Medeniyet kurma sorumluluğu içerisinde olan insana diğer yaratılmışlardan farklı olarakdüşünme, fıkhetme, yorum yapma ve itaat etme kabiliyeti verilmiştir. Bunun için onayapay zekâ gibi sabit bir program yüklenmemiş, bırakılan boşlukları ihtiyaca binaen dol-durması istenmiştir. Bu boşlukları doldurma amelinin keyfilikten korunması için de ona birtakım kriterler verilmiş ve naslar çerçevesinde hareket etmesi ondan istenmiştir.Neyin nas neyin yoruma açık olduğunu ayırdedebilmesi için de insana çalışma, cehd etme,rüşdüne ermek için merak etme özelliği bahşedilmiştir.
Yeryüzünde gelişen, çoğalan alet edevat, insanın ihtiyaçlarını karşılarken sahip olduklarınınyetersizliği durumunda gereksinimlerin artmasıyla çabalamasını ve keşiflerini artırmıştır.Barınma, seyahat, yeme-içme ihtiyaçları zaman içerisinde çeşitlenmeye ve şekillenmeyebaşlayınca bunların ne’liği nasıl’lığı, niçin’liği hakkında da normlar konusunda da bir takımgereksinimler ortaya çıkmaya başlamıştır.
Her çağın kendine ait yasaları, nasları elbette vardı ve var olacaktı. Peygamberler değişen, dönüşen toplumların şirazesini kaybettikleri zamanlarda onları derleyip toplamak için değişmeyen naslar çerçevesinde farklı şeriatlarla tekrar gönderilmişlerdir. Ana umdeye müdahale edilmemiştir. O da şudur:
De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse deyin ki: “Şahit olun, biz Müslümanlarız.” (Âl-i İmran 64) İnsanlık bu medeniyet havzasının içinde adalet üzere yaşamak için çaba sarfetmek zorunda kalacaktır. Zira hayat, sabitesiolan ve düz bir şekilde uzayıp giden bir çizgi gibi değildir. İnişleri, çıkışları, değişenleri, yozlaşanları, eskiyenleri, yenilenenleri olan bir seyri sefer…
Bu yazının devamı
219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum… Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Akıl, nicelik ve nitelik âleminde dolaştı. Akıl, Tevhid ile yolunu buldu ve maksada ulaştı. Yoksa bu bîçâre nerede bir menzil bulacaktı? İdrak gemisinin sahili neresidir?Tevhid’in sırları, hak ehlinin ezberindedir. “Atirrahmani abden”’de gizlidir.
Gazzelilerin önünde iki seçenek vardı: ya yavaş yavaş ölecekler ya da bir huruç harekâtı yaparak İsrail’e hiç tatmadığı bir acıyı yaşatacaklardı. Onlar ikinci yolu seçtiler ve bunun bedelini de ödediler, ödemeye de devam ediyorlar. Bu bedel karşılığında Gazzelilerin satın aldıkları neydi? Kimilerine göre tahammülü zor bir acı, kimilerine göre ise onur ve izzet!
İnsan bir muamma… İkna olduğunu yapmada birçok şeyini hatta hayatını ortaya koyacak denli kararlı; yapmak istemediğindeyse mazeret üreten, bin bir dereden su getirip yapmamanın yolunu da bulabilen bir varlık…
İçtihat Etme Sorumluluğumuz
Medeniyet kurma sorumluluğu içerisinde olan insana diğer yaratılmışlardan farklı olarakdüşünme, fıkhetme, yorum yapma ve itaat etme kabiliyeti verilmiştir. Bunun için onayapay zekâ gibi sabit bir program yüklenmemiş, bırakılan boşlukları ihtiyaca binaen dol-durması istenmiştir. Bu boşlukları doldurma amelinin keyfilikten korunması için de ona birtakım kriterler verilmiş ve naslar çerçevesinde hareket etmesi ondan istenmiştir.Neyin nas neyin yoruma açık olduğunu ayırdedebilmesi için de insana çalışma, cehd etme,rüşdüne ermek için merak etme özelliği bahşedilmiştir.
Yeryüzünde gelişen, çoğalan alet edevat, insanın ihtiyaçlarını karşılarken sahip olduklarınınyetersizliği durumunda gereksinimlerin artmasıyla çabalamasını ve keşiflerini artırmıştır.Barınma, seyahat, yeme-içme ihtiyaçları zaman içerisinde çeşitlenmeye ve şekillenmeyebaşlayınca bunların ne’liği nasıl’lığı, niçin’liği hakkında da normlar konusunda da bir takımgereksinimler ortaya çıkmaya başlamıştır.
Her çağın kendine ait yasaları, nasları elbette vardı ve var olacaktı. Peygamberler değişen, dönüşen toplumların şirazesini kaybettikleri zamanlarda onları derleyip toplamak için değişmeyen naslar çerçevesinde farklı şeriatlarla tekrar gönderilmişlerdir. Ana umdeye müdahale edilmemiştir. O da şudur:
De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse deyin ki: “Şahit olun, biz Müslümanlarız.” (Âl-i İmran 64) İnsanlık bu medeniyet havzasının içinde adalet üzere yaşamak için çaba sarfetmek zorunda kalacaktır. Zira hayat, sabitesiolan ve düz bir şekilde uzayıp giden bir çizgi gibi değildir. İnişleri, çıkışları, değişenleri, yozlaşanları, eskiyenleri, yenilenenleri olan bir seyri sefer…
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Üzerimde Kalan Yaşamak Suçu mu?
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
Bir Soylu Öfke Biriktiriyorum
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum… Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
İlk Rükun Tevhid
Akıl, nicelik ve nitelik âleminde dolaştı. Akıl, Tevhid ile yolunu buldu ve maksada ulaştı. Yoksa bu bîçâre nerede bir menzil bulacaktı? İdrak gemisinin sahili neresidir?Tevhid’in sırları, hak ehlinin ezberindedir. “Atirrahmani abden”’de gizlidir.
Acı ve Onur
Gazzelilerin önünde iki seçenek vardı: ya yavaş yavaş ölecekler ya da bir huruç harekâtı yaparak İsrail’e hiç tatmadığı bir acıyı yaşatacaklardı. Onlar ikinci yolu seçtiler ve bunun bedelini de ödediler, ödemeye de devam ediyorlar. Bu bedel karşılığında Gazzelilerin satın aldıkları neydi? Kimilerine göre tahammülü zor bir acı, kimilerine göre ise onur ve izzet!
‘Allah’ın Bildiğini Kuldan mı Saklayacağım’
İnsan bir muamma… İkna olduğunu yapmada birçok şeyini hatta hayatını ortaya koyacak denli kararlı; yapmak istemediğindeyse mazeret üreten, bin bir dereden su getirip yapmamanın yolunu da bulabilen bir varlık…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.