Vicdan’ı nasıl tanımlayabiliriz? Onu, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan içsel/fıtrî bir his olarak mı görmeliyiz, yoksa o ‘edinilmiş’ bir şey midir? Bir davranış ile ilgili olarak örneğin “vicdanım elvermiyor” yahut “bu yapılan vicdansızlıktır’ şeklinde bir cümle kurduğumuzda, bu, o davranışın sadece ‘gayri ahlakî’ olduğunu mu gösterir, yoksa o davranış aynı zamanda ‘irrasyonel’ de olabilir mi? Başka bir ifade ile vicdan ‘kalbî’ bir şey midir, yoksa onun ‘aklî’ bir yanı da var mıdır? Ve tabii ki eğer vicdan ‘körelebilen’ bir şey ise, bu nasıl mümkün olabilmektedir? Acaba vicdanın körelip işlevini görememesi içsel bozulmanın bir neticesi midir yoksa bunu daha çok ‘harici’ etkilerle mi izah etmek gerekir?
İlahiyatçılar ve felsefeciler bu sorulara farklı cevaplar vermişlerdir. İlahiyatçılar daha çok vicdanın ‘fıtrî’ bir duygu olduğunu savunurken, felsefeciler onun sonradan edinilmiş bir his olduğunu ileri sürmüşlerdir. İlk yaklaşıma göre, o, doğuştan gelen bir melekedir, ikinci görüşe göre ise, onu ortaya çıkaran aslında ‘otorite’ye olan bağlılıktır. Dolayısıyla, ilkinde Tanrı fikri, ikincisinde ise ‘toplum’ belirleyicidir.
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Bireyin ve Toplumun İnşası İlahi İradenin Tarihe Müdahalesi Yüce Allah, sadece yaratmakla yetinmemiş; ayrıca, yarattıkları için uymaları gereken yasaları da takdir etmiştir. Varlıklar ve olaylar bu yasalara göre vücut bulurlar. Hiçbir varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasanın dışına çıkma güç ve iradesine sahip değildir. Bununla, halkın arasında yaygın kabul gören “kader”i değil, Kur’an’da …
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
Vicdan Körelmesi’ Hayra Alamet Değildir!
Vicdan’ı nasıl tanımlayabiliriz? Onu, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan içsel/fıtrî bir his olarak mı görmeliyiz, yoksa o ‘edinilmiş’ bir şey midir? Bir davranış ile ilgili olarak örneğin “vicdanım elvermiyor” yahut “bu yapılan vicdansızlıktır’ şeklinde bir cümle kurduğumuzda, bu, o davranışın sadece ‘gayri ahlakî’ olduğunu mu gösterir, yoksa o davranış aynı zamanda ‘irrasyonel’ de olabilir mi? Başka bir ifade ile vicdan ‘kalbî’ bir şey midir, yoksa onun ‘aklî’ bir yanı da var mıdır? Ve tabii ki eğer vicdan ‘körelebilen’ bir şey ise, bu nasıl mümkün olabilmektedir? Acaba vicdanın körelip işlevini görememesi içsel bozulmanın bir neticesi midir yoksa bunu daha çok ‘harici’ etkilerle mi izah etmek gerekir?
İlahiyatçılar ve felsefeciler bu sorulara farklı cevaplar vermişlerdir. İlahiyatçılar daha çok vicdanın ‘fıtrî’ bir duygu olduğunu savunurken, felsefeciler onun sonradan edinilmiş bir his olduğunu ileri sürmüşlerdir. İlk yaklaşıma göre, o, doğuştan gelen bir melekedir, ikinci görüşe göre ise, onu ortaya çıkaran aslında ‘otorite’ye olan bağlılıktır. Dolayısıyla, ilkinde Tanrı fikri, ikincisinde ise ‘toplum’ belirleyicidir.
Bu yazının devamı 185. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
185. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Felsefenin Bir Kimliği Var mı? Felsefenin Kimliği, Kimliğin Felsefesine Dair Bazı Düşünceler
Postmodern nihilist çağda kimlikler üzerinde pek çok tartışma yapıldı. Etimolojik kökenin uzantıları üzerinden yeni kurgular inşa edildi. Kimlik, ulus ve millet kavramı üzerinden ele alındığı gibi dinsel veya felsefi kökleri açısından da yeniden inşa edildi.
Kur’an’ın Hayata Müdahalesi
Bireyin ve Toplumun İnşası İlahi İradenin Tarihe Müdahalesi Yüce Allah, sadece yaratmakla yetinmemiş; ayrıca, yarattıkları için uymaları gereken yasaları da takdir etmiştir. Varlıklar ve olaylar bu yasalara göre vücut bulurlar. Hiçbir varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasanın dışına çıkma güç ve iradesine sahip değildir. Bununla, halkın arasında yaygın kabul gören “kader”i değil, Kur’an’da …
Ütopyaya Masal Aşısı ya da Masaldan Ütopyaya Bir Yol Var mı?
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Modern Devletin “Kim”liği: Bir İktidardan Fazlası
Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına
Şef Mahko Ve Oğuz’un Fatiha’sı
İnsan hayatının en temel kavramlarından birisi, bilindiği gibi ihtiyaç kavramıdır. Maddesi ve mânâsıyla, insan hayatının her dokusunda hissedilen bu eksiklik ve bunun temin edilmesi hadisesi, insan fıtratının en âcil bir durumudur. Tarihsel bir geçmişten bizler biliyoruz ki, hayatın sosyal inşası, ihtiyaç,
Alışverişe devam et