Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Modernizmin kıble edindiği akıl (us), ‘akletmenin’ zorunlu unsuru olmaktan çıkartılmış adeta akide haline getirilmiştir. Sekülarizm, vahyin telkin ettiği inancın yerini tamamen dehri bir anlayışa terk etmiştir. Modernizmle hayatın toplamına şamil bir müdahale hedeflenmiştir. Modern aklın ev sahibi Batı, seküler ilkeleri sorgulanamaz iman rükünleri gibi kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu müdahale, kastıyla çelişik olarak dinin sınırlarına dair belirlemelere varıncaya dek genişledi. Neticede hayatın tümüne dönük kuşatma, iktisadî alanı dışarıda bırakamazdı ve öyle de oldu. Ve hülasa Modernizm, seküler talepleriyle insanı yeniden tanımlamaya ve yaşamını yeniden dizayn etmeye koyuldu.
Kur’an’da İslâm’ın dışında da dinlerin olduğuna dikkat çekilmekte ve İslâm’ın dışındaki dinlerin mevcudiyeti prensip olarak kabul edilmektedir. Ancak Allah (c.c.)’nün seçip beğendiği dinin “İslâm” olduğu belirtilmektedir.
Bu yazının devamı
182. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ahlaki veya politik yansıma durumlarında entelektüel konumlandırma, duygusal alan içinde ve bu alan aracılığıyla oluşturulur. Bugün burada bana görünen duygu, öfke fenomeninde, adaletsizlik duygusundan ötürü görülebilir. Çocuklar tarafından bu en temeldeki duygusu hissetme hususunda büyüklerden daha iyi görünmektedirler. Çocuklar için Felsefe Atölyeleri kapsamında bir çember olarak birbirinin yüzüne bakarak hem dinleme hem anlama hem de başkalarının gözüyle hayata bakabilme kapasiteleri geliştiren çocuklar, ifade ettikleri değer yargılarıyla esasen duygularına göndermede bulunmaktadırlar.
Ona göre devlet toplumsal bir zorunluluğun ifadesidir. Bu zorunluluğu o, şöyle ifade etmektedir: “Mülk, insan için tabiî bir mansıptır… insanlar için yaşamak ve var olmak, zaruri ihtiyaçlarını ve gıdalarını temin etmek üzere bir araya gelmeleri ve yekdiğerleriyle yardımlaşmaları sayesinde mümkündür.
İslâmcılık’a ve İslâmcılara ne olduğu tartışması büyük bir kitleyi çoktan beridir usandırmış olsa da bilhassa bu fikriyata emek ve gönül vermiş olanlar, yılgınlık, endişe ve ümit
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
İktisadî Hayat ve Temel Prensipler
Giriş
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Modernizmin kıble edindiği akıl (us), ‘akletmenin’ zorunlu unsuru olmaktan çıkartılmış adeta akide haline getirilmiştir. Sekülarizm, vahyin telkin ettiği inancın yerini tamamen dehri bir anlayışa terk etmiştir. Modernizmle hayatın toplamına şamil bir müdahale hedeflenmiştir. Modern aklın ev sahibi Batı, seküler ilkeleri sorgulanamaz iman rükünleri gibi kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu müdahale, kastıyla çelişik olarak dinin sınırlarına dair belirlemelere varıncaya dek genişledi. Neticede hayatın tümüne dönük kuşatma, iktisadî alanı dışarıda bırakamazdı ve öyle de oldu. Ve hülasa Modernizm, seküler talepleriyle insanı yeniden tanımlamaya ve yaşamını yeniden dizayn etmeye koyuldu.
Kur’an’da İslâm’ın dışında da dinlerin olduğuna dikkat çekilmekte ve İslâm’ın dışındaki dinlerin mevcudiyeti prensip olarak kabul edilmektedir. Ancak Allah (c.c.)’nün seçip beğendiği dinin “İslâm” olduğu belirtilmektedir.
Bu yazının devamı 182. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Felsefe Atölyeleri Kapsamında Ahlaklı Eylemlere Dair Süreklilik : Öteki, Empati, Çeşitlilik, Çoğulluk
Ahlaki veya politik yansıma durumlarında entelektüel konumlandırma, duygusal alan içinde ve bu alan aracılığıyla oluşturulur. Bugün burada bana görünen duygu, öfke fenomeninde, adaletsizlik duygusundan ötürü görülebilir. Çocuklar tarafından bu en temeldeki duygusu hissetme hususunda büyüklerden daha iyi görünmektedirler. Çocuklar için Felsefe Atölyeleri kapsamında bir çember olarak birbirinin yüzüne bakarak hem dinleme hem anlama hem de başkalarının gözüyle hayata bakabilme kapasiteleri geliştiren çocuklar, ifade ettikleri değer yargılarıyla esasen duygularına göndermede bulunmaktadırlar.
İbn-i Haldun’a Göre Devlet: Doğası, Kuruluşu, Gelişimi ve Tavırları
Ona göre devlet toplumsal bir zorunluluğun ifadesidir. Bu zorunluluğu o, şöyle ifade etmektedir: “Mülk, insan için tabiî bir mansıptır… insanlar için yaşamak ve var olmak, zaruri ihtiyaçlarını ve gıdalarını temin etmek üzere bir araya gelmeleri ve yekdiğerleriyle yardımlaşmaları sayesinde mümkündür.
Yası Tutul(a)mayan ve Yüzü Başkasında Yok Sayılanların Varlığı Üzerine
Toplama kamplarında, yaşadıkları şehirlerde, evlerinde, kişiler şiddet aracılığıyla biçimlendirilerek sistematik bir şekilde öldürülmüşlerdi.
İslamcılığın Müslüman Pragmatizminden Ötesi Var mıdır?
İslâmcılık’a ve İslâmcılara ne olduğu tartışması büyük bir kitleyi çoktan beridir usandırmış olsa da bilhassa bu fikriyata emek ve gönül vermiş olanlar, yılgınlık, endişe ve ümit
Çocuk Edebiyatının Kuramsal Boyutu
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.