Düşünmek, üzerinde düşünülecek bir ‘şey’e ve bir ‘dil’e bizi icbar eder (mecbur kılar)
Üzerinde düşünülecek bir ‘şey’in ve ‘dil’in olmadığı yerde düşünme gerçekleşmez?
Dil derken kastettiğimiz bir organ değil; salt lisan da değildir. Lisanla birlikte bir ‘yön’dür.
Gelelim soruya: Geleceği düşünebilir miyiz? Gelecek, üzerinde düşünülebilir bir şey midir?
Gelecekçilik olarak tercüme edilen fütürizm ile kehanetcilik arasında bir fark var mı, varsa nasıl bir farktır bu? Yoksa geleceği ‘tasarlama’, insanlığı kara senaryolara ya da pembe hayallere sürüklemek midir gelecekcilik?
Fütürizmi (gelecekçilik), kendi hamurumuzla yoğurup ‘aslında şu demek’ gibi bir apolojiye de girmeden; geleceğimizi, fütüristlerin dijital ve insansız (robotik insan) dünya kara senaryolarına da terk etmeden konuşabilmek, üzerinde düşünebilmek zorundayız. Neyin mi?










Henüz değerlendirme yapılmadı.