Yazı için zihnin parmak izi derler. Bu bakımdan yazmak insan zihninden kâğıda dökülen harf suretli bir boyadır. Zihnin farklı işleyişine bağlı olarak bu boyanın rengi de değişiklik arz edecektir. Zihinden dökülen bu harf suretli boya, biriktikçe ve yoğunlaştıkça desen hâlini alacaktır. İşte dergiler bu harf suretli boyanın birike birike desen oluşturması işlevini gören katalizörlerdir.
Dergiler bir milletin nesiller arası bağlantısını sağlayan, önceki nesillerin izini sürmeye yarayan ve muhtelif alanlarda geçmişten geleceğe projeksiyon tutan fener gibidir. Elbette bunu söylerken, derginin modernizmle beraber ortaya çıkan ve yaygınlaşan bir vasıta aracı olduğunu göz önünde bulunduruyorum. Popüler dergileri dışarıda tutarsak, -ki popülerliği boşluğun ve hiçliğin devasa hacmi olarak yorumluyorum- bizde en yaygın olan dergiler edebiyat, tarih ve düşünce dergileridir. Dergilerin belki de en ayrıksı tarafı, çıktığı dönemin sosyal, kültürel ve politik alandaki envanterini ortaya çıkarmasıdır. Bu işleviyle dergiler, dönemin nabzını tutmada kitaplardan daha etkili bir konumda yer alır. Dergiler daha çok âna hitap ederken, kitaplar sürece hitap eder. Bu sebeple dönemin zihniyet kodlarını dergilerden rahatlıkla ulaşılabilir.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum… Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Adalet, hakk kavramından bağımsız ele alınabilir bir kavram değildir. Hakk; gerçek, sabit ve tutarlı, doğruluğu teyit edilmiş olandır. Zıddı olan bâtıl ise sahte, tutarsız, varlığı sabit olsa da hükümsüz olandır. Adl için dile getirilen tanımlarından en bilineni ve önemlisi: eşyayı yerli yerine koymak, hakkı sahibine vermek demektir. Adaleti talep etmek söz konusu olduğundaysa, hakkın olana razı olmak, münasip ve gerekli olanı, gerekli olduğu kadar almaktır diyebiliriz.
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında.
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Gösterişten hemen her zaman kaçınan metin, ayrıntıya verdiği değeri gözler önüne sermekten çekinmiyor. Seranın içinde, okura rehberli tur yaptıran satırlarda, renkli camların ışık oyunlarını görür gibi oluyorsunuz.
Bir Kültür Havzası Taşıyıcısı Olarak Dergiler
Yazı için zihnin parmak izi derler. Bu bakımdan yazmak insan zihninden kâğıda dökülen harf suretli bir boyadır. Zihnin farklı işleyişine bağlı olarak bu boyanın rengi de değişiklik arz edecektir. Zihinden dökülen bu harf suretli boya, biriktikçe ve yoğunlaştıkça desen hâlini alacaktır. İşte dergiler bu harf suretli boyanın birike birike desen oluşturması işlevini gören katalizörlerdir.
Dergiler bir milletin nesiller arası bağlantısını sağlayan, önceki nesillerin izini sürmeye yarayan ve muhtelif alanlarda geçmişten geleceğe projeksiyon tutan fener gibidir. Elbette bunu söylerken, derginin modernizmle beraber ortaya çıkan ve yaygınlaşan bir vasıta aracı olduğunu göz önünde bulunduruyorum. Popüler dergileri dışarıda tutarsak, -ki popülerliği boşluğun ve hiçliğin devasa hacmi olarak yorumluyorum- bizde en yaygın olan dergiler edebiyat, tarih ve düşünce dergileridir. Dergilerin belki de en ayrıksı tarafı, çıktığı dönemin sosyal, kültürel ve politik alandaki envanterini ortaya çıkarmasıdır. Bu işleviyle dergiler, dönemin nabzını tutmada kitaplardan daha etkili bir konumda yer alır. Dergiler daha çok âna hitap ederken, kitaplar sürece hitap eder. Bu sebeple dönemin zihniyet kodlarını dergilerden rahatlıkla ulaşılabilir.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Soylu Öfke Biriktiriyorum
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum… Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Adl’e Boyun Eğmek
Adalet, hakk kavramından bağımsız ele alınabilir bir kavram değildir. Hakk; gerçek, sabit ve tutarlı, doğruluğu teyit edilmiş olandır. Zıddı olan bâtıl ise sahte, tutarsız, varlığı sabit olsa da hükümsüz olandır. Adl için dile getirilen tanımlarından en bilineni ve önemlisi: eşyayı yerli yerine koymak, hakkı sahibine vermek demektir. Adaleti talep etmek söz konusu olduğundaysa, hakkın olana razı olmak, münasip ve gerekli olanı, gerekli olduğu kadar almaktır diyebiliriz.
Anne kendime benziyor muyum?
Evden çocuk sesi gelmiyor işrak vaktinden kerahet vaktine kadar. Her sabah kolunun arasına sıkıştırdığı oyuncak tavşanın kulaklarını merdivenlere değdirerek bir bir iniyor basamakları çocuk. Rengârenk ufak bir çantası var sırtında.
Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Kalbi çürümüş… Kavli çürümüş… Empatisi, diğerkâmlığı bitmiş… Kendi odaklı, kendi dışında körlük yaşayan bir insanlıkla aynı güne uyanmak, aynı zamanı paylaşıyor ol-mak korkutuyor bizleri…
Zaman Yok Artık: Duvar Saatinin On Üçüncü Gongu
Gösterişten hemen her zaman kaçınan metin, ayrıntıya verdiği değeri gözler önüne sermekten çekinmiyor. Seranın içinde, okura rehberli tur yaptıran satırlarda, renkli camların ışık oyunlarını görür gibi oluyorsunuz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.