“Şaheserimi büyüklere gösterdim ve korkup korkmadıklarını sordum.
Ama onlar: ”Korkmak mı? Bir şapkadan niye korkalım ki?” dediler.
Oysa çizdiğim resim bir şapkaya ait değildi.
Koca bir fili sindirmekte olan bir boa yılanını çizmiştim ben.
Neyse, büyükler anlayabilsin diye başka bir resim daha çizdim.
Bu kez boa yılanının midesindeki fili açık seçik göstermiştim.
Şu büyüklere hep açıklama yapmak gerekiyor.
İkinci resmim ise şöyle bir şey oldu:
Bu kez büyüklerin cevabı boa yılanını içten ya da dıştan çizmeyi bir yana bırakıp,
coğrafya, tarih, aritmetik ve gramerle ilgilenmemi tavsiye etmek oldu.
Böylece altı yaşımdayken resim kariyerimi terk etmek zorunda kaldım.
Küçük Prens…
Gör/e/meme biçimi…
Görememe, kişinin öğreneceği şeylerin bitip artık verme zamanı geldiğini düşündüğünde başlar. En çok da yaşı büyüklerde ve prestijli işlerle uğraştığını düşünenlerde…
Gör(eme)me öğrenilen bir şeydir, aynı zamanda öğretilen…
Bir müfredatla başlar her şey. Ve birilerinin bizim bilmediğimizi düşünmeye başlamasıyla… Kim ve ne ikna etti onu acaba, bizim bilmediğimize? Ve bizi tanımadan, sesimizi soluğumuzu duymadan, rûhî incelik zarafetlerimizi ve dahi kabiliyetlerimizi keşfetmeden neyin ve kimin programı?
Keşke öğretmeyi değil de, ilk önce anlamayı ve/ veya benden bir şeyler öğrenmeye çalışmayı denese… Beni katından bu dünyaya gönderenin, benim kara kutuma hangi sır ve yetenekleri yerleştirdiğini…










Henüz değerlendirme yapılmadı.