“Gözlerini sıkı sıkı kapattığı için tek görebildiği karanlıktı,
hem de kapkara bir karanlık.”
Maniler, ninniler, destanlar, fıkralar çocuk edebiyatının ilk ürünleri arasında sayılabilir. Bu ürünler çocuğa yaşama dair mesajlar verirken onun güzel vakit geçirmesini, eğlenmesini de hedeflemektedir. Yazılı dönemle birlikte bu görev basılı metinlere devredilmiştir. Ancak bu dönemde üretilen metinler daha çok yetişkin bireylerin tüketimine yönelik hazırlandığı için çocuk edebiyatı alanında, çocuğun ihtiyaçlarına cevap verebilecek metin ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç çocuk edebiyatının, çocuklar için üretmenin yolunu açmıştır.
Teknolojik gelişmeler, toplumun yaşam biçimini değiştiren, kültür anlayışına etki eden, yaşamın doğal akışını şekillendiren etmenler, çocuk edebiyatı alanında üretilen eserlerin biçimsel yapısında ve içeriğinde değişimlerin, yeniliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Çocuğa, çocuk edebiyatına olan bakışın değişmesiyle birlikte alandaki üretim sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Özellikle yayınevlerinin çocuk edebiyatı alanına yönelmeleri çocuk yayıncılığının da önünü açmıştır. Bu değişimler kendisiyle birlikte nitelikli çocuk edebiyatı kitabı sorununu da doğurmuştur.
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Daha önce toplumsal ilişkilerce belirlenen insan modeli, toplumsal ilişkilerin belirlediği, ahlakın belirlediği, dinin belirlediği ya da daha çok böyle pagan toplumlarında da olsa oradaki kabilevi töre ilişkilerinin belirlediği insan modeli Sanayi Devrimi ve hemen sonrasında 19. yüzyılda ise bu defa daha iktisadi içerikle tanınmaya başlanıyor. Burada şöyle bir tartışma ortaya çıkıyor: Acaba insan doğasını nasıl tanımlayabiliriz, bir insan doğası var mı, bu insan doğası gerçekten hani toplumsal ilişkiler tarafından mı belirleniyor yoksa ekonominin merkezde olduğu ve ekonominin diğer tüm toplumsal ilişkileri belirlediği bir insan doğası mı, bu insanı nasıl tanımlayabiliriz?
Enikonu ultra-modernist bir dünyada yaşıyoruz. Bazı ünlü sosyal tenkidçilerin elektro-faşist olarak tanımladıkları dağınık, derbeder bir dünyada. Bütün aşırılıkların aç iştahlara sunulduğu ve her toplumsal olgunun en uçlarda yaşandığı, çekingen, aceleci, bayağı ve yıkılgan bir dünyada. Bu dünya, esasen şuurlu bir yaşama iradesinin, yorulmadan ve çok ciddi
Hukukun bulunduğu yeri, ne olduğunu ve neye hizmet ettiğini anlamak için cesur sorular sorulmalıdır. Verilecek cevaplar bizlere zarar verse dahi. Hukuk, adil bir düzen yaratmak için var ise, adalet acı da olsa talep edilebilmeli. Ancak geçen zamana bakıldığında; gücü elinde bulunduran erk, hukuku kontrol etmiş ve hukuk ile kendi menfaatleri çerçevesinde toplumu şekillendirmiştir.
“Kur’ân ayı” Ramazan, Kur’ân’a çağırıyor insanları. Kur’ân da, takvâlı olmaya çağırıyor. Takvâlı olmak; ancak Kur’ân’a kulak verip buyruklarına uymakla mümkün. Ramazan, Allah’a itaat edişin, boyun eğişin, kulluğun yıllık sınav zamanıdır. Allah’a teslimiyetin, Kur’ân’ı rehber, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yolunu yol edinişin deneniş vaktidir. Yasakları terk edip helallere yönelmenin sınanış günleridir. Ne yaptığını bilerek, bilinçli olarak, gerektiği …
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde.
Çocuk Yazınında Nitelikli Kitap Sorunu
“Gözlerini sıkı sıkı kapattığı için tek görebildiği karanlıktı,
hem de kapkara bir karanlık.”
Maniler, ninniler, destanlar, fıkralar çocuk edebiyatının ilk ürünleri arasında sayılabilir. Bu ürünler çocuğa yaşama dair mesajlar verirken onun güzel vakit geçirmesini, eğlenmesini de hedeflemektedir. Yazılı dönemle birlikte bu görev basılı metinlere devredilmiştir. Ancak bu dönemde üretilen metinler daha çok yetişkin bireylerin tüketimine yönelik hazırlandığı için çocuk edebiyatı alanında, çocuğun ihtiyaçlarına cevap verebilecek metin ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç çocuk edebiyatının, çocuklar için üretmenin yolunu açmıştır.
Teknolojik gelişmeler, toplumun yaşam biçimini değiştiren, kültür anlayışına etki eden, yaşamın doğal akışını şekillendiren etmenler, çocuk edebiyatı alanında üretilen eserlerin biçimsel yapısında ve içeriğinde değişimlerin, yeniliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Çocuğa, çocuk edebiyatına olan bakışın değişmesiyle birlikte alandaki üretim sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Özellikle yayınevlerinin çocuk edebiyatı alanına yönelmeleri çocuk yayıncılığının da önünü açmıştır. Bu değişimler kendisiyle birlikte nitelikli çocuk edebiyatı kitabı sorununu da doğurmuştur.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hayatın Merkezine Oturan Kaygı: Ekonomik Kaygılı İnsan Çağı
Daha önce toplumsal ilişkilerce belirlenen insan modeli, toplumsal ilişkilerin belirlediği, ahlakın belirlediği, dinin belirlediği ya da daha çok böyle pagan toplumlarında da olsa oradaki kabilevi töre ilişkilerinin belirlediği insan modeli Sanayi Devrimi ve hemen sonrasında 19. yüzyılda ise bu defa daha iktisadi içerikle tanınmaya başlanıyor. Burada şöyle bir tartışma ortaya çıkıyor: Acaba insan doğasını nasıl tanımlayabiliriz, bir insan doğası var mı, bu insan doğası gerçekten hani toplumsal ilişkiler tarafından mı belirleniyor yoksa ekonominin merkezde olduğu ve ekonominin diğer tüm toplumsal ilişkileri belirlediği bir insan doğası mı, bu insanı nasıl tanımlayabiliriz?
Aldanmak Öldürür
Enikonu ultra-modernist bir dünyada yaşıyoruz. Bazı ünlü sosyal tenkidçilerin elektro-faşist olarak tanımladıkları dağınık, derbeder bir dünyada. Bütün aşırılıkların aç iştahlara sunulduğu ve her toplumsal olgunun en uçlarda yaşandığı, çekingen, aceleci, bayağı ve yıkılgan bir dünyada. Bu dünya, esasen şuurlu bir yaşama iradesinin, yorulmadan ve çok ciddi
Hukuk: Devletin Manipülatif Bir Aracı mı Yoksa Toplumsal Düzenin Temeli mi?
Hukukun bulunduğu yeri, ne olduğunu ve neye hizmet ettiğini anlamak için cesur sorular sorulmalıdır. Verilecek cevaplar bizlere zarar verse dahi. Hukuk, adil bir düzen yaratmak için var ise, adalet acı da olsa talep edilebilmeli. Ancak geçen zamana bakıldığında; gücü elinde bulunduran erk, hukuku kontrol etmiş ve hukuk ile kendi menfaatleri çerçevesinde toplumu şekillendirmiştir.
Ramazan, Kur’ân Ve Takvâ
“Kur’ân ayı” Ramazan, Kur’ân’a çağırıyor insanları. Kur’ân da, takvâlı olmaya çağırıyor. Takvâlı olmak; ancak Kur’ân’a kulak verip buyruklarına uymakla mümkün. Ramazan, Allah’a itaat edişin, boyun eğişin, kulluğun yıllık sınav zamanıdır. Allah’a teslimiyetin, Kur’ân’ı rehber, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yolunu yol edinişin deneniş vaktidir. Yasakları terk edip helallere yönelmenin sınanış günleridir. Ne yaptığını bilerek, bilinçli olarak, gerektiği …
Postmodern Dünyada Eğitim: Özne Anlam İlişkisi
Düşünceler kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmaz, düşünceler kendisinden önceki düşünceye tepki olarak doğar diyordu rahmetli Hüsamettin Aslan hoca, çevirisini yaptığı John W. Murphy’nin Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri adlı eserin önsözünde.
Alışverişe devam et