Sinemada “ötekiler” üzerine düşüncelerin ele alındığı filmlerin ana ekseninde birbirinden farklı dünyaların, olguların, özel durumların derinlemesine analizleri değil, genellemelere dayalı bakış açıları daha çok ön plandadır. Bir film yapılmadan önce, çoğunlukla yönetmenin zihninde kurgulandığı için yapım aşamasında kurguyla ete, kemiğe büründürülür. Çoğu kez gişe kaygısı, ideolojik tutumlar ve siyasal atmosfer, ben-öteki karşıtlığını belirli sabitelere bağlama amacı taşır. Böyle olduğu içindir ki, iki dünyanın birlikteliği ve bu dünyaların uzlaşmaları imkânsız hâle getirilir. Film yapımlarının asıl maksadında ben-öteki arasındaki ilişki “aşağılama, üstünlük-aşağılık konumu oluşturma, bir düşünceyi dinle özdeşleştirme, dini belirli siyasal kavramlar çerçevesinde tanımlama” gibi sorunlu bakış açıları ile donatılmaya devam ettikçe kısır döngü de devam edecektir. New York’ta Beş Minare’de karşımıza çıkan kısır döngü, birilerini “haklı, adaletli, masum” ötekileri ise “hümanizm karşıtı, inançlara düşman, tehlike saçıcı” şeklinde kıyaslamaya götürür. Buna benzer bir durumu Malili yönetmen Abdurrahman Sissako’nun Timbuktu (2012) adlı filminde de görebilmek mümkün. Kırmızıgül’ün filmi radikal İslâmcıların Türkiye ayağını, Sissako Timbuktu filmi ise Afrika kıtasında Mali ülkesinin radikal İslâmcı söylemiyle ortaya çıkan Boko Haram’ı taşlar. Bu iki taşlamada da dikkat çeken nokta “şeriat, şiddet, adalet, insan hakları, terörizm” kavramları üzerinde öteki’yi resmetmedir.
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Post-kolonyal çalışmaların şekillendirdiği alanların başında kültür çalışmaları ve edebiyat gelir. Edebi eserlerin birçoğu dönemin siyasi, toplumsal ve ekonomik altyapısından etkilenir veya döneme damgasını vuran olaylar ve süreçler yazarlara, şairlere ilham kaynağı olur.
İlk yazımızı Nida Dergisi’nde kaleme alalı beş yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında birkaç yazı haricinde “11 Eylül sonrası dünya sinemalarından örnek filmlerde İslam, Müslüman ve öteki kurgusunu” ele alan değerlendirmeler yaptık.
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Masallar mutlu sonla biter. Ejderhalar mağlup olur, ormanı kaplayan karanlık aydınlığa dönüşür, ‘iyiler’ yol boyu hep iyi olarak kalır ve daha büyük bir iyileşme ile yurtlarına varırlar. Üstelik yola çıkan kahramanımız acemidir. Olağanüstü olaylara karşı onu koruyan da bu hamlığıdır. Kahramanımız yolu yürürken gelişir ve bu gelişme bizim hayal gücümüzü geliştirir aynı zamanda. Ejderhaları yenebileceğimize dair umudumuzu masallara olan inancımızla hissederiz.
Timbuktu’da İslamcılık, Şiddetin Estetiği Üzerine
Sinemada “ötekiler” üzerine düşüncelerin ele alındığı filmlerin ana ekseninde birbirinden farklı dünyaların, olguların, özel durumların derinlemesine analizleri değil, genellemelere dayalı bakış açıları daha çok ön plandadır. Bir film yapılmadan önce, çoğunlukla yönetmenin zihninde kurgulandığı için yapım aşamasında kurguyla ete, kemiğe büründürülür. Çoğu kez gişe kaygısı, ideolojik tutumlar ve siyasal atmosfer, ben-öteki karşıtlığını belirli sabitelere bağlama amacı taşır. Böyle olduğu içindir ki, iki dünyanın birlikteliği ve bu dünyaların uzlaşmaları imkânsız hâle getirilir. Film yapımlarının asıl maksadında ben-öteki arasındaki ilişki “aşağılama, üstünlük-aşağılık konumu oluşturma, bir düşünceyi dinle özdeşleştirme, dini belirli siyasal kavramlar çerçevesinde tanımlama” gibi sorunlu bakış açıları ile donatılmaya devam ettikçe kısır döngü de devam edecektir. New York’ta Beş Minare’de karşımıza çıkan kısır döngü, birilerini “haklı, adaletli, masum” ötekileri ise “hümanizm karşıtı, inançlara düşman, tehlike saçıcı” şeklinde kıyaslamaya götürür. Buna benzer bir durumu Malili yönetmen Abdurrahman Sissako’nun Timbuktu (2012) adlı filminde de görebilmek mümkün. Kırmızıgül’ün filmi radikal İslâmcıların Türkiye ayağını, Sissako Timbuktu filmi ise Afrika kıtasında Mali ülkesinin radikal İslâmcı söylemiyle ortaya çıkan Boko Haram’ı taşlar. Bu iki taşlamada da dikkat çeken nokta “şeriat, şiddet, adalet, insan hakları, terörizm” kavramları üzerinde öteki’yi resmetmedir.
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Toni Morrison ve Ötekilerin Kökeni
Post-kolonyal çalışmaların şekillendirdiği alanların başında kültür çalışmaları ve edebiyat gelir. Edebi eserlerin birçoğu dönemin siyasi, toplumsal ve ekonomik altyapısından etkilenir veya döneme damgasını vuran olaylar ve süreçler yazarlara, şairlere ilham kaynağı olur.
Gökyüzü Kadar Kırmızı ile Eğitimcinin Sinema Rehberine Giriş
İlk yazımızı Nida Dergisi’nde kaleme alalı beş yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında birkaç yazı haricinde “11 Eylül sonrası dünya sinemalarından örnek filmlerde İslam, Müslüman ve öteki kurgusunu” ele alan değerlendirmeler yaptık.
Hayale Tutunmak ya da Hayalle Tutunmak
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Geleneksel Masallar
Masallar mutlu sonla biter. Ejderhalar mağlup olur, ormanı kaplayan karanlık aydınlığa dönüşür, ‘iyiler’ yol boyu hep iyi olarak kalır ve daha büyük bir iyileşme ile yurtlarına varırlar. Üstelik yola çıkan kahramanımız acemidir. Olağanüstü olaylara karşı onu koruyan da bu hamlığıdır. Kahramanımız yolu yürürken gelişir ve bu gelişme bizim hayal gücümüzü geliştirir aynı zamanda. Ejderhaları yenebileceğimize dair umudumuzu masallara olan inancımızla hissederiz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.