Toplumsal eleştiriyi, ilkeleri hedef alan sosyal, siyasal hareketler bireylere nasıl ve hangi yollarla kimlikler giydirmeye çalışmaktadır? Bu kimlikler bazı kesimlerin dışlanması veya önemsenmemesi şeklinde oluşmuyor mu? Tikel bir kimlikle bugünü, geçmişi açıklamak ne kadar doğrudur?
Bu sorular ayırıcı siyasal kurumsal sorulardır aslında. Hepsinin merkezinde “kimlik” durmaktadır.
Kimlik kavramı Sokrates’in “kendini tanı”sından başlayarak Freud’a gelinceye kadar felsefenin öncelikli sorunu olmuştur. Küreselleşmenin sonuçlarının etkin bir şekilde hissedildiği, modernite ve postmodernite söylemlerinin tartışıldığı günümüz toplumlarında da kimlik sorunu yeniden gündeme gelmiş; bir yandan yeni kimlik arayışları sürerken diğer yandan da farklı kimliklerin bir arada var olabilme anlayışları tartışmaların merkezine oturmuştur.
Bu yazının devamı
189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Muhafazakâr düşünceler ise toplumları edilgenleştirir, sıradanlaştırır, kimliksizleştirir ve donuklaştırır. Siyasal yönetimler bu zaaflardan yararlanarak halkları rahatlıkla sömürebilir, yolsuzluklarını ve keyfi yönetimlerini sürdürebilirler. Bazen sırtları sıvazlanarak…
“Yenilenme arzumuz ve çoğumuzun şu andakinden daha iyi olmamız hususundaki isteği bize, iş işten geçmediği hakkında düşünme hakkı veriyor. Şüphesiz yenilenmek (yeniden hayata dönmek) için ortada bir yol da mevcuttur. Bu yol görebilenler için apaçık ortadadır. Gerçekleşebilmesi de iki şeye bağlıdır. Bizdeki rûhî yenilginin veya ümitsizliğin bir başka adı olan “bahâne bulma rûhunu” terk etmek; Tam bir azim ve şuurla Resûlullah’ın sünnetiyle amel etmek…”
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Modern dönemde Batılı dünya görüşleri sömürgecilik aracılığıyla mutlaklaştırılmış, Batılı olmayan dünya görüşleri, hayat tarzları, tarih algıları ise tarihin dışına sürülmüştür. Batılı olmayan düşünce, tarih, kültür ve insan değersiz görülmüştür. Aydınlanmacı modern zamanlar boyunca Müslüman halklar kültürel, düşünsel, zihinsel soykırıma tabi tutulmuştur.
Her türlü bozukluk ve şirk inançlarına karşın, ne pahasına olursa olsun Kitap Ehli’ni cennete sokmak için türlü teviller yapan veya gözyaşı dökenlerin, Allah’ın “Sizin inandığınız şeylere onlar da inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar…”
Seküler Dünyada Müslüman Kimliğiyle Kalabilmek
Toplumsal eleştiriyi, ilkeleri hedef alan sosyal, siyasal hareketler bireylere nasıl ve hangi yollarla kimlikler giydirmeye çalışmaktadır? Bu kimlikler bazı kesimlerin dışlanması veya önemsenmemesi şeklinde oluşmuyor mu? Tikel bir kimlikle bugünü, geçmişi açıklamak ne kadar doğrudur?
Bu sorular ayırıcı siyasal kurumsal sorulardır aslında. Hepsinin merkezinde “kimlik” durmaktadır.
Kimlik kavramı Sokrates’in “kendini tanı”sından başlayarak Freud’a gelinceye kadar felsefenin öncelikli sorunu olmuştur. Küreselleşmenin sonuçlarının etkin bir şekilde hissedildiği, modernite ve postmodernite söylemlerinin tartışıldığı günümüz toplumlarında da kimlik sorunu yeniden gündeme gelmiş; bir yandan yeni kimlik arayışları sürerken diğer yandan da farklı kimliklerin bir arada var olabilme anlayışları tartışmaların merkezine oturmuştur.
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslam’ı Sömürgeci Zihnin Sermayesi Kılmak
Muhafazakâr düşünceler ise toplumları edilgenleştirir, sıradanlaştırır, kimliksizleştirir ve donuklaştırır. Siyasal yönetimler bu zaaflardan yararlanarak halkları rahatlıkla sömürebilir, yolsuzluklarını ve keyfi yönetimlerini sürdürebilirler. Bazen sırtları sıvazlanarak…
İqrâ: Yenilen insandan yenilenen insana
“Yenilenme arzumuz ve çoğumuzun şu andakinden daha iyi olmamız hususundaki isteği bize, iş işten geçmediği hakkında düşünme hakkı veriyor. Şüphesiz yenilenmek (yeniden hayata dönmek) için ortada bir yol da mevcuttur. Bu yol görebilenler için apaçık ortadadır. Gerçekleşebilmesi de iki şeye bağlıdır. Bizdeki rûhî yenilginin veya ümitsizliğin bir başka adı olan “bahâne bulma rûhunu” terk etmek; Tam bir azim ve şuurla Resûlullah’ın sünnetiyle amel etmek…”
Gazze’den Doğu Türkistan’a: Şiddet ve Acının Görünmezliği
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Müslüman Zihninin Yeniden İnşa Edilmesi Gerek
Modern dönemde Batılı dünya görüşleri sömürgecilik aracılığıyla mutlaklaştırılmış, Batılı olmayan dünya görüşleri, hayat tarzları, tarih algıları ise tarihin dışına sürülmüştür. Batılı olmayan düşünce, tarih, kültür ve insan değersiz görülmüştür. Aydınlanmacı modern zamanlar boyunca Müslüman halklar kültürel, düşünsel, zihinsel soykırıma tabi tutulmuştur.
Kitap Ehli İslâm’ı Kabul Ederse Ne Kaybeder Yahut Ne Kazanır?
Her türlü bozukluk ve şirk inançlarına karşın, ne pahasına olursa olsun Kitap Ehli’ni cennete sokmak için türlü teviller yapan veya gözyaşı dökenlerin, Allah’ın “Sizin inandığınız şeylere onlar da inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar…”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.