, eğlenmesini de hedeflemektedir. Yazılı dönemle birlikte bu görev basılı metinlere devredilmiştir. Ancak bu dönemde üretilen metinler daha çok yetişkin bireylerin tüketimine yönelik hazırlandığı için çocuk edebiyatı alanında, çocuğun ihtiyaçlarına cevap verebilecek metin ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç çocuk edebiyatının, çocuklar için üretmenin yolunu açmıştır.
Teknolojik gelişmeler, toplumun yaşam biçimini değiştiren, kültür anlayışına etki eden, yaşamın doğal akışını şekillendiren etmenler, çocuk edebiyatı alanında üretilen eserlerin biçimsel yapısında ve içeriğinde değişimlerin, yeniliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Çocuğa, çocuk edebiyatına olan bakışın değişmesiyle birlikte alandaki üretim sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Özellikle yayınevlerinin çocuk edebiyatı alanına yönelmeleri çocuk yayıncılığının da önünü açmıştır. Bu değişimler kendisiyle birlikte nitelikli çocuk edebiyatı kitabı sorununu da doğurmuştur.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
206. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Mutluluk ve Ahlâk İlişkisi
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Küresel Panoptikon Egemen Güçlerin Yenidünya Düzenidir
İnsanların özgürlük beklentileri hiçbir dönemde bu kadar çok olmamıştır. Tarihe bakıldığında insanoğlunun kimi dönemlerde özgürce yaşadığı kimi dönemlerde özgürlüğünü bir güç sahibine devrettiği, görece daha sınırlandırılmış bir şekilde hayatına devam ettiği görülecektir. Tarih boyunca kitle yönetimi devletlerin önceliği olmuştur hep. Gerek hapishanelerin doğuşu ve gerekse akıl hastanelerinin kuruluşu hatta düzenli eğitim kurumlarının ortaya çıkışı bir yandan başıbozukluğu ve kaosu önlemişken diğer yandan da toplumu sınırlamış, bireylerin tek tipleşmesinin ve onları istenilen şekle dönüştürmenin yolunu açmıştır.
Postmodern Dünyada Eğitim: Özne Anlam İlişkisi
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde.
Kitâbü’l-Mille Çerçevesinde Fârâbî’de Şehrin Meşruiyeti
Âlemdeki düzenin en başında Allah vardır. Allah âlemi düzenli ve ahenkli bir şekilde var etmiş ve ona varlığını sürdürecek nitelikleri vermiştir. Bunun yanında insanlara da düzenli bir şekilde yaşamaları ve ortak bir amaca yönelmeleri için vahiy göndermiştir. Nasıl ki âlemin bir yöneticisi varsa gönderilen bu vahyi insanların uygulamasını sağlayacak bir yönetici olmalıdır. Aksi takdirde düzenli ve ortak amaca yönelmiş bir topluluk ortaya çıkamaz.
Dil ve Aile: Aile İçi İlişkilerde Dilin İşlevi ve Değişimi
Aile içi ilişkilerde dilin önemini ve değişimini ele almak, gerçekte yalnızca iletişim biçimlerindeki farklılaşmaları incelemek anlamına gelmez; daha derinde, aileyi kuran zihniyet yapısındaki, ilişki mantığındaki ve değer düzenindeki dönüşümü anlamaya yönelmek demektir.
Alışverişe devam et