Bilge: Tabi tabi. Ama oturmadan önce tüfeğini ve bütün av takımlarını dışarı koymanı ve onları hiçbir gözün hatta bir sineğin, bir kelebeğin gözünün bile göremeyeceği şekilde otlarla, yapraklarla örtmeni rica ediyorum. Mihael Nuayme
İnsanlık, ayıbını ve trajedisini sürekli tekrarlamakta. Hz. Âdem’in (a.s) terbiyesinden ve merhametinden memnun olduğu Habil’i öldüren merhamet fakiri Kaynin’in (Kabil) ve Hz. Yakup’un (a.s) yüzüne bakmaya kıyamadığı, insanların en güzel yüzüne sahip çocuğu kuyuya atanların ruhu aramızda. Bu zelil ruh; Beyrut’ta, Dahaye’de, Halep’te ve Gazze’de yeniden canlandı. Habil’i öldüren, Yusuf’u kuyuya atan, Zekeriya Peygamberi katleden zihniyet, birkaç günlük ve aylık bebekleri ve masum sivilleri öldürmenin utancını taşımaktan hiç de ar etmiyor.
Yıllar boyu dünya Müslümanları olarak avuttuğumuz yanlarımızı hep diri tuttuk. İncitmeden, ağlatmadan diri tuttuğumuz, avuttuğumuz yanlarımızı diri tutan hadiselerimiz oldu hep. Yaşımın şahit olduğu, önce Afganistan sonra Irak, sırasıyla Bosna, Çeçenistan, Somali, Endonezya, tekrar Afganistan ve Irak, Sudan, bu günlerde Suriye, Filistin, Beyrut zulümleri, bitmeyen ağıtlarımız ve yakınmalarımız oldu hep. Nasırlaştı mı nedir artık acıyı hissetmiyoruz. Acı karşısında “duygu ötesi” bir hâli yaşıyoruz.
Bu yazının devamı
216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Modernitenin toplumsal birikimleri hiçe saydığı bir dönemden geçiyoruz. Özü itibariyle geçmişle olan ilişkisini pamuk ipliğine bağlamayı amaçlayan modern düzen, makyajlı ama bir o kadar da özsuyu olmayan bir geleceğe insanlığı mecbur kılıyor. Bu da geçmişi üzerine ‘kendiliğini’ kurmuş olan toplumların
Rabbim! Girmiş olduğum çalışmaya doğrulukla girmeyi, çıkarken de doğrulukla çıkmayı nasip et. Katından bana yardım edecek bir güç, kuvvet ve nusret ver. İsrâ Sûresi 80. Âyette: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler, birbirlerine sahip çıkarlar ve birbirlerine destek olurlar”
Beklemek, insan varoluşunun en temel fakat çoğu zaman en az fark edilen tecrübelerinden biridir. İnsan, yaşamı boyunca bir dizi bekleme ânının kıyısında durur: doğumu bekleyen bir anne, haber bekleyen bir âşık, kurtuluşu bekleyen bir toplum… Beklemek, görünürde zamanın akışına boyun eğmek gibi dururken, aslında insanın gelecekle, umutla ve zamanla kurduğu derin bir ilişki biçimidir.
İnsan, sabit bir eksen etrafında dönen mekanik bir yapıdan çok, her adımda kendini yenileyen ve dönüşüm içinde olan dinamik bir varlıktır. Bu dinamizm, kimi zaman sarsıcı bir farkındalıkla, kimi zaman da sessizce ve derinden ilerler. Bu nedenle “yeniden başlamak”, basit bir karar olmaktan ziyade insanın hem içsel hem de toplumsal gerçekliğinde yaşadığı bir eşik durumudur.
Acının Teni: Filistin, Taş Çocukları Ve Hanzala
Muhabir: Oturmama müsaade eder misin?
Bilge: Tabi tabi. Ama oturmadan önce tüfeğini ve bütün av takımlarını dışarı koymanı ve onları hiçbir gözün hatta bir sineğin, bir kelebeğin gözünün bile göremeyeceği şekilde otlarla, yapraklarla örtmeni rica ediyorum. Mihael Nuayme
İnsanlık, ayıbını ve trajedisini sürekli tekrarlamakta. Hz. Âdem’in (a.s) terbiyesinden ve merhametinden memnun olduğu Habil’i öldüren merhamet fakiri Kaynin’in (Kabil) ve Hz. Yakup’un (a.s) yüzüne bakmaya kıyamadığı, insanların en güzel yüzüne sahip çocuğu kuyuya atanların ruhu aramızda. Bu zelil ruh; Beyrut’ta, Dahaye’de, Halep’te ve Gazze’de yeniden canlandı. Habil’i öldüren, Yusuf’u kuyuya atan, Zekeriya Peygamberi katleden zihniyet, birkaç günlük ve aylık bebekleri ve masum sivilleri öldürmenin utancını taşımaktan hiç de ar etmiyor.
Yıllar boyu dünya Müslümanları olarak avuttuğumuz yanlarımızı hep diri tuttuk. İncitmeden, ağlatmadan diri tuttuğumuz, avuttuğumuz yanlarımızı diri tutan hadiselerimiz oldu hep. Yaşımın şahit olduğu, önce Afganistan sonra Irak, sırasıyla Bosna, Çeçenistan, Somali, Endonezya, tekrar Afganistan ve Irak, Sudan, bu günlerde Suriye, Filistin, Beyrut zulümleri, bitmeyen ağıtlarımız ve yakınmalarımız oldu hep. Nasırlaştı mı nedir artık acıyı hissetmiyoruz. Acı karşısında “duygu ötesi” bir hâli yaşıyoruz.
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Övdüklerimizden Ne Kaldı?
Masal dinlerdik, dededen, büyükanneden, kıssadan hisse çıkarmaya; “bir varmış bir yokmuş” sevdasına aşılanırdık fark etmeden. Şimdilerde subliminal mesajlarla nitelendirilen, akla ayar verme kavramını gayri ihtiyari büyüklerimiz de tecrübe etmişlerdi.
Hangi Eğitim?
Modernitenin toplumsal birikimleri hiçe saydığı bir dönemden geçiyoruz. Özü itibariyle geçmişle olan ilişkisini pamuk ipliğine bağlamayı amaçlayan modern düzen, makyajlı ama bir o kadar da özsuyu olmayan bir geleceğe insanlığı mecbur kılıyor. Bu da geçmişi üzerine ‘kendiliğini’ kurmuş olan toplumların
“İlim Edebi” Meselesi
Rabbim! Girmiş olduğum çalışmaya doğrulukla girmeyi, çıkarken de doğrulukla çıkmayı nasip et. Katından bana yardım edecek bir güç, kuvvet ve nusret ver. İsrâ Sûresi 80. Âyette: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler, birbirlerine sahip çıkarlar ve birbirlerine destek olurlar”
Beklemenin Ontolojik Derinliği
Beklemek, insan varoluşunun en temel fakat çoğu zaman en az fark edilen tecrübelerinden biridir. İnsan, yaşamı boyunca bir dizi bekleme ânının kıyısında durur: doğumu bekleyen bir anne, haber bekleyen bir âşık, kurtuluşu bekleyen bir toplum… Beklemek, görünürde zamanın akışına boyun eğmek gibi dururken, aslında insanın gelecekle, umutla ve zamanla kurduğu derin bir ilişki biçimidir.
Yeniden Başlamak Üzerine: Varoluşsal, Psikolojik ve Toplumsal Bir İnceleme
İnsan, sabit bir eksen etrafında dönen mekanik bir yapıdan çok, her adımda kendini yenileyen ve dönüşüm içinde olan dinamik bir varlıktır. Bu dinamizm, kimi zaman sarsıcı bir farkındalıkla, kimi zaman da sessizce ve derinden ilerler. Bu nedenle “yeniden başlamak”, basit bir karar olmaktan ziyade insanın hem içsel hem de toplumsal gerçekliğinde yaşadığı bir eşik durumudur.
Alışverişe devam et