Her şeyin çoğaldığı, amelin azaldığı, laf kalabalığının öze kavuşmayı zorlaştırdığı bir düzlemde yaşıyoruz. Derdimiz üzüm yemeyi aştı; üzümün kimyasıyla uğraşırken sarhoşluğa kapılıp yemeyi ihmal ediyor, zafiyet yaşıyoruz.
Derdimiz ne? Varoluşsal nedenimizi bolca söz üretimine adayıp bozulan dünyaya bir dur diyememek mi? Yoksa sözlere aldırmayıp gemiyi inşa etmek mi?
Elbette teorisi olmayanın pratiği olmaz; ama kul olarak yaratılmış olan bizlerin teorisyeni Allah, pratiğini îfâ eden de biz kullar idik. Lakin bir ara devreler karıştı galiba; pratikten sorumlu olan insan eylemi bırakıp söz üzerinde mugalata yapmaya başladı. Bu hâl, sözünü ilmihâle çeviren ideolojilerin karşısında hak sözün sahibini etkisiz hâle getirdi. Ciltler dolusu yorumlar, sözler, yeni yeni teoriler hâle ilmihâl sunamaz hâlde kütüphanelerde mehcûr kaldı. Bu muydu hak sözün sahibinin ortaya koyması gereken!?
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir.
Allah ile bağımız devam etmektedir. Allah, dün olduğu gibi bugün de, yarın da gündemimizde olacak. Çünkü hayat devam ediyor. Bu gerçek… Hayat sona erse de bu gerçek… Allah’ın idraki konusunda alacağımız yolun uzun olduğunu Antik Yunan’dan beri yazılı metinlere geçtiğini bildiğimiz “İnsan Tanrı” tahayyülünden halen kurtulamamış olmaktan anlıyoruz. Halen insana ait kimi cismani tanımların, organların, kavramların, ifadelerin vs Allah için de kullanılabileceğini zannediyoruz.
Tanıları neye göre kime göre yapacağımız konusu da önemlidir. Hayatın sahibi olan Allah’ın verdiği ölçü ve röperlere göre bir tasavvur geliştirdiğimizde bütünlük arz eden bir yaşam ortaya çıkarabiliriz. O, neye iyi dediyse o iyi neye kötü dediyse o kötü olarak görülecektir artık. Güzelliğin ölçüsünü O’ndan alır, O’nun güzel dediğine biz de güzel der ve bu muvaceheden aynamıza bakarız. Baktığımız aynalara zaafları karıştırmadan düzeltmeler yapar, çeki düzen veririz kendimize ve çevremize.
“Ey gönlüm, derdin varsa eğer uyan uykudan! Seni yemen ve uyuman için getirmediler. Farz edelim cümle âlemi yedin, ölümden kurtulamazsın savaşsan da! Kendinden daha ne kadar zarar göreceksin? Ey kendine afet olan! Afet musibet sensin; kalk kendi önünden.”
Bugün baba otoritesi, anne şefkati, aile, terbiye, ahlâk gibi tüm değer ve kurumları hedef alan topyekûn bir saldırı hatta bir toplum mühendisliği projesi ile karşı karşıyayız. Aile içinde baba otoritesinin sarsılması, anneliğin ve anne şefkatinin sanki bir yükmüş gibi algılanıyor olması, çocukların bencil ve narsist bir psikolojinin içerisine sürüklenmesi, aile ile birlikte toplumu ve insanlığı hedef alan topyekûn bir saldırıdır.
Sözü Çoğaltırken Özgül Ağırlığını Kaybetmek…
Her şeyin çoğaldığı, amelin azaldığı, laf kalabalığının öze kavuşmayı zorlaştırdığı bir düzlemde yaşıyoruz. Derdimiz üzüm yemeyi aştı; üzümün kimyasıyla uğraşırken sarhoşluğa kapılıp yemeyi ihmal ediyor, zafiyet yaşıyoruz.
Derdimiz ne? Varoluşsal nedenimizi bolca söz üretimine adayıp bozulan dünyaya bir dur diyememek mi? Yoksa sözlere aldırmayıp gemiyi inşa etmek mi?
Elbette teorisi olmayanın pratiği olmaz; ama kul olarak yaratılmış olan bizlerin teorisyeni Allah, pratiğini îfâ eden de biz kullar idik. Lakin bir ara devreler karıştı galiba; pratikten sorumlu olan insan eylemi bırakıp söz üzerinde mugalata yapmaya başladı. Bu hâl, sözünü ilmihâle çeviren ideolojilerin karşısında hak sözün sahibini etkisiz hâle getirdi. Ciltler dolusu yorumlar, sözler, yeni yeni teoriler hâle ilmihâl sunamaz hâlde kütüphanelerde mehcûr kaldı. Bu muydu hak sözün sahibinin ortaya koyması gereken!?
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
199. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Algı Yönetimine Feda Edilen Kurum: Aile
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir.
İnsanda Yüzün İkamesi ve Allah ile Yüzleşme
Allah ile bağımız devam etmektedir. Allah, dün olduğu gibi bugün de, yarın da gündemimizde olacak. Çünkü hayat devam ediyor. Bu gerçek… Hayat sona erse de bu gerçek… Allah’ın idraki konusunda alacağımız yolun uzun olduğunu Antik Yunan’dan beri yazılı metinlere geçtiğini bildiğimiz “İnsan Tanrı” tahayyülünden halen kurtulamamış olmaktan anlıyoruz. Halen insana ait kimi cismani tanımların, organların, kavramların, ifadelerin vs Allah için de kullanılabileceğini zannediyoruz.
Güzel ile Çirkini Ayırt Etme Becerisi
Tanıları neye göre kime göre yapacağımız konusu da önemlidir. Hayatın sahibi olan Allah’ın verdiği ölçü ve röperlere göre bir tasavvur geliştirdiğimizde bütünlük arz eden bir yaşam ortaya çıkarabiliriz. O, neye iyi dediyse o iyi neye kötü dediyse o kötü olarak görülecektir artık. Güzelliğin ölçüsünü O’ndan alır, O’nun güzel dediğine biz de güzel der ve bu muvaceheden aynamıza bakarız. Baktığımız aynalara zaafları karıştırmadan düzeltmeler yapar, çeki düzen veririz kendimize ve çevremize.
Kalk Kendi Önünden
“Ey gönlüm, derdin varsa eğer uyan uykudan! Seni yemen ve uyuman için getirmediler. Farz edelim cümle âlemi yedin, ölümden kurtulamazsın savaşsan da! Kendinden daha ne kadar zarar göreceksin? Ey kendine afet olan! Afet musibet sensin; kalk kendi önünden.”
Meskulen Erkek, Feminen Kadın Bağlamında İnsan ve Aile
Bugün baba otoritesi, anne şefkati, aile, terbiye, ahlâk gibi tüm değer ve kurumları hedef alan topyekûn bir saldırı hatta bir toplum mühendisliği projesi ile karşı karşıyayız. Aile içinde baba otoritesinin sarsılması, anneliğin ve anne şefkatinin sanki bir yükmüş gibi algılanıyor olması, çocukların bencil ve narsist bir psikolojinin içerisine sürüklenmesi, aile ile birlikte toplumu ve insanlığı hedef alan topyekûn bir saldırıdır.
Alışverişe devam et