Birkaç yüzyıldır günlük yaşamımıza hâkim olan kelime ve kavramları konuşurken, bir gerilim içerisine girdiğimiz muhakkak. Nedir bu gerilim, bir iki örnek üzerinden izah etmeye çalışalım: ‘Akıl’ dendiğinde ‘rasyonalist akıl’ mı ‘İslamî akıl’ mı diye bir izaha kalkışılması bahsettiğimiz gerilimin bir göstergesi. ‘Yönetim/ iktidar’ dendiğinde, ‘İslamî iktidar mı’, ‘seküler, laik bir iktidar mı?’; ‘Yasa/ma’, İlâhî bir yasama mı hümanist/insan merkezci bir yasama mı? gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Batılı olana karşı ‘İslamî olanı bulma ve İslam’a uygun şeklini üretme’ gerilimi hangi alanda yaşanmıyor ki?! Bu bulanık arayış(!) iktisattan siyasete, modadan toplumsal alışkanlıklara kadar hemen her alanda dikkatimizi çekiyor. İslamî ekonomi, İslamî iktidar, İslamî moda, İslamî toplum, İslamî bankacılık ve finans vs…
Bu yazının devamı
208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Âdem’in iki oğlu Allah’a kurban sunmuşlardı, birinden kabul edildi diğerininse kabul edilmedi. Kurbanı kabul edilmeyen (Kâbil), kardeşine “seni öldüreceğim” dedi. Kardeşiyse Allah’ın, takva sahiplerinin kurbanlarını kabul edeceğini söyledi ve
Adalet, hakk kavramından bağımsız ele alınabilir bir kavram değildir. Hakk; gerçek, sabit ve tutarlı, doğruluğu teyit edilmiş olandır. Zıddı olan bâtıl ise sahte, tutarsız, varlığı sabit olsa da hükümsüz olandır. Adl için dile getirilen tanımlarından en bilineni ve önemlisi: eşyayı yerli yerine koymak, hakkı sahibine vermek demektir. Adaleti talep etmek söz konusu olduğundaysa, hakkın olana razı olmak, münasip ve gerekli olanı, gerekli olduğu kadar almaktır diyebiliriz.
Sarıp sarmaladım, bağrıma bastım imgeyi. Anladım ki gözsüz görmek ne kadar hırka ise, gördüğüne ermek o kadar derviş.
Körler düğününde ne gelin yadırganır ne damat. Görmektir en büyük kusur.
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
“Ey gönlüm, derdin varsa eğer uyan uykudan! Seni yemen ve uyuman için getirmediler. Farz edelim cümle âlemi yedin, ölümden kurtulamazsın savaşsan da! Kendinden daha ne kadar zarar göreceksin? Ey kendine afet olan! Afet musibet sensin; kalk kendi önünden.”
Meşruluk İstenci ve Ayak Değiştirme Halleri
Siz haddi aşan bir kavim olmayı seçtiniz diye,
biz de Kur’an’dan vaz mı geçelim.
Zuhruf-5
Bir şeyle mukayyetiz, serbest değiliz efendim
Turgut Uyar
Birkaç yüzyıldır günlük yaşamımıza hâkim olan kelime ve kavramları konuşurken, bir gerilim içerisine girdiğimiz muhakkak. Nedir bu gerilim, bir iki örnek üzerinden izah etmeye çalışalım: ‘Akıl’ dendiğinde ‘rasyonalist akıl’ mı ‘İslamî akıl’ mı diye bir izaha kalkışılması bahsettiğimiz gerilimin bir göstergesi. ‘Yönetim/ iktidar’ dendiğinde, ‘İslamî iktidar mı’, ‘seküler, laik bir iktidar mı?’; ‘Yasa/ma’, İlâhî bir yasama mı hümanist/insan merkezci bir yasama mı? gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Batılı olana karşı ‘İslamî olanı bulma ve İslam’a uygun şeklini üretme’ gerilimi hangi alanda yaşanmıyor ki?! Bu bulanık arayış(!) iktisattan siyasete, modadan toplumsal alışkanlıklara kadar hemen her alanda dikkatimizi çekiyor. İslamî ekonomi, İslamî iktidar, İslamî moda, İslamî toplum, İslamî bankacılık ve finans vs…
Bu yazının devamı 208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Pişmanlık ve Tövbe -Âdem’in İki Oğlu; Hâbil ve Kâbil-
Âdem’in iki oğlu Allah’a kurban sunmuşlardı, birinden kabul edildi diğerininse kabul edilmedi. Kurbanı kabul edilmeyen (Kâbil), kardeşine “seni öldüreceğim” dedi. Kardeşiyse Allah’ın, takva sahiplerinin kurbanlarını kabul edeceğini söyledi ve
Adl’e Boyun Eğmek
Adalet, hakk kavramından bağımsız ele alınabilir bir kavram değildir. Hakk; gerçek, sabit ve tutarlı, doğruluğu teyit edilmiş olandır. Zıddı olan bâtıl ise sahte, tutarsız, varlığı sabit olsa da hükümsüz olandır. Adl için dile getirilen tanımlarından en bilineni ve önemlisi: eşyayı yerli yerine koymak, hakkı sahibine vermek demektir. Adaleti talep etmek söz konusu olduğundaysa, hakkın olana razı olmak, münasip ve gerekli olanı, gerekli olduğu kadar almaktır diyebiliriz.
Göz, Şiir ve Yedi
Sarıp sarmaladım, bağrıma bastım imgeyi. Anladım ki gözsüz görmek ne kadar hırka ise, gördüğüne ermek o kadar derviş.
Körler düğününde ne gelin yadırganır ne damat. Görmektir en büyük kusur.
Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Kalk Kendi Önünden
“Ey gönlüm, derdin varsa eğer uyan uykudan! Seni yemen ve uyuman için getirmediler. Farz edelim cümle âlemi yedin, ölümden kurtulamazsın savaşsan da! Kendinden daha ne kadar zarar göreceksin? Ey kendine afet olan! Afet musibet sensin; kalk kendi önünden.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.