Cumhuriyet modernleşmesinin ana değişim ilkeleriyle müzik siyaseti iç içe girmiştir. Hayatın her alanını dinden arındırarak tanımlama çabası müzik anlayışını da derinden etkilemiştir.
Kuşku yok ki Cumhuriyet modernleşmesi kendine özgü bir paradigmadan hareket ediyordu. Bu paradigmanın içeriğini ilerlemeci tarih anlayışı, pozitivist felsefe, milliyetçilik, evrimcilik, laiklik ve sekülerizm oluşturuyordu. Cumhuriyetin eğitim, tarih, kültür ve sanat politikaları da bu değerler üzerine inşa edilmeye çalışılıyordu. İnsan hangi kavramları kullanıyorsa o kavramların ışığında düşünüyor demektir. Düşünce sistematiğini belirleyen çerçeveye paradigma deniyor. Paradigma, dünya görüşü, örnek, model, bakış açısı gibi anlamlara gelir. Olaylar karşısındaki yargılarınız sahip olduğunuz paradigmanızın eseridir.
Cumhuriyet modernleşmesi tarihsel süreç içinde belirli kırılmalara uğradı. Sanat üzerindeki devlet egemenliğinin kırılması da büyük ölçüde özelleştirme politikalarıyla yakından bağlantılıdır. Türkiye’de özelleştirme Özal tarafından bürokrasinin etkisinin kırılması için düşünülmüş bir yöntemdir. Öyle görülüyor ki devletin egemenliğinin kırılması, bürokrasinin etkisinin azaltılmasında özelleştirmenin büyük katkısı oldu. Ancak bu süreç adaletli bir dönüşüme yol açmadı. Tekrar devletin bu konularda etkin olmasını savunmak da çok anlamlı gözükmüyor. Çünkü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile özelleşme arasında bir paralellik var.
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İşin gerçeği dünden bugüne toplumların (ve hatta fertlerin) kendilerine has özelliklerinin bulunduğu üzerinde durulagelmiştir. Katı-yumuşak, sevecen-öfkeli, güler yüzlü-asık suratlı, çalışkan- tembel, gibi farklı özellikler tespit edilmiş,
Mü’min; yaşamın bütün uğrak yerlerinde “şeylerin” farkına varabilendir. Mükellef olduğu ibadetlerinin vakte bağlı oluşu mü’mini, akıp giden zamanın farkına vardırır. Mü’min, kendisini esir almaya çalışan zamana, vakit ile etkin müdahale eder. Dinamik vakit bilinci, zaman karşısında pasif olan beşeri, “eşref-i mahlûk” derecesine yükseltir. Dünyanın temel ritmine karşı, dinamik bir farkındalığı mümkün kılan “kamerî takvim” sisteminde …
Günümüzde, Kur’ân-ı Kerîm muhtevasının başka dînî ve tarihî metinlerden devşirildiği şeklindeki bir iddia bazı fanatik İslâm düşmanları için âdeta genel-geçer bir itham olarak öne çıkmaktadır. Bu iddia sahiplerinin Türkiye’deki uzantıları Turan Dursun, İlhan Arsel ve benzerlerinin çevreleridir. Türkiye’deki bu çevrelerin Kur’ân ve İslam hakkındaki iddialarının, tamamen husumetten kaynaklanan gayr-ı ilmî iftiralardan öteye geçemediklerini ispatlamak için …
Yetiştirme, eriştirme, bildirme, ulaştırma, gönderme, açıklama, bir amaca ulaşmak için bir şeyi bazı ilkelere ve düzene göre söyleme veya uygulama anlamına geldiği gibi daha ziyade İslam’ın açık ve anlaşılır bir şekilde muhataba iletilmesi anlaşılmaktadır. Yani İslam’ın açıklanması, tebliğ edilmesidir.
“Kulluk nedir?” diye sorulduğunda ise; ‘Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik; O’nun sınırlarını aşmayan, emirlerini ise eksiltmeyen bir yaşam biçimi’ olduğu dile getirilebilir. O’nun rızası gözetilerek ortaya koyulan her iş, oluş, eylem kulluğun bir parçası hâline gelmektedir. Bu tanımın, kulluğun yapılabilecek en geniş anlamdaki tanımı olduğu söylenebilir. Kulluğun bir cüz’ü olarak ise; Allah’ın kullarına belirli zamanlarda ve belirli şekillerde yapılmasını emrettiği fiiller olan (namaz, oruç, hac, zekât vb.) ibadetlerden bahsedilebilir.
Müzik ve Siyaset
Cumhuriyet modernleşmesinin ana değişim ilkeleriyle müzik siyaseti iç içe girmiştir. Hayatın her alanını dinden arındırarak tanımlama çabası müzik anlayışını da derinden etkilemiştir.
Kuşku yok ki Cumhuriyet modernleşmesi kendine özgü bir paradigmadan hareket ediyordu. Bu paradigmanın içeriğini ilerlemeci tarih anlayışı, pozitivist felsefe, milliyetçilik, evrimcilik, laiklik ve sekülerizm oluşturuyordu. Cumhuriyetin eğitim, tarih, kültür ve sanat politikaları da bu değerler üzerine inşa edilmeye çalışılıyordu. İnsan hangi kavramları kullanıyorsa o kavramların ışığında düşünüyor demektir. Düşünce sistematiğini belirleyen çerçeveye paradigma deniyor. Paradigma, dünya görüşü, örnek, model, bakış açısı gibi anlamlara gelir. Olaylar karşısındaki yargılarınız sahip olduğunuz paradigmanızın eseridir.
Cumhuriyet modernleşmesi tarihsel süreç içinde belirli kırılmalara uğradı. Sanat üzerindeki devlet egemenliğinin kırılması da büyük ölçüde özelleştirme politikalarıyla yakından bağlantılıdır. Türkiye’de özelleştirme Özal tarafından bürokrasinin etkisinin kırılması için düşünülmüş bir yöntemdir. Öyle görülüyor ki devletin egemenliğinin kırılması, bürokrasinin etkisinin azaltılmasında özelleştirmenin büyük katkısı oldu. Ancak bu süreç adaletli bir dönüşüme yol açmadı. Tekrar devletin bu konularda etkin olmasını savunmak da çok anlamlı gözükmüyor. Çünkü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile özelleşme arasında bir paralellik var.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
“İnsan Topluluğu”ndan “Refah Kitlesi”ne
İşin gerçeği dünden bugüne toplumların (ve hatta fertlerin) kendilerine has özelliklerinin bulunduğu üzerinde durulagelmiştir. Katı-yumuşak, sevecen-öfkeli, güler yüzlü-asık suratlı, çalışkan- tembel, gibi farklı özellikler tespit edilmiş,
Ramazan; Vakit ve Zaman
Mü’min; yaşamın bütün uğrak yerlerinde “şeylerin” farkına varabilendir. Mükellef olduğu ibadetlerinin vakte bağlı oluşu mü’mini, akıp giden zamanın farkına vardırır. Mü’min, kendisini esir almaya çalışan zamana, vakit ile etkin müdahale eder. Dinamik vakit bilinci, zaman karşısında pasif olan beşeri, “eşref-i mahlûk” derecesine yükseltir. Dünyanın temel ritmine karşı, dinamik bir farkındalığı mümkün kılan “kamerî takvim” sisteminde …
İslâm, Yahudilik ve Hıristiyanlık’tan Alıntılanmış ‘Devşirme Bir Din(mi)’dir?
Günümüzde, Kur’ân-ı Kerîm muhtevasının başka dînî ve tarihî metinlerden devşirildiği şeklindeki bir iddia bazı fanatik İslâm düşmanları için âdeta genel-geçer bir itham olarak öne çıkmaktadır. Bu iddia sahiplerinin Türkiye’deki uzantıları Turan Dursun, İlhan Arsel ve benzerlerinin çevreleridir. Türkiye’deki bu çevrelerin Kur’ân ve İslam hakkındaki iddialarının, tamamen husumetten kaynaklanan gayr-ı ilmî iftiralardan öteye geçemediklerini ispatlamak için …
Tebliğ
Yetiştirme, eriştirme, bildirme, ulaştırma, gönderme, açıklama, bir amaca ulaşmak için bir şeyi bazı ilkelere ve düzene göre söyleme veya uygulama anlamına geldiği gibi daha ziyade İslam’ın açık ve anlaşılır bir şekilde muhataba iletilmesi anlaşılmaktadır. Yani İslam’ın açıklanması, tebliğ edilmesidir.
Kulluğun Bir Cüz’ü Olarak Oruç ve Ramazan
“Kulluk nedir?” diye sorulduğunda ise; ‘Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik; O’nun sınırlarını aşmayan, emirlerini ise eksiltmeyen bir yaşam biçimi’ olduğu dile getirilebilir. O’nun rızası gözetilerek ortaya koyulan her iş, oluş, eylem kulluğun bir parçası hâline gelmektedir. Bu tanımın, kulluğun yapılabilecek en geniş anlamdaki tanımı olduğu söylenebilir. Kulluğun bir cüz’ü olarak ise; Allah’ın kullarına belirli zamanlarda ve belirli şekillerde yapılmasını emrettiği fiiller olan (namaz, oruç, hac, zekât vb.) ibadetlerden bahsedilebilir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.