“Sen ve Rabbin gidin savaşın” dediler… (Maide, 24)
“İşittik ve isyan ettik” dediler… (Bakara, 93)
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
Biraz geri çekilebilirsin: “Tereddütlerim var, henüz karar vermedim, bir düşüneyim, biraz daha düşüneyim, araştırayım!” diyebilirsin. Bunlar belki kabul edilebilir. Ama isyan, ama Yaratana savaş!.. İnanılacak gibi değil…
Sonra helâk, sonra azap…
Bunu sen istedin ama!..
Bu yazının devamı
193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Tevfikbey Mahallesi’nin ara sokaklarında yeni aldığı Chelsea botunun kaldırımı döven sesiyle yürüyordu. Otobüsten iner inmez akşam ezanı kulaklarına dolmuştu. Etrafı şöyle bir kolaçan etti, Sefaköy’ün boğuk, tıkış tıkış binaları arasında tek bir minare yükselmiyordu.
Öğretmen, gönlünün sesiyle ufak yüreklere dokunmayı dert edinen kişidir. Savaş vermeden, emek harcamadan, sevmeden yapılan öğretmenlik “mevzuat öğretmenliğinden” öteye geçmiyor. Kendinden vererek çoğalabileceğin bir meslek yani öğretmenlik…
Yürek köküne dokunmak… İnsan bu duyguyu bir kere yaşayınca hayatının merkezine oturtabiliyor bunu. Kâmil insan olma yolunda bir basamak olarak kullanabiliyor.
Mânâyı incitmeden…
“Yolculuğunuza hicret sevabı versin Rabbim… Yolcunun duası kabul olur. Esas yolculuk Allah’tan Allah’a olandır evladım. Ahiret yolcusuyuz hepimiz. Gönlü açık olanın yolu da açık olur. Sadakamızı vermeden aman ha! Görünmez belayı def eder sadaka. Sıla-i rahim ettiniz, bağları koparmadınız. Sıla-i rahim ta cennete uzanan bir bağdır.”
Yazmak insanlık tarihi kadar eski midir diye düşünenler için cevap olsun burada, ilk insana her şeyi öğreten Rabbim yazıyı da öğretmiştir muhakkak. Yazıya yemin eden Rabbim’e hamdolsun ki yazabilme imkânına sahibiz, okuma imkânına da. Yazı mektubun can damarıdır ya, ondan böyle başladım bu mektuba… Ne kadar açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum, bu da anlaşılmama yorgunluğumun göstergesi sayılıversin, öyle ya anlaşılma sancım olmasa niye yazayım ki…
Bizler her ne kadar gündemimizi kendimizin oluşturduğunu iddia etsek de bazen yapay gündemler ayak bağı olabilir attığımız adımlara. İlyas da her zamanki koşturmacası içerisinde gündemini Allah’ın razı olacağını düşündüğü konularla belirlemeye
Sen Değerlerini Korursan Değerlerin de Seni Korur
Mucize deveyi boğazladılar… (Şems, 14)
“Sen ve Rabbin gidin savaşın” dediler… (Maide, 24)
“İşittik ve isyan ettik” dediler… (Bakara, 93)
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
Biraz geri çekilebilirsin: “Tereddütlerim var, henüz karar vermedim, bir düşüneyim, biraz daha düşüneyim, araştırayım!” diyebilirsin. Bunlar belki kabul edilebilir. Ama isyan, ama Yaratana savaş!.. İnanılacak gibi değil…
Sonra helâk, sonra azap…
Bunu sen istedin ama!..
Bu yazının devamı 193. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kaymak
Tevfikbey Mahallesi’nin ara sokaklarında yeni aldığı Chelsea botunun kaldırımı döven sesiyle yürüyordu. Otobüsten iner inmez akşam ezanı kulaklarına dolmuştu. Etrafı şöyle bir kolaçan etti, Sefaköy’ün boğuk, tıkış tıkış binaları arasında tek bir minare yükselmiyordu.
Okuyarak Dokumak: Endülüs Okuma Projesi
Öğretmen, gönlünün sesiyle ufak yüreklere dokunmayı dert edinen kişidir. Savaş vermeden, emek harcamadan, sevmeden yapılan öğretmenlik “mevzuat öğretmenliğinden” öteye geçmiyor. Kendinden vererek çoğalabileceğin bir meslek yani öğretmenlik…
Yürek köküne dokunmak… İnsan bu duyguyu bir kere yaşayınca hayatının merkezine oturtabiliyor bunu. Kâmil insan olma yolunda bir basamak olarak kullanabiliyor.
Mânâyı incitmeden…
Yoldan Öyküler
“Yolculuğunuza hicret sevabı versin Rabbim… Yolcunun duası kabul olur. Esas yolculuk Allah’tan Allah’a olandır evladım. Ahiret yolcusuyuz hepimiz. Gönlü açık olanın yolu da açık olur. Sadakamızı vermeden aman ha! Görünmez belayı def eder sadaka. Sıla-i rahim ettiniz, bağları koparmadınız. Sıla-i rahim ta cennete uzanan bir bağdır.”
Mektup IV
Yazmak insanlık tarihi kadar eski midir diye düşünenler için cevap olsun burada, ilk insana her şeyi öğreten Rabbim yazıyı da öğretmiştir muhakkak. Yazıya yemin eden Rabbim’e hamdolsun ki yazabilme imkânına sahibiz, okuma imkânına da. Yazı mektubun can damarıdır ya, ondan böyle başladım bu mektuba… Ne kadar açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum, bu da anlaşılmama yorgunluğumun göstergesi sayılıversin, öyle ya anlaşılma sancım olmasa niye yazayım ki…
Ne Mutlu Müslümanım Diyene!
Bizler her ne kadar gündemimizi kendimizin oluşturduğunu iddia etsek de bazen yapay gündemler ayak bağı olabilir attığımız adımlara. İlyas da her zamanki koşturmacası içerisinde gündemini Allah’ın razı olacağını düşündüğü konularla belirlemeye
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.