Özet: “İslâm insanlığa ne vadediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakikat sarkacında incelenmiş, ardından İslâm’ın temel kaynakları ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmada, kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, konunun beyanı öncesi doğru bir durum tespiti yapılması zarureti vurgulanmıştır.
Yazıda ele alınan konu, medeniyetler karşılaşması, tarih-toplum ilişkisi düzleminde tartışılmış, etkileşim, değişim-dönüşüm gerçeğine makale ölçeğinde değinilmiştir. İslâm’ın zihinlerde terennüm edilen felsefî mülahazanın konusu olmadığı; iman-amel bütünlüğünü esas alan bir inanç; yaşam tarzı olduğunu beyanla, Müslüman muhayyilenin nefislerden hareketle dışarıya bakması gerektiği belirtilmiştir. Yazı, spesifik bir alanda söz söylemenin zorluğunun farkındalığıyla daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu kanaatiyle tamamlanmıştır.
Anahtar Kavramlar: İslâm, tarih, toplum, medeniyetler karşılaşması, iki dünya saadeti.
Giriş
Yaratılış amacından uzaklaşmakla uçurumun eşiğine varan insanlık, bugün her zamankinden daha fazla tehdit altındadır.
Bu yazının devamı
205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülâhazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
Geçen gün bir tv kanalında sevdiğim bir doçent kardeşimiz İslam’ın korkulacak bir din olmadığını, aksine barış ve esenlik dini olduğunu, İslamafobyanın insanları ürkütüp İslam’dan uzak tutmak için İslam ve Müslüman sevmez emperyalist güçler tarafından kasıtlı olarak oluşturulduğunu anlatıyordu.
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Tıp üzerine yapılan çalışmalar genelde meslekten tıpçı araştırmacılar tarafından yapılagelmiştir. Bir alanda uzman kişilerin kendi alanları üzerine araştırmalarda bulunması, metinler kaleme alması ve söylemsel bir alan oluşturmasından daha doğal ne olabilir ki!
İslâm’ın İnsanlığa Vadettikleri -I-
Özet: “İslâm insanlığa ne vadediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakikat sarkacında incelenmiş, ardından İslâm’ın temel kaynakları ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmada, kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, konunun beyanı öncesi doğru bir durum tespiti yapılması zarureti vurgulanmıştır.
Yazıda ele alınan konu, medeniyetler karşılaşması, tarih-toplum ilişkisi düzleminde tartışılmış, etkileşim, değişim-dönüşüm gerçeğine makale ölçeğinde değinilmiştir. İslâm’ın zihinlerde terennüm edilen felsefî mülahazanın konusu olmadığı; iman-amel bütünlüğünü esas alan bir inanç; yaşam tarzı olduğunu beyanla, Müslüman muhayyilenin nefislerden hareketle dışarıya bakması gerektiği belirtilmiştir. Yazı, spesifik bir alanda söz söylemenin zorluğunun farkındalığıyla daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu kanaatiyle tamamlanmıştır.
Anahtar Kavramlar: İslâm, tarih, toplum, medeniyetler karşılaşması, iki dünya saadeti.
Giriş
Yaratılış amacından uzaklaşmakla uçurumun eşiğine varan insanlık, bugün her zamankinden daha fazla tehdit altındadır.
Bu yazının devamı 205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Akıl-Vahiy İlişkisi Üzerine Mülâhazalar- Bilgiyi Temellendirmenin Serüveni-II-
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülâhazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
İslam’dan Değil, Ama Müslümanlardan Korkulur
Geçen gün bir tv kanalında sevdiğim bir doçent kardeşimiz İslam’ın korkulacak bir din olmadığını, aksine barış ve esenlik dini olduğunu, İslamafobyanın insanları ürkütüp İslam’dan uzak tutmak için İslam ve Müslüman sevmez emperyalist güçler tarafından kasıtlı olarak oluşturulduğunu anlatıyordu.
Her Sistem Kendi İnsanını Üretir
Öğretilmeye değer olan nedir? Eğitimin amaçları nelerdir? Öğretmekten kastedilen göstermek mi, biçimlendirmek mi, yoksa anlamını, nedenini bildirmek mi? Yine, eğitmekten kastedilen yetiştirmek mi?
Postmodern Dönemde Epistemik Şiddet
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Tıbbi Epistemolojinin Teolojik ‘Acı’dan Kopuşu ve Bedensel ‘Ağrı’nın Sekülerleşmesi
Tıp üzerine yapılan çalışmalar genelde meslekten tıpçı araştırmacılar tarafından yapılagelmiştir. Bir alanda uzman kişilerin kendi alanları üzerine araştırmalarda bulunması, metinler kaleme alması ve söylemsel bir alan oluşturmasından daha doğal ne olabilir ki!
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.