Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına ve/veya olmadıklarına, ne tür bir geçmişe sahip olduklarına, “biz” ve “öteki” denildiğinde aslında kim ve ne kastedildiğine, dün, bugün ve gelecek derken aynı şeyleri nasıl düşüneceklerine kadar birçok alanın tanımlanması gerekecektir. Çünkü artık biyolojik olarak yaratılmış insanı sosyolojik ve hatta psikolojik olarak yeniden yaratma sürecine girmişsiniz demektir.
Bu yeni insanın icadı için kültür politikaları uygulanmıştır. Bu kültür politikalarının temel amacı insanın kendini tanımlarken kullandığı argümanlarını değiştirmesi ve bunun da sosyal hatta çeşitli davranış kalıpları ile meydana gelmesinin sağlanmasıdır. Çünkü her ideolojinin kendisini test etme alanı sosyal alandır ve orada var olmadığı sürece yaşama ve gelecek nesillere aktarılma imkânı yoktur. İşte bu yüzden “ben kimim” sorusunun cevapları hazırlanıp en başta eğitim politikaları aracı ile genç dimağlara yerleştirilmesi gerekmektedir.
Bu yazının devamı
189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
‘Ölüm fikri’ ile ‘dünyevîleşme’ arasında doğrudan bir ilişki vardır. Dünyevîleşme, ölümü unutmanın, ahiret yokmuş gibi yaşamanın diğer adıdır. Dünyevîleşme zilletinden kurtulmanın önemli bir imkânı, ölüm üzerine tefekkür etmektir.
İnsan yarınını düşünmeden yaşayamaz ve sonrayı düşünmek en insanî yönlerimizden biridir. Yarına dair planlar yapmak, beklentiye girmek, tahminlerde bulunmak, idealler ve tasavvurlar oluşturmak ve tabiî ki hayaller kurmak insanın vazgeçilmezlerindendir.
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
Allah’a adamak… Tüm fani olanları O’na adamak… O’nun verdiklerini O’na adamak… Düşüncede, sözde, özde, eylemde adamak… Hep bir adım öne atılarak… Sabır, sebat, istikamet üzere yürüyerek… En değerlileri feda ederek… Kalplerde Allah’ın dışında bir şey bırakmayarak…
Modern Devletin “Kim”liği: Bir İktidardan Fazlası
Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına ve/veya olmadıklarına, ne tür bir geçmişe sahip olduklarına, “biz” ve “öteki” denildiğinde aslında kim ve ne kastedildiğine, dün, bugün ve gelecek derken aynı şeyleri nasıl düşüneceklerine kadar birçok alanın tanımlanması gerekecektir. Çünkü artık biyolojik olarak yaratılmış insanı sosyolojik ve hatta psikolojik olarak yeniden yaratma sürecine girmişsiniz demektir.
Bu yeni insanın icadı için kültür politikaları uygulanmıştır. Bu kültür politikalarının temel amacı insanın kendini tanımlarken kullandığı argümanlarını değiştirmesi ve bunun da sosyal hatta çeşitli davranış kalıpları ile meydana gelmesinin sağlanmasıdır. Çünkü her ideolojinin kendisini test etme alanı sosyal alandır ve orada var olmadığı sürece yaşama ve gelecek nesillere aktarılma imkânı yoktur. İşte bu yüzden “ben kimim” sorusunun cevapları hazırlanıp en başta eğitim politikaları aracı ile genç dimağlara yerleştirilmesi gerekmektedir.
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ölüm Üzerine Tefekkür
‘Ölüm fikri’ ile ‘dünyevîleşme’ arasında doğrudan bir ilişki vardır. Dünyevîleşme, ölümü unutmanın, ahiret yokmuş gibi yaşamanın diğer adıdır. Dünyevîleşme zilletinden kurtulmanın önemli bir imkânı, ölüm üzerine tefekkür etmektir.
Fütürizm Üzerine Bir Değerlendirme
İnsan yarınını düşünmeden yaşayamaz ve sonrayı düşünmek en insanî yönlerimizden biridir. Yarına dair planlar yapmak, beklentiye girmek, tahminlerde bulunmak, idealler ve tasavvurlar oluşturmak ve tabiî ki hayaller kurmak insanın vazgeçilmezlerindendir.
Bir Metin Usûlü Önerisi Olarak “Bütünsel Yaklaşım Metodu”
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
‘Şartlar’ Neyi Belirler
Hayatta bir gayesi olan, bir amaç veya dâvâ uğruna mücadele veren her insan, ‘değişim’ meselesiyle yüzleşmek durumundadır. Çünkü bir gaye sahibi olmak, henüz elinizde olmayan, size ait olmayan bir şeye ulaşmak için çaba göstermeniz gerektiği anlamına gelir. Bunun için ise, bir şeylerin ‘değişmesi’ gerekir ve bu da bir ‘cehd’e ihtiyaç duyar. Mücadele ve sabır olmaksızın, …
Adayış ve Adanış
Allah’a adamak… Tüm fani olanları O’na adamak… O’nun verdiklerini O’na adamak… Düşüncede, sözde, özde, eylemde adamak… Hep bir adım öne atılarak… Sabır, sebat, istikamet üzere yürüyerek… En değerlileri feda ederek… Kalplerde Allah’ın dışında bir şey bırakmayarak…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.