Birkaç yüzyıldır günlük yaşamımıza hâkim olan kelime ve kavramları konuşurken, bir gerilim içerisine girdiğimiz muhakkak. Nedir bu gerilim, bir iki örnek üzerinden izah etmeye çalışalım: ‘Akıl’ dendiğinde ‘rasyonalist akıl’ mı ‘İslamî akıl’ mı diye bir izaha kalkışılması bahsettiğimiz gerilimin bir göstergesi. ‘Yönetim/ iktidar’ dendiğinde, ‘İslamî iktidar mı’, ‘seküler, laik bir iktidar mı?’; ‘Yasa/ma’, İlâhî bir yasama mı hümanist/insan merkezci bir yasama mı? gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Batılı olana karşı ‘İslamî olanı bulma ve İslam’a uygun şeklini üretme’ gerilimi hangi alanda yaşanmıyor ki?! Bu bulanık arayış(!) iktisattan siyasete, modadan toplumsal alışkanlıklara kadar hemen her alanda dikkatimizi çekiyor. İslamî ekonomi, İslamî iktidar, İslamî moda, İslamî toplum, İslamî bankacılık ve finans vs…
Bu yazının devamı
208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
Bizler her ne kadar gündemimizi kendimizin oluşturduğunu iddia etsek de bazen yapay gündemler ayak bağı olabilir attığımız adımlara. İlyas da her zamanki koşturmacası içerisinde gündemini Allah’ın razı olacağını düşündüğü konularla belirlemeye
Gözyaşı; üzüntünün, vicdani ürpertinin yürekte damıtılıp gözlerden akıtılan damlalarla vicdanın ve samimiyetin mücessem hali ve en büyük göstergesidir. Gözyaşı; kederin ve vicdani haykırışın göz çukurlarında mahcubiyet duymadan merhamet yoksunu yeryüzü insanlarına insanın varlığını, onurunu ve izzetini haykırmasıdır.
“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
İddiasını kaybetmiş bir din söylemi ya tarih sahnesinden çekilecek ya da başka ideolojilerin boyunduruğuna girmekten başka bir yol bulamayacaktır. Biz İslam’ın tarih boyunca olduğu gibi bugün de insanlığın problemlerine çözüm bulma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlamıyla İslam, misyonunu tamamlayarak tarih sahnesindeki yerini almış bir din değildir.
Meşruluk İstenci ve Ayak Değiştirme Halleri
Siz haddi aşan bir kavim olmayı seçtiniz diye,
biz de Kur’an’dan vaz mı geçelim.
Zuhruf-5
Bir şeyle mukayyetiz, serbest değiliz efendim
Turgut Uyar
Birkaç yüzyıldır günlük yaşamımıza hâkim olan kelime ve kavramları konuşurken, bir gerilim içerisine girdiğimiz muhakkak. Nedir bu gerilim, bir iki örnek üzerinden izah etmeye çalışalım: ‘Akıl’ dendiğinde ‘rasyonalist akıl’ mı ‘İslamî akıl’ mı diye bir izaha kalkışılması bahsettiğimiz gerilimin bir göstergesi. ‘Yönetim/ iktidar’ dendiğinde, ‘İslamî iktidar mı’, ‘seküler, laik bir iktidar mı?’; ‘Yasa/ma’, İlâhî bir yasama mı hümanist/insan merkezci bir yasama mı? gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Batılı olana karşı ‘İslamî olanı bulma ve İslam’a uygun şeklini üretme’ gerilimi hangi alanda yaşanmıyor ki?! Bu bulanık arayış(!) iktisattan siyasete, modadan toplumsal alışkanlıklara kadar hemen her alanda dikkatimizi çekiyor. İslamî ekonomi, İslamî iktidar, İslamî moda, İslamî toplum, İslamî bankacılık ve finans vs…
Bu yazının devamı 208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ne Kadar İhtimam Gösteriyoruz?
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
Ne Mutlu Müslümanım Diyene!
Bizler her ne kadar gündemimizi kendimizin oluşturduğunu iddia etsek de bazen yapay gündemler ayak bağı olabilir attığımız adımlara. İlyas da her zamanki koşturmacası içerisinde gündemini Allah’ın razı olacağını düşündüğü konularla belirlemeye
Acının Teni: Filistin, Taş Çocukları Ve Hanzala
Gözyaşı; üzüntünün, vicdani ürpertinin yürekte damıtılıp gözlerden akıtılan damlalarla vicdanın ve samimiyetin mücessem hali ve en büyük göstergesidir. Gözyaşı; kederin ve vicdani haykırışın göz çukurlarında mahcubiyet duymadan merhamet yoksunu yeryüzü insanlarına insanın varlığını, onurunu ve izzetini haykırmasıdır.
Yazmasak Deli Olur Muyduk?
“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
İddiasını Kaybetmiş Bir Din Söylemi ya da İçtihadı Yeniden Düşünmek
İddiasını kaybetmiş bir din söylemi ya tarih sahnesinden çekilecek ya da başka ideolojilerin boyunduruğuna girmekten başka bir yol bulamayacaktır. Biz İslam’ın tarih boyunca olduğu gibi bugün de insanlığın problemlerine çözüm bulma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlamıyla İslam, misyonunu tamamlayarak tarih sahnesindeki yerini almış bir din değildir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.