Dünyada yönetilmeye çalışılan krizler mevcuttur. Bu krizler kimi zaman eğitim kimi zaman siyasi kaynaklı olabildiği gibi kimi zaman da ekonomik, sosyal ve biyolojik olabilmektedir. Eğitim söz konusu olduğunda öğrenciye yüklenen çıkarlara hizmet eden hızlı, teknik bireyler olma misyonu, dijitalleşmeyle birlikte dünyayı anlama, öteki, başka veya yekdiğerine[1] dair kabul kapasiteleri geliştirme, sıkı dostluklar kurma becerilerini de sekteye uğratıyor görünmektedir. Bütün bu sorunlara çok daha derin düşünceler geliştirme zorunluluğu[2] en temelde ihtiyaç duyduğumuz tavır olarak belirmektedir. Aşılması gereken krizler bir tarafta, sorunları derin ele alamayışlar diğer tarafta dururken felsefeyi, felsefe tarihi olarak ele almak yerine “felsefe yapmaya” girişilen bir sürece girmiş bulunmaktayız. “Felsefe yapmak”, felsefe tarihini bilmekten başka bir şeydir. “Felsefe yapmak” söz konusu krizleri en derinde hissetmek, bu krizlere dair vicdanlarımızda sorumluluk hissetmek ve bu krizlerin aşımında aktif rol almayı gerektirmektedir.
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Gazzelilerin önünde iki seçenek vardı: ya yavaş yavaş ölecekler ya da bir huruç harekâtı yaparak İsrail’e hiç tatmadığı bir acıyı yaşatacaklardı. Onlar ikinci yolu seçtiler ve bunun bedelini de ödediler, ödemeye de devam ediyorlar. Bu bedel karşılığında Gazzelilerin satın aldıkları neydi? Kimilerine göre tahammülü zor bir acı, kimilerine göre ise onur ve izzet!
Rabbim! Girmiş olduğum çalışmaya doğrulukla girmeyi, çıkarken de doğrulukla çıkmayı nasip et. Katından bana yardım edecek bir güç, kuvvet ve nusret ver. İsrâ Sûresi 80. Âyette: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler, birbirlerine sahip çıkarlar ve birbirlerine destek olurlar”
İnsanın üzerine sinen en güzel koku çocukluk kokusudur. Üzerinize sinen o kokuyu bir ömür yanınızda taşırsınız ya da taşımak istersiniz. Çünkü bu koku ötelerin cennetin kokusudur. Uçsuz bucaksız hayal dünyasında, ayakları yere basmadan diyarlar aşan çocukluktur. Dinlediği her masal sonrası kendi masalını yazmak, yaşamak isteyen çocukluk…
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Neden Atölye Ortamında Düşünmek?
Dünyada yönetilmeye çalışılan krizler mevcuttur. Bu krizler kimi zaman eğitim kimi zaman siyasi kaynaklı olabildiği gibi kimi zaman da ekonomik, sosyal ve biyolojik olabilmektedir. Eğitim söz konusu olduğunda öğrenciye yüklenen çıkarlara hizmet eden hızlı, teknik bireyler olma misyonu, dijitalleşmeyle birlikte dünyayı anlama, öteki, başka veya yekdiğerine[1] dair kabul kapasiteleri geliştirme, sıkı dostluklar kurma becerilerini de sekteye uğratıyor görünmektedir. Bütün bu sorunlara çok daha derin düşünceler geliştirme zorunluluğu[2] en temelde ihtiyaç duyduğumuz tavır olarak belirmektedir. Aşılması gereken krizler bir tarafta, sorunları derin ele alamayışlar diğer tarafta dururken felsefeyi, felsefe tarihi olarak ele almak yerine “felsefe yapmaya” girişilen bir sürece girmiş bulunmaktayız. “Felsefe yapmak”, felsefe tarihini bilmekten başka bir şeydir. “Felsefe yapmak” söz konusu krizleri en derinde hissetmek, bu krizlere dair vicdanlarımızda sorumluluk hissetmek ve bu krizlerin aşımında aktif rol almayı gerektirmektedir.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Acı ve Onur
Gazzelilerin önünde iki seçenek vardı: ya yavaş yavaş ölecekler ya da bir huruç harekâtı yaparak İsrail’e hiç tatmadığı bir acıyı yaşatacaklardı. Onlar ikinci yolu seçtiler ve bunun bedelini de ödediler, ödemeye de devam ediyorlar. Bu bedel karşılığında Gazzelilerin satın aldıkları neydi? Kimilerine göre tahammülü zor bir acı, kimilerine göre ise onur ve izzet!
“İlim Edebi” Meselesi
Rabbim! Girmiş olduğum çalışmaya doğrulukla girmeyi, çıkarken de doğrulukla çıkmayı nasip et. Katından bana yardım edecek bir güç, kuvvet ve nusret ver. İsrâ Sûresi 80. Âyette: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler, birbirlerine sahip çıkarlar ve birbirlerine destek olurlar”
Çocukluğun Kokusu…
İnsanın üzerine sinen en güzel koku çocukluk kokusudur. Üzerinize sinen o kokuyu bir ömür yanınızda taşırsınız ya da taşımak istersiniz. Çünkü bu koku ötelerin cennetin kokusudur. Uçsuz bucaksız hayal dünyasında, ayakları yere basmadan diyarlar aşan çocukluktur. Dinlediği her masal sonrası kendi masalını yazmak, yaşamak isteyen çocukluk…
Hayatı Ciddiye Almanın Bir Adıdır Tövbe
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Alışverişe devam et