İnsan, tabiatı gereği toplumsal bir varlıktır. Yani insan, hayatını devam ettirebilmek için hem maddi açıdan hem de manevi açıdan başka insanlara ihtiyaç duyar ki bu da onun insan olmasından neşet eder. Aslında insan, sosyal olduğu kadar bireysel ihtiyaçlara da sahiptir. Kitab-ı Kerim’in bize öğrettiği de hesabın bireysel görüleceği ancak hayatın ve dinin müşterek yaşanabileceğidir. İnsan, başka insanları görmek istediği kadar aynı zamanda onlardan kaçmak da ister ama sonunda başka insanlara olan ihtiyacı insanlık tarihinin tarihsel sürecinde çok önemli gelişmelere de neden olmuştur. Ve insanın içerisinde bulunduğu mekâna göre de bu sosyal ve bireysel ihtiyaçlar farklılık kazanır zira insan mekândan bağımsız değildir, ondan etkilenir ve onu etkiler de aynı zamanda. İnsan, köyde ve şehirde farklı bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara sahip olduğu için köye has ve şehre has farklı insan tiplerinden bahsedebiliriz.
Öncelikle kullanacağımız tanımlamalar, şu anda köy denince ve şehir denince veya köylü yahut şehirli denince ifade ettiğimiz şeyle birebir uyuşmayabilir. Bunun da temel sebebi şehirleşme olgusunun sosyal bilimlerin tarif ettiği kalıplara birebir uymak zorunda olamaması ile birlikte modernleşmeyi ithal ve ikameci bir biçimde yaşayan toplumlar için yine bu tarifin birebir tatbikinin mümkün olmamasıdır. Aynı zamanda sosyal/siyasal bilimler içerisinde de “kent”in tanımı üzerinde bir mutabakat olmadığını söylemeliyiz.
Bu yazının devamı
203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanlığın yaratılış amacından uzaklaşıp kendini zihinsel sapmaların içinde bulmadığı bir çağ nerdeyse yok gibidir. Her çağda insanlık çeşitli aldanmalar, bozulmalar ve kendilik değerini düşüren hal ve davranışlar içinde bulunmuştur.
Siz haddi aşan bir kavim olmayı seçtiniz diye, biz de Kur’an’dan vaz mı geçelim. Zuhruf-5 Bir şeyle mukayyetiz, serbest değiliz efendim Turgut Uyar Birkaç yüzyıldır günlük yaşamımıza hâkim olan kelime ve kavramları konuşurken, bir gerilim içerisine girdiğimiz muhakkak. Nedir bu gerilim, bir iki örnek üzerinden izah etmeye çalışalım: ‘Akıl’ dendiğinde ‘rasyonalist akıl’ mı ‘İslamî akıl’ …
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum… Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Modernitenin toplumsal birikimleri hiçe saydığı bir dönemden geçiyoruz. Özü itibariyle geçmişle olan ilişkisini pamuk ipliğine bağlamayı amaçlayan modern düzen, makyajlı ama bir o kadar da özsuyu olmayan bir geleceğe insanlığı mecbur kılıyor. Bu da geçmişi üzerine ‘kendiliğini’ kurmuş olan toplumların
Tarihsel olarak özgürlüğün yayılması, özellikle ekonomik ve siyasi alanlarda, egemen güçlerin çıkarlarıyla çatışmış ve bu durum daha sıkı ideolojik denetim mekanizmalarının devreye sokulmasına yol açmıştır. Günümüzde de benzer süreçler yaşanmaktadır; halkın bilgiye erişimi ve özgür düşünce pratiği genişledikçe, bu alanda müdahaleler ve baskılar çoğalmaktadır.
Köy-Şehir Gerilimine Dair Birkaç Mülahaza
İnsan, tabiatı gereği toplumsal bir varlıktır. Yani insan, hayatını devam ettirebilmek için hem maddi açıdan hem de manevi açıdan başka insanlara ihtiyaç duyar ki bu da onun insan olmasından neşet eder. Aslında insan, sosyal olduğu kadar bireysel ihtiyaçlara da sahiptir. Kitab-ı Kerim’in bize öğrettiği de hesabın bireysel görüleceği ancak hayatın ve dinin müşterek yaşanabileceğidir. İnsan, başka insanları görmek istediği kadar aynı zamanda onlardan kaçmak da ister ama sonunda başka insanlara olan ihtiyacı insanlık tarihinin tarihsel sürecinde çok önemli gelişmelere de neden olmuştur. Ve insanın içerisinde bulunduğu mekâna göre de bu sosyal ve bireysel ihtiyaçlar farklılık kazanır zira insan mekândan bağımsız değildir, ondan etkilenir ve onu etkiler de aynı zamanda. İnsan, köyde ve şehirde farklı bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara sahip olduğu için köye has ve şehre has farklı insan tiplerinden bahsedebiliriz.
Öncelikle kullanacağımız tanımlamalar, şu anda köy denince ve şehir denince veya köylü yahut şehirli denince ifade ettiğimiz şeyle birebir uyuşmayabilir. Bunun da temel sebebi şehirleşme olgusunun sosyal bilimlerin tarif ettiği kalıplara birebir uymak zorunda olamaması ile birlikte modernleşmeyi ithal ve ikameci bir biçimde yaşayan toplumlar için yine bu tarifin birebir tatbikinin mümkün olmamasıdır. Aynı zamanda sosyal/siyasal bilimler içerisinde de “kent”in tanımı üzerinde bir mutabakat olmadığını söylemeliyiz.
Bu yazının devamı 203. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Acziyetinin Farkında Olmak
İnsanlığın yaratılış amacından uzaklaşıp kendini zihinsel sapmaların içinde bulmadığı bir çağ nerdeyse yok gibidir. Her çağda insanlık çeşitli aldanmalar, bozulmalar ve kendilik değerini düşüren hal ve davranışlar içinde bulunmuştur.
Meşruluk İstenci ve Ayak Değiştirme Halleri
Siz haddi aşan bir kavim olmayı seçtiniz diye, biz de Kur’an’dan vaz mı geçelim. Zuhruf-5 Bir şeyle mukayyetiz, serbest değiliz efendim Turgut Uyar Birkaç yüzyıldır günlük yaşamımıza hâkim olan kelime ve kavramları konuşurken, bir gerilim içerisine girdiğimiz muhakkak. Nedir bu gerilim, bir iki örnek üzerinden izah etmeye çalışalım: ‘Akıl’ dendiğinde ‘rasyonalist akıl’ mı ‘İslamî akıl’ …
Bir Soylu Öfke Biriktiriyorum
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum… Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Hangi Eğitim?
Modernitenin toplumsal birikimleri hiçe saydığı bir dönemden geçiyoruz. Özü itibariyle geçmişle olan ilişkisini pamuk ipliğine bağlamayı amaçlayan modern düzen, makyajlı ama bir o kadar da özsuyu olmayan bir geleceğe insanlığı mecbur kılıyor. Bu da geçmişi üzerine ‘kendiliğini’ kurmuş olan toplumların
Düşüncenin Evrimi
Tarihsel olarak özgürlüğün yayılması, özellikle ekonomik ve siyasi alanlarda, egemen güçlerin çıkarlarıyla çatışmış ve bu durum daha sıkı ideolojik denetim mekanizmalarının devreye sokulmasına yol açmıştır. Günümüzde de benzer süreçler yaşanmaktadır; halkın bilgiye erişimi ve özgür düşünce pratiği genişledikçe, bu alanda müdahaleler ve baskılar çoğalmaktadır.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.