Yirmi birinci yüzyılda neoliberalizmin yalnızca ekonomik bir paradigma değil, aynı zamanda bireyin kimliğini, toplumsal ilişkilerini ve ahlâki yönelimlerini biçimlendiren kapsamlı bir kültürel sistem hâline geldiği yönündeki tartışmalar giderek güç kazanmaktadır. Bu yaklaşım, neoliberalizmi yalnızca bir yönetim tekniği olarak değil, aynı zamanda dinsel işlevler üstlenen yeni bir inanç sistemi olarak değerlendirmektedir. Zira neoliberal düzenin kutsalı piyasa, kurtuluşu başarı, günahı ise başarısızlık üzerinden yeniden tanımladığı görülmektedir. Çünkü Son kırk yıl içerisinde neoliberalizm yalnızca piyasa ekonomisini yeniden düzenleyen bir ekonomik model olmaktan çıkmış, bireyin kendisini algılama biçimini dönüştüren kapsamlı bir toplumsal paradigma hâline gelmiştir. Bu dönüşüm içerisinde piyasa yalnızca ekonomik faaliyetlerin düzenleyicisi değil; aynı zamanda değerlerin, kimliklerin ve toplumsal statünün belirleyicisi konumuna evrilmiştir. Bu gelişmeler, din sosyolojisi literatüründe neoliberalizmin “seküler din” ya da...
Bu yazının devamı
224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“İslâm insanlığa ne vadediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakikat sarkacında incelenmiş, ardından İslâm’ın temel kaynakları ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmada, kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, konunun beyanı öncesi doğru bir durum tespiti yapılması zarureti vurgulanmıştır.
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Nasr suresini tefsir ederken, Allah’ın; peygamberliği Mekke’nin fethiyle sonlandırdığı gibi bu peygamberliğin kitabını da bu büyük fetihden bahsederek sona erdirdiğini söylemiştik. Bu durum hakikatin, peygamberliğin merkezine
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Ebeveynlik, ahlâk mimarisinin en görünmez ama en etkili sanatıdır. Çocuğa bırakılacak en büyük miras, gösterişli eşyalar değil, erdemli melekeler olmalıdır. Çünkü huylar, melekeye dönüştükçe davranış bilinçten bağımsız bir zarafet kazanır. O zarafet, yetişkinlikte bile çocuğun hareketlerinde sürer: konuşurken ses tonunda, susarken duruşunda…
Kutsalın Teknolojik İnşası: Black Mirror’dan Yansıyan “İnsan”
Yirmi birinci yüzyılda neoliberalizmin yalnızca ekonomik bir paradigma değil, aynı zamanda bireyin kimliğini, toplumsal ilişkilerini ve ahlâki yönelimlerini biçimlendiren kapsamlı bir kültürel sistem hâline geldiği yönündeki tartışmalar giderek güç kazanmaktadır. Bu yaklaşım, neoliberalizmi yalnızca bir yönetim tekniği olarak değil, aynı zamanda dinsel işlevler üstlenen yeni bir inanç sistemi olarak değerlendirmektedir. Zira neoliberal düzenin kutsalı piyasa, kurtuluşu başarı, günahı ise başarısızlık üzerinden yeniden tanımladığı görülmektedir. Çünkü Son kırk yıl içerisinde neoliberalizm yalnızca piyasa ekonomisini yeniden düzenleyen bir ekonomik model olmaktan çıkmış, bireyin kendisini algılama biçimini dönüştüren kapsamlı bir toplumsal paradigma hâline gelmiştir. Bu dönüşüm içerisinde piyasa yalnızca ekonomik faaliyetlerin düzenleyicisi değil; aynı zamanda değerlerin, kimliklerin ve toplumsal statünün belirleyicisi konumuna evrilmiştir. Bu gelişmeler, din sosyolojisi literatüründe neoliberalizmin “seküler din” ya da...
Bu yazının devamı 224. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslâm’ın İnsanlığa Vadettikleri -I-
“İslâm insanlığa ne vadediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakikat sarkacında incelenmiş, ardından İslâm’ın temel kaynakları ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmada, kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, konunun beyanı öncesi doğru bir durum tespiti yapılması zarureti vurgulanmıştır.
Gazze’den Doğu Türkistan’a: Şiddet ve Acının Görünmezliği
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Leheb Suresi Tefsiri Hamîduddîn El-Ferâhi
Nasr suresini tefsir ederken, Allah’ın; peygamberliği Mekke’nin fethiyle sonlandırdığı gibi bu peygamberliğin kitabını da bu büyük fetihden bahsederek sona erdirdiğini söylemiştik. Bu durum hakikatin, peygamberliğin merkezine
Politik Estetiğin Alacakaranlığında Kadim Zaman-Mekân Estetiği
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Yüzün Işığı, Kökün Karanlığı: Ahlâkın Görünmez Toprağı
Ebeveynlik, ahlâk mimarisinin en görünmez ama en etkili sanatıdır. Çocuğa bırakılacak en büyük miras, gösterişli eşyalar değil, erdemli melekeler olmalıdır. Çünkü huylar, melekeye dönüştükçe davranış bilinçten bağımsız bir zarafet kazanır. O zarafet, yetişkinlikte bile çocuğun hareketlerinde sürer: konuşurken ses tonunda, susarken duruşunda…