Cumhuriyet modernleşmesinin ana değişim ilkeleriyle müzik siyaseti iç içe girmiştir. Hayatın her alanını dinden arındırarak tanımlama çabası müzik anlayışını da derinden etkilemiştir.
Kuşku yok ki Cumhuriyet modernleşmesi kendine özgü bir paradigmadan hareket ediyordu. Bu paradigmanın içeriğini ilerlemeci tarih anlayışı, pozitivist felsefe, milliyetçilik, evrimcilik, laiklik ve sekülerizm oluşturuyordu. Cumhuriyetin eğitim, tarih, kültür ve sanat politikaları da bu değerler üzerine inşa edilmeye çalışılıyordu. İnsan hangi kavramları kullanıyorsa o kavramların ışığında düşünüyor demektir. Düşünce sistematiğini belirleyen çerçeveye paradigma deniyor. Paradigma, dünya görüşü, örnek, model, bakış açısı gibi anlamlara gelir. Olaylar karşısındaki yargılarınız sahip olduğunuz paradigmanızın eseridir.
Cumhuriyet modernleşmesi tarihsel süreç içinde belirli kırılmalara uğradı. Sanat üzerindeki devlet egemenliğinin kırılması da büyük ölçüde özelleştirme politikalarıyla yakından bağlantılıdır. Türkiye’de özelleştirme Özal tarafından bürokrasinin etkisinin kırılması için düşünülmüş bir yöntemdir. Öyle görülüyor ki devletin egemenliğinin kırılması, bürokrasinin etkisinin azaltılmasında özelleştirmenin büyük katkısı oldu. Ancak bu süreç adaletli bir dönüşüme yol açmadı. Tekrar devletin bu konularda etkin olmasını savunmak da çok anlamlı gözükmüyor. Çünkü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile özelleşme arasında bir paralellik var.
İsmini andığımızda bize uzak ve yabancı gibi gelen Ortadoğu dediğimiz bu yere ismini veren, İngiltere’dir. Bu topraklara Ortadoğu dediğimizde, esasında trajik bir şekilde İngiltere’ye göre mekânlaştırılmış bir yerden ve isimlendirmeden bahsediyoruz.
Yaratılmış olanı Yaratıcıdan ayıran en temel özelliklerden biri de sınırlı ve sonlu olma durumudur. Bir varlık hâline gelme durumunun söz konusu olması her daim soyut ya da somut sınırların çizilmesiyle mümkün olur. Çünkü sınırsızlık ya da sonsuzluk aslında bir çeşit yokluk formu olarak da düşünülebilir; bu sebeple bu hikâye aynı zamanda yokluktan varlığa, ademden Âdem’e geçiş hikâyesidir.
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Bu makale, Türkiye’de yakın dönemde İslamî hareketler içerisinden bir ayrışma süreci sonunda mücessemleşen Antikapitalist Müslümanlar’ın (AKM) nasıl bir bağlamda ortaya çıktığı ve temel karakterinin ne olduğu soruları üzerinden şekillenmektedir.
Yaratılmış en değerli varlık olan insan neslinin kader, ecel ve rızık konusunda hem Yüce Allah’ın ve hem de kendisinin hatta diğer varlıklar ile eşyanın gerekli yetenek, kazanım ve koşullarını bilmesi elzem bir husustur. Ancak görüldüğü kadarıyla bazı insanlar nezdinde hem olgusal aşamaları ve hem de sorumluluk ve irade basamaklarını olduğu gibi anlamasının bazı engelleri olduğu muhakkaktır.
Müzik ve Siyaset
Cumhuriyet modernleşmesinin ana değişim ilkeleriyle müzik siyaseti iç içe girmiştir. Hayatın her alanını dinden arındırarak tanımlama çabası müzik anlayışını da derinden etkilemiştir.
Kuşku yok ki Cumhuriyet modernleşmesi kendine özgü bir paradigmadan hareket ediyordu. Bu paradigmanın içeriğini ilerlemeci tarih anlayışı, pozitivist felsefe, milliyetçilik, evrimcilik, laiklik ve sekülerizm oluşturuyordu. Cumhuriyetin eğitim, tarih, kültür ve sanat politikaları da bu değerler üzerine inşa edilmeye çalışılıyordu. İnsan hangi kavramları kullanıyorsa o kavramların ışığında düşünüyor demektir. Düşünce sistematiğini belirleyen çerçeveye paradigma deniyor. Paradigma, dünya görüşü, örnek, model, bakış açısı gibi anlamlara gelir. Olaylar karşısındaki yargılarınız sahip olduğunuz paradigmanızın eseridir.
Cumhuriyet modernleşmesi tarihsel süreç içinde belirli kırılmalara uğradı. Sanat üzerindeki devlet egemenliğinin kırılması da büyük ölçüde özelleştirme politikalarıyla yakından bağlantılıdır. Türkiye’de özelleştirme Özal tarafından bürokrasinin etkisinin kırılması için düşünülmüş bir yöntemdir. Öyle görülüyor ki devletin egemenliğinin kırılması, bürokrasinin etkisinin azaltılmasında özelleştirmenin büyük katkısı oldu. Ancak bu süreç adaletli bir dönüşüme yol açmadı. Tekrar devletin bu konularda etkin olmasını savunmak da çok anlamlı gözükmüyor. Çünkü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile özelleşme arasında bir paralellik var.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
213. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Filistin: Dünyayı İkiye Bölen Dünya
İsmini andığımızda bize uzak ve yabancı gibi gelen Ortadoğu dediğimiz bu yere ismini veren, İngiltere’dir. Bu topraklara Ortadoğu dediğimizde, esasında trajik bir şekilde İngiltere’ye göre mekânlaştırılmış bir yerden ve isimlendirmeden bahsediyoruz.
Günah ve Tövbe İlişkisine Sınır Kavramı Üzerinden Varoluşsal Bir Bakış
Yaratılmış olanı Yaratıcıdan ayıran en temel özelliklerden biri de sınırlı ve sonlu olma durumudur. Bir varlık hâline gelme durumunun söz konusu olması her daim soyut ya da somut sınırların çizilmesiyle mümkün olur. Çünkü sınırsızlık ya da sonsuzluk aslında bir çeşit yokluk formu olarak da düşünülebilir; bu sebeple bu hikâye aynı zamanda yokluktan varlığa, ademden Âdem’e geçiş hikâyesidir.
Gazze’deki Acılar ve Teodise
. Burada çektiğimiz acılar, kazanacağımız mallar, yaşadığımız eğlenceler büyük resimde, ahiretle kıyaslandığında önemsizdir. Ama buradaki eylemlerimiz ve sorumluluklarımız ahiret hayatımızı belirleyeceği için başka bir açıdan önemlidir. Zalimlerle mücadele etmek ve zulmetmemek bu yüzden çok önemlidir
Kimlikten Sınıfa: İslami Hareketlerin Dönüşümü ve Anti-Kapitalist Müslümanlar
Bu makale, Türkiye’de yakın dönemde İslamî hareketler içerisinden bir ayrışma süreci sonunda mücessemleşen Antikapitalist Müslümanlar’ın (AKM) nasıl bir bağlamda ortaya çıktığı ve temel karakterinin ne olduğu soruları üzerinden şekillenmektedir.
İnsanın Varlık Yasasının Sünnetullah Bağlamında Teşekkül Esasları
Yaratılmış en değerli varlık olan insan neslinin kader, ecel ve rızık konusunda hem Yüce Allah’ın ve hem de kendisinin hatta diğer varlıklar ile eşyanın gerekli yetenek, kazanım ve koşullarını bilmesi elzem bir husustur. Ancak görüldüğü kadarıyla bazı insanlar nezdinde hem olgusal aşamaları ve hem de sorumluluk ve irade basamaklarını olduğu gibi anlamasının bazı engelleri olduğu muhakkaktır.
Alışverişe devam et