Kaldırıma doğru serpiştirilmiş az sayıdaki masaların birinde boş bir sandalye buldu. Kahve içen adamdan izin isteyip bitkin bir şekilde kendini sandalyeye bıraktı. Garson gelince kendisine bir fincan kahve istedi.Bir sigara yaktı, düşlere dalıp arabaların gürültüsüyle dolup taşan caddeye bakarken, bir an için caddenin bir nehre dönüştüğünü hayâl etti; tek sıra hâlinde seyreden arabaların da ağır ağır süzülerek âşıkları taşıyan kayıklara… Karşı kıyıda altın sarısı ışıklar yayarak parıldayan ay, nehrin maviliğinde bir ateş yaktı. Kendini nehrin kıyısında, fundalıklarda, ayaklarının altında biten çiçeklerin ve otların arasında otururken gördü. Hemen yanında kuşlar ve kelebekler uçuşuyordu. Etrafı gül ağaçlarıyla ve gül ağaçlarının altındaki onlarca sofranın çevresinde birbirleriyle fısıldaşarak oturup kadeh tokuşturan erkek ve kadınlarla doldu. Göğsü çiçek kokularıyla doldu; kendini, yakın bir yerden yayılan...
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında her zaman bir şeyler vardır.
Hayatı Boyunca Hiç Nehir Görmeyen Adam
Kaldırıma doğru serpiştirilmiş az sayıdaki masaların birinde boş bir sandalye buldu. Kahve içen adamdan izin isteyip bitkin bir şekilde kendini sandalyeye bıraktı. Garson gelince kendisine bir fincan kahve istedi.Bir sigara yaktı, düşlere dalıp arabaların gürültüsüyle dolup taşan caddeye bakarken, bir an için caddenin bir nehre dönüştüğünü hayâl etti; tek sıra hâlinde seyreden arabaların da ağır ağır süzülerek âşıkları taşıyan kayıklara… Karşı kıyıda altın sarısı ışıklar yayarak parıldayan ay, nehrin maviliğinde bir ateş yaktı. Kendini nehrin kıyısında, fundalıklarda, ayaklarının altında biten çiçeklerin ve otların arasında otururken gördü. Hemen yanında kuşlar ve kelebekler uçuşuyordu. Etrafı gül ağaçlarıyla ve gül ağaçlarının altındaki onlarca sofranın çevresinde birbirleriyle fısıldaşarak oturup kadeh tokuşturan erkek ve kadınlarla doldu. Göğsü çiçek kokularıyla doldu; kendini, yakın bir yerden yayılan...
Bu yazının devamı 179. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
179. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Fıkıh (Şeriat), Ahlâk ve Epistemoloji
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında her zaman bir şeyler vardır.