Uyandığımız sabah, uyuduğumuz geceden çok farklı artık. Bir önceki güne geri dönmek istesek, dönmemiz imkânsız. Teknik gelişmeler o kadar baş döndürücü bir hızla ilerliyor ki dünün yenisi bugünün eskisi oluveriyor. Şeyler anlamını o kadar hızlı kaybediyor ki anlamı, değeri, hatırası olan şeyleri bulmak, bulduysak biriktirmek, arayıştaysak peşinde olmak imkânsız hale geliyor. İnsanlık tecrübesinde hiç bulunmayan bir hızı ve gelişmeyi seyrediyoruz. Kaldı ki seyretmekten başka bir şansımız var mı bilmiyoruz da. Çark o kadar hızlı ki durdurmak için hamle yapsak her şey paramparça olacak gibi hissediyoruz.
Gemi batıyor, seyrediyorlar. Bir heyula dolaşıyor, dinliyorlar. Dünya değişiyor, bakmıyorlar. Bir şeyler yaşıyoruz, şahit oluyoruz. Dönüşen sadece nesneler, mekânlar, olaylar, kişiler değil. Yaşadığımız gariplik bizi dönüştürüyor. Hem de dönüşümün ruhuna aykırı bir şekilde. İnsanı yavaş yavaş olgunlaştıran, var eden bir dönüşümden çok, şokla, özüne aykırı şekilde, varoluşunu tamamlamadan olgunlaştıran bir dönüşüm bu yaşadığımız.
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hak kavramı, yalnızca özel hukuk veya bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Hak bilincinin gelişmediği toplumlarda haklara sahip çıkılamayacağından bu tür toplumları bir kişinin veya bir azınlık grubun keyfi şekilde idare etmesi muhtemeldir. Böyle toplumlarda yazılı veya sözlü bazı kurallar olsa da,
Bilim insanları, etik konularını çalışanlar, politika yapıcılar vs. biyo-teknoloji ile siber-teknoloji (yapay zekâ) kesişmesinin ne gibi sonuçlar doğuracağı üzerinde düşünmesi gerekir. Zira sentetik biyoloji ile yapay zekâ teknolojilerinin sağlıklı ve güvenli biçimde ilerlemesi için böylesi bir sorumluluğa ihtiyaç var. Yapay zekânın tasarımı ve uygulanması süreçleri gittikçe karmaşıklaşması kontrolü, denetimi ve düzenlenmesini zorlaştıracak görünüyor.
Aziz İslam varoluşsal önceliğini kaybettiği için, iktidarlar, emperyalistlerle ittifak içerisinde yer almayı tercih ediyor. İslam dünyası ulus-devletleri, varlıklarını, İslami dayanışma yoluyla değil, birbirlerini dışlayarak ve rekabetle sürdürüyor. Sözünü ettiğimiz ulus-devletler, ahlâki birliği değil, çıkarların birliğini esas alan ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ahlâki birlik, ötekine karşı sorumlu olmayı gerektirirken; çıkarların birliği, ötekine karşı mutlak sorumsuzluğu öncelikli hâle getiriyor.
Protest dinî müzik söyleminin hâkim teması olan zulümdür ve zulme karşı önerilen şey, kıyam ve cihattır. Şüphesiz zaman zaman sabırdan da bahsedilir ancak bu, kıyam ve cihat esnasında karşılaşılan acı ve işkencelere karşı sabretmek demektir. “Hayat iman ve cihat, alnımızın yazısı” denilerek cihada mahkûmiyet anlatılır.
Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik,
Bir Garip Dünyada Çocuklara Seslenmek
Uyandığımız sabah, uyuduğumuz geceden çok farklı artık. Bir önceki güne geri dönmek istesek, dönmemiz imkânsız. Teknik gelişmeler o kadar baş döndürücü bir hızla ilerliyor ki dünün yenisi bugünün eskisi oluveriyor. Şeyler anlamını o kadar hızlı kaybediyor ki anlamı, değeri, hatırası olan şeyleri bulmak, bulduysak biriktirmek, arayıştaysak peşinde olmak imkânsız hale geliyor. İnsanlık tecrübesinde hiç bulunmayan bir hızı ve gelişmeyi seyrediyoruz. Kaldı ki seyretmekten başka bir şansımız var mı bilmiyoruz da. Çark o kadar hızlı ki durdurmak için hamle yapsak her şey paramparça olacak gibi hissediyoruz.
Gemi batıyor, seyrediyorlar. Bir heyula dolaşıyor, dinliyorlar. Dünya değişiyor, bakmıyorlar. Bir şeyler yaşıyoruz, şahit oluyoruz. Dönüşen sadece nesneler, mekânlar, olaylar, kişiler değil. Yaşadığımız gariplik bizi dönüştürüyor. Hem de dönüşümün ruhuna aykırı bir şekilde. İnsanı yavaş yavaş olgunlaştıran, var eden bir dönüşümden çok, şokla, özüne aykırı şekilde, varoluşunu tamamlamadan olgunlaştıran bir dönüşüm bu yaşadığımız.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hakkın Menşei ve Gerçek Sahibi Allah’tır
Hak kavramı, yalnızca özel hukuk veya bireyler için değil, toplumlar için de geçerlidir. Hak bilincinin gelişmediği toplumlarda haklara sahip çıkılamayacağından bu tür toplumları bir kişinin veya bir azınlık grubun keyfi şekilde idare etmesi muhtemeldir. Böyle toplumlarda yazılı veya sözlü bazı kurallar olsa da,
Kalpsiz Bir Dünyadan Kalpsiz Bir Algoritmaya
Bilim insanları, etik konularını çalışanlar, politika yapıcılar vs. biyo-teknoloji ile siber-teknoloji (yapay zekâ) kesişmesinin ne gibi sonuçlar doğuracağı üzerinde düşünmesi gerekir. Zira sentetik biyoloji ile yapay zekâ teknolojilerinin sağlıklı ve güvenli biçimde ilerlemesi için böylesi bir sorumluluğa ihtiyaç var. Yapay zekânın tasarımı ve uygulanması süreçleri gittikçe karmaşıklaşması kontrolü, denetimi ve düzenlenmesini zorlaştıracak görünüyor.
En Büyük Kötülükle Uzlaşmak
Aziz İslam varoluşsal önceliğini kaybettiği için, iktidarlar, emperyalistlerle ittifak içerisinde yer almayı tercih ediyor. İslam dünyası ulus-devletleri, varlıklarını, İslami dayanışma yoluyla değil, birbirlerini dışlayarak ve rekabetle sürdürüyor. Sözünü ettiğimiz ulus-devletler, ahlâki birliği değil, çıkarların birliğini esas alan ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ahlâki birlik, ötekine karşı sorumlu olmayı gerektirirken; çıkarların birliği, ötekine karşı mutlak sorumsuzluğu öncelikli hâle getiriyor.
Protest Dinî Müzikte Kıyam ve Cihat Temaları
Protest dinî müzik söyleminin hâkim teması olan zulümdür ve zulme karşı önerilen şey, kıyam ve cihattır. Şüphesiz zaman zaman sabırdan da bahsedilir ancak bu, kıyam ve cihat esnasında karşılaşılan acı ve işkencelere karşı sabretmek demektir. “Hayat iman ve cihat, alnımızın yazısı” denilerek cihada mahkûmiyet anlatılır.
Post-Neoliberalizmin Dijitalleşme ve Yapay Zekâlaşma Bağlamında Dindarlığa Etkisi
Bu mütevazı çalışmanın amacı, 2016 yılından itibaren yeniden çift-kutuplu veya çok-kutuplu hale gelen, “post-truth (hakikat ötesi) çağ” kavramıyla bu gelişmenin 2016 yılı Kasım’ında ilan edildiği, 2020-2022 Koronavirüs Pandemisi süreciyle insan ve toplumların biraz alıştırıldığı ve dijitalleşme ve yapay zekâlaşma ile fizik,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.