“Ey gönlüm, derdin varsa eğer uyan uykudan! Seni yemen ve uyuman için getirmediler. Farz edelim cümle âlemi yedin, ölümden kurtulamazsın savaşsan da! Kendinden daha ne kadar zarar göreceksin? Ey kendine afet olan! Afet musibet sensin; kalk kendi önünden.” (Ferîdüddîn Attâr)
Nedendir bilinmez ama insan, en büyük hasmını hep dışarda aramayı sever. Ve bir şekilde onu bulur ve düşman ilan eder. Düşman dışardan biri olunca onunla savaşmanın ve mücadele etmenin daha kolay olacağını bilir. Ama bilmez ki insan en büyük yenilgileri çoğu zaman kendi içsel savaşında kaybeder. Kimi zaman gerçekten göremediği, kimi zaman da görmek istemediği düşmandan her zaman daha çok zarar görür. Görünen düşman görünmeyenden her zaman daha az tehlikelidir. Onun içindir ki iki gözle dünyaya bakmak gerektiği vurgulanmıştır: “Biri dışarıyı gözlerken, diğeri içini gözlesin.”
Hayat yolculuğu bir günlük yol olmadığı için bu yola çıkan insanın sürekli kendisini güçlendirecek teçhizat ve donanıma ihtiyacı vardır.
Bu yazının devamı
204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Tüm renkler yan yana sıralanmıştı. Yılda bir kez kurulan panayırın her memleketten misafiri vardı. Renklerin gösterisi bir cümbüş havasındaydı. Hayatına yeni bir renk arayanlar, eskisini değiştirmek isteyenler dükkânlarının önünden geçiyordu.
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış,
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
İslam dünyasında bütün insanlığı kuşatacak kurucu fikirler ortaya koymanın aciliyetinin bilincinde, zamanın ruhunu kavramış çok kıymetli alimler düşünürler ve entelektüeller var. Fakat savaşların üzerimize boca ettiği kan ve gözyaşının yarattığı sellerin sesi, bu naif ve derinden gelen seslerin duyulmasını engelliyor. Bir de bir kişiyi ya bütünüyle kabul ya da ret etme zorunluluğu varmış gibi, en küçük bir fikir ayrılığı yaklaşım farklılığı bile düşünce üreten insanların hızla tasfiyesine yol açıyor.
Kalk Kendi Önünden
“Ey gönlüm, derdin varsa eğer uyan uykudan! Seni yemen ve uyuman için getirmediler. Farz edelim cümle âlemi yedin, ölümden kurtulamazsın savaşsan da! Kendinden daha ne kadar zarar göreceksin? Ey kendine afet olan! Afet musibet sensin; kalk kendi önünden.” (Ferîdüddîn Attâr)
Nedendir bilinmez ama insan, en büyük hasmını hep dışarda aramayı sever. Ve bir şekilde onu bulur ve düşman ilan eder. Düşman dışardan biri olunca onunla savaşmanın ve mücadele etmenin daha kolay olacağını bilir. Ama bilmez ki insan en büyük yenilgileri çoğu zaman kendi içsel savaşında kaybeder. Kimi zaman gerçekten göremediği, kimi zaman da görmek istemediği düşmandan her zaman daha çok zarar görür. Görünen düşman görünmeyenden her zaman daha az tehlikelidir. Onun içindir ki iki gözle dünyaya bakmak gerektiği vurgulanmıştır: “Biri dışarıyı gözlerken, diğeri içini gözlesin.”
Hayat yolculuğu bir günlük yol olmadığı için bu yola çıkan insanın sürekli kendisini güçlendirecek teçhizat ve donanıma ihtiyacı vardır.
Bu yazının devamı 204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Tövbeler Olsun!
Tüm renkler yan yana sıralanmıştı. Yılda bir kez kurulan panayırın her memleketten misafiri vardı. Renklerin gösterisi bir cümbüş havasındaydı. Hayatına yeni bir renk arayanlar, eskisini değiştirmek isteyenler dükkânlarının önünden geçiyordu.
Seyyah – III – Masalda üzerinde durulan duygu: Korku
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış,
Tevbe Hayat Yolunun Neresindedir?
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
Mobeselere Yakalandık
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Septik Bir Müslümanın Yolculuğu
İslam dünyasında bütün insanlığı kuşatacak kurucu fikirler ortaya koymanın aciliyetinin bilincinde, zamanın ruhunu kavramış çok kıymetli alimler düşünürler ve entelektüeller var. Fakat savaşların üzerimize boca ettiği kan ve gözyaşının yarattığı sellerin sesi, bu naif ve derinden gelen seslerin duyulmasını engelliyor. Bir de bir kişiyi ya bütünüyle kabul ya da ret etme zorunluluğu varmış gibi, en küçük bir fikir ayrılığı yaklaşım farklılığı bile düşünce üreten insanların hızla tasfiyesine yol açıyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.