“Dünyada müzikten daha güzel şeyler de var ama şimdi ne olduklarını hatırlamıyorum” şeklinde bir söz okumuştum. Müzik o kadar büyülü bir tılsım olmalı ki kendisinden daha güzel olanı da unutturuyor. “Müzik ruhun gıdasıdır” sözünü duymuşsunuzdur. İnsanlık tarihinin öncesinde dahi var olduğuna inanılan bu sanat türü hakkında henüz bilinmeyen pek çok şey var. Hikâyenin lirik ve işitsel ifadesi olan müzik eşsiz bir sanattır. Sanırım dünyadaki her insanın sevdiği ender şeylerden biridir ve insanlık var olduğundan beri vardır. Müzik, Yunanca kökenli olan mousikí kelimesinden gelir.Mousikí,Yunanca’da perilerin konuştuğu dil anlamına gelmektedir. İslam felsefesinde ise yıllarca ilahi dil, meleklerin dili olarak kullanılmıştır. Yani insanlık, müziğe eski çağlardan beri hem doğu hem de batıda tanrısal bir dil olarak bakmıştır. Haksız da sayılmaz.Bu sayımızda Müzik ve müziğin sanata, insanlara kattığı değere dair detayları konu edindik. Etnomüzikoloji derneği kurucularından Doç. Dr. Güneş Ayas ile Müzik ve Müzik Sosyolojisi üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Siz değerli okuyucularımızın istifadesine sunarız.
Beyza Ergüney: Sosyoloji bilimi, toplumun anlaşılması ve ifade edilmesi açısından oldukça önemli ve geniş bir alan. Siz de bu geniş alanda müzik sosyolojisini kendinize araştırma alanı olarak belirlediniz. Araştırmalarınızdan çıkarımlar olarak müzik sosyolojisinin müziğe neler kazandırdığını düşünüyorsunuz?
Aslında sosyoloji diğer alanlara ne kazandırıyorsa müziğe de onu kazandırmış oluyor. Bauman’ın çok güzel bir kitabı var “Sosyolojik Düşünmek” diye. Herkese de tavsiye ederim. Özellikle bu alana dışardan girenler için. Sosyoloji bize hem sınırlarımızı hem de imkânlarımızı gösteren, yani neyi yapıp neyi yapamayacağımızı gösteren bir bakış açısıdır. Müzik sosyolojisinin de bence ilk öğrettiği şey bu. Yani ne tür bir müziğin ne zaman ve hangi şartlarda mümkün olup ne zaman ve hangi şartlarda mümkün olamadığını veya o müziği yaratmak için nelere ihtiyacımızın olduğunu bize öğretiyor. Destek olabilir, himaye olabilir, para olabilir, meşruiyet olabilir, teori olabilir, notasyon olabilir, kurum olabilir, okul olabilir. Sonra bunlardan biri veya birkaçı olmadığında o müziğin neye evrildiğini de sosyoloji sayesinde görebiliyoruz. Bunu sadece müzikolojik analizlerle görmemiz mümkün değil. İkincisi,
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“İnsan insanın kurdudur.” kabulünden yola çıkan Hobbes, bu insanların güvenli bir şekilde yaşayabilmeleri için Leviathan’a ihtiyaçları olduğunu belirtir. Bu ihtiyacın oluşumu olan modern devlet, insanı da oluşumunun içine dahil ederek onu vatandaş kılar.
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
Dolayısıyla ne yapmamız lazım? Evvela uyanış. Artık anlamamız lazım bu projenin detaylarını ama bütün cephelerini anlamamız lazım. Sonra da karşı tedbir olarak evvela bir korunma, yani bir algoritma analizi yapan, algoritma filtrasyonu yapan
Şartlar… Ne onsuz ne de ona teslim olarak… Onsuz olunduğunda hayalci, hercaî; ona teslim olunduğundaysa statükocu, gelişime kapalı… Şartlar gözetilmeden adım atmak insanı mahcub eder.
Gerek üniversite, gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse de toplumsal tepkilerin ekseriyeti Filistin’in yanında, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı şiddet ve ‘soykırım’ sarmalının karşısında… Olayın bir de entelektüel, akademik dünyaya yansımaları söz konusu.
Müzik ve Müzik Sosyolojisi Üzerine
Röportaj: Selma Cansız
Röportaj: Selma Cansız- Beyza Ergüney
“Dünyada müzikten daha güzel şeyler de var ama şimdi ne olduklarını hatırlamıyorum” şeklinde bir söz okumuştum. Müzik o kadar büyülü bir tılsım olmalı ki kendisinden daha güzel olanı da unutturuyor. “Müzik ruhun gıdasıdır” sözünü duymuşsunuzdur. İnsanlık tarihinin öncesinde dahi var olduğuna inanılan bu sanat türü hakkında henüz bilinmeyen pek çok şey var. Hikâyenin lirik ve işitsel ifadesi olan müzik eşsiz bir sanattır. Sanırım dünyadaki her insanın sevdiği ender şeylerden biridir ve insanlık var olduğundan beri vardır. Müzik, Yunanca kökenli olan mousikí kelimesinden gelir.Mousikí,Yunanca’da perilerin konuştuğu dil anlamına gelmektedir. İslam felsefesinde ise yıllarca ilahi dil, meleklerin dili olarak kullanılmıştır. Yani insanlık, müziğe eski çağlardan beri hem doğu hem de batıda tanrısal bir dil olarak bakmıştır. Haksız da sayılmaz.Bu sayımızda Müzik ve müziğin sanata, insanlara kattığı değere dair detayları konu edindik. Etnomüzikoloji derneği kurucularından Doç. Dr. Güneş Ayas ile Müzik ve Müzik Sosyolojisi üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Siz değerli okuyucularımızın istifadesine sunarız.
Beyza Ergüney: Sosyoloji bilimi, toplumun anlaşılması ve ifade edilmesi açısından oldukça önemli ve geniş bir alan. Siz de bu geniş alanda müzik sosyolojisini kendinize araştırma alanı olarak belirlediniz. Araştırmalarınızdan çıkarımlar olarak müzik sosyolojisinin müziğe neler kazandırdığını düşünüyorsunuz?
Aslında sosyoloji diğer alanlara ne kazandırıyorsa müziğe de onu kazandırmış oluyor. Bauman’ın çok güzel bir kitabı var “Sosyolojik Düşünmek” diye. Herkese de tavsiye ederim. Özellikle bu alana dışardan girenler için. Sosyoloji bize hem sınırlarımızı hem de imkânlarımızı gösteren, yani neyi yapıp neyi yapamayacağımızı gösteren bir bakış açısıdır. Müzik sosyolojisinin de bence ilk öğrettiği şey bu. Yani ne tür bir müziğin ne zaman ve hangi şartlarda mümkün olup ne zaman ve hangi şartlarda mümkün olamadığını veya o müziği yaratmak için nelere ihtiyacımızın olduğunu bize öğretiyor. Destek olabilir, himaye olabilir, para olabilir, meşruiyet olabilir, teori olabilir, notasyon olabilir, kurum olabilir, okul olabilir. Sonra bunlardan biri veya birkaçı olmadığında o müziğin neye evrildiğini de sosyoloji sayesinde görebiliyoruz. Bunu sadece müzikolojik analizlerle görmemiz mümkün değil. İkincisi,
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Devletin Ne’liği Üzerine
“İnsan insanın kurdudur.” kabulünden yola çıkan Hobbes, bu insanların güvenli bir şekilde yaşayabilmeleri için Leviathan’a ihtiyaçları olduğunu belirtir. Bu ihtiyacın oluşumu olan modern devlet, insanı da oluşumunun içine dahil ederek onu vatandaş kılar.
İktidarın Soykütükleri
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
“Zihni Örtülmüş Durumdaki İnsanlar Haksızlığa Karşı Nasıl Mücadele Verecek?”
Dolayısıyla ne yapmamız lazım? Evvela uyanış. Artık anlamamız lazım bu projenin detaylarını ama bütün cephelerini anlamamız lazım. Sonra da karşı tedbir olarak evvela bir korunma, yani bir algoritma analizi yapan, algoritma filtrasyonu yapan
“Şartlar Böyle” Üzerine
Şartlar… Ne onsuz ne de ona teslim olarak… Onsuz olunduğunda hayalci, hercaî; ona teslim olunduğundaysa statükocu, gelişime kapalı… Şartlar gözetilmeden adım atmak insanı mahcub eder.
Filozofun Gazze ile İmtihanına Dair
Gerek üniversite, gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse de toplumsal tepkilerin ekseriyeti Filistin’in yanında, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı şiddet ve ‘soykırım’ sarmalının karşısında… Olayın bir de entelektüel, akademik dünyaya yansımaları söz konusu.
Alışverişe devam et