Yazı için zihnin parmak izi derler. Bu bakımdan yazmak insan zihninden kâğıda dökülen harf suretli bir boyadır. Zihnin farklı işleyişine bağlı olarak bu boyanın rengi de değişiklik arz edecektir. Zihinden dökülen bu harf suretli boya, biriktikçe ve yoğunlaştıkça desen hâlini alacaktır. İşte dergiler bu harf suretli boyanın birike birike desen oluşturması işlevini gören katalizörlerdir.
Dergiler bir milletin nesiller arası bağlantısını sağlayan, önceki nesillerin izini sürmeye yarayan ve muhtelif alanlarda geçmişten geleceğe projeksiyon tutan fener gibidir. Elbette bunu söylerken, derginin modernizmle beraber ortaya çıkan ve yaygınlaşan bir vasıta aracı olduğunu göz önünde bulunduruyorum. Popüler dergileri dışarıda tutarsak, -ki popülerliği boşluğun ve hiçliğin devasa hacmi olarak yorumluyorum- bizde en yaygın olan dergiler edebiyat, tarih ve düşünce dergileridir. Dergilerin belki de en ayrıksı tarafı, çıktığı dönemin sosyal, kültürel ve politik alandaki envanterini ortaya çıkarmasıdır. Bu işleviyle dergiler, dönemin nabzını tutmada kitaplardan daha etkili bir konumda yer alır. Dergiler daha çok âna hitap ederken, kitaplar sürece hitap eder. Bu sebeple dönemin zihniyet kodlarını dergilerden rahatlıkla ulaşılabilir.
”Ey insanlar şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Allah katında en değerli olanınız o’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Her şeyden haberdardır.” Hucurat 13 Suretimiz haktan yana siretimiz meydanda. Özgürlüğü yanlış anladık galiba, özgürlük bize sorumluluğumuzu unutturmuş olmalı; sorumsuzluk samimiyetsizliği, samimiyetsizlik bencilliği tetiklerken yaralandık. Geçim sıkıntısı çektiğimiz bundan… Bu …
Lumiere Kardeşlerin ilk çektiği videolardan Griffith’in Bir Ulusun Doğuşu filmine, 1920’lerin Arap Şeyhleri temalı filmlerinden 11 Eylül olaylarına, oradan da günümüze kadar uzanan pek çok tarihi filmde ‘öteki’
Akıl, nicelik ve nitelik âleminde dolaştı. Akıl, Tevhid ile yolunu buldu ve maksada ulaştı. Yoksa bu bîçâre nerede bir menzil bulacaktı? İdrak gemisinin sahili neresidir?Tevhid’in sırları, hak ehlinin ezberindedir. “Atirrahmani abden”’de gizlidir.
Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır.
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Bir Kültür Havzası Taşıyıcısı Olarak Dergiler
Yazı için zihnin parmak izi derler. Bu bakımdan yazmak insan zihninden kâğıda dökülen harf suretli bir boyadır. Zihnin farklı işleyişine bağlı olarak bu boyanın rengi de değişiklik arz edecektir. Zihinden dökülen bu harf suretli boya, biriktikçe ve yoğunlaştıkça desen hâlini alacaktır. İşte dergiler bu harf suretli boyanın birike birike desen oluşturması işlevini gören katalizörlerdir.
Dergiler bir milletin nesiller arası bağlantısını sağlayan, önceki nesillerin izini sürmeye yarayan ve muhtelif alanlarda geçmişten geleceğe projeksiyon tutan fener gibidir. Elbette bunu söylerken, derginin modernizmle beraber ortaya çıkan ve yaygınlaşan bir vasıta aracı olduğunu göz önünde bulunduruyorum. Popüler dergileri dışarıda tutarsak, -ki popülerliği boşluğun ve hiçliğin devasa hacmi olarak yorumluyorum- bizde en yaygın olan dergiler edebiyat, tarih ve düşünce dergileridir. Dergilerin belki de en ayrıksı tarafı, çıktığı dönemin sosyal, kültürel ve politik alandaki envanterini ortaya çıkarmasıdır. Bu işleviyle dergiler, dönemin nabzını tutmada kitaplardan daha etkili bir konumda yer alır. Dergiler daha çok âna hitap ederken, kitaplar sürece hitap eder. Bu sebeple dönemin zihniyet kodlarını dergilerden rahatlıkla ulaşılabilir.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
198. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Düzelir Miyiz? Bilmem
”Ey insanlar şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Allah katında en değerli olanınız o’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Her şeyden haberdardır.” Hucurat 13 Suretimiz haktan yana siretimiz meydanda. Özgürlüğü yanlış anladık galiba, özgürlük bize sorumluluğumuzu unutturmuş olmalı; sorumsuzluk samimiyetsizliği, samimiyetsizlik bencilliği tetiklerken yaralandık. Geçim sıkıntısı çektiğimiz bundan… Bu …
Sinemada Öteki ve Oryantalizm Üzerine Okumalar
Lumiere Kardeşlerin ilk çektiği videolardan Griffith’in Bir Ulusun Doğuşu filmine, 1920’lerin Arap Şeyhleri temalı filmlerinden 11 Eylül olaylarına, oradan da günümüze kadar uzanan pek çok tarihi filmde ‘öteki’
İlk Rükun Tevhid
Akıl, nicelik ve nitelik âleminde dolaştı. Akıl, Tevhid ile yolunu buldu ve maksada ulaştı. Yoksa bu bîçâre nerede bir menzil bulacaktı? İdrak gemisinin sahili neresidir?Tevhid’in sırları, hak ehlinin ezberindedir. “Atirrahmani abden”’de gizlidir.
Geçimsiz Çöl Sessizliği
Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır.
Hayatı Ciddiye Almanın Bir Adıdır Tövbe
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Alışverişe devam et