Filistin meselesi, yalnızca bir toprak işgali ya da bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda çağdaş dünyanın adalet, sömürgecilik, insan hakları ve uluslararası siyaset gibi meselelerle imtihanıdır. Bugün için bu küresel ölçekte bir gerçektir ve böyledir. Bu yönüyle de nitekim öyle de olmuştur ve yine Filistin meselesinin bugün itibariyle bakıldığında yine küresel ölçekte bir edebi, sanatsal ve büyük ölçüde de poetik bir ilginin odağında olduğunu söylemek gerekmektedir. Gerçi daha çok dünya kamuoyunun underground/yeraltı ya da özgürlükçü, direnişçi, devrimci kesimlerinin ilgi odağında duran bir mesele olması ve bir başka biçimde de bu ilginin, ister Doğu’da ister Batı’da, ister Güney’de ve isterse Kuzey’de olsun bahse konu dünya kamuoyunun -yönetsel katları bir yana- daha çok halklar nezdinde maşeri bir ilgi olduğunu da ayrıca ifade etmek gerekmektedir.
Bu gerçekten hareketle demek gerekmektedir; evet tıpkı olageldiği gibi Filistin, yalnızca siyasetçilerin değil, entelektüellerin, sanatçıların ve özellikle de edebiyatçıların hem de yoğun biçimde yöneldikleri bir ilgi alanı olmuş durumdadır ve böyle de olmalıdır. Zira edebiyat, sadece estetik bir anlatı değil; aynı zamanda bir vicdan, direniş ve hafıza aracı olarak da ayrıca önem arz etmektedir ve tarih boyunca bunun çokça örneği olduğunu söylemek gerekmektedir.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Feodal bir düzende devlet ile tebaa arasındaki ilişki, toprağın kullanım hakkı, bazen de askerlik ile bunlara karşılık alınan vergilerle kurulmaktadır. Yani tebaadan biri için devlet demek kullandığı toprak için vergi verilmek zorunda olunan yer demekti. Ve bunun tecessüm ettiği kişi ise vergi memuruydu. Dolayısıyla devlet adeta yılın belli vakitlerinde gelen vergi memuruydu diyebiliriz.
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
Bir İnsanlık Meselesi Olarak Filistin, Bir Vicdan Alanı Olarak Edebiyat
Filistin meselesi, yalnızca bir toprak işgali ya da bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda çağdaş dünyanın adalet, sömürgecilik, insan hakları ve uluslararası siyaset gibi meselelerle imtihanıdır. Bugün için bu küresel ölçekte bir gerçektir ve böyledir. Bu yönüyle de nitekim öyle de olmuştur ve yine Filistin meselesinin bugün itibariyle bakıldığında yine küresel ölçekte bir edebi, sanatsal ve büyük ölçüde de poetik bir ilginin odağında olduğunu söylemek gerekmektedir. Gerçi daha çok dünya kamuoyunun underground/yeraltı ya da özgürlükçü, direnişçi, devrimci kesimlerinin ilgi odağında duran bir mesele olması ve bir başka biçimde de bu ilginin, ister Doğu’da ister Batı’da, ister Güney’de ve isterse Kuzey’de olsun bahse konu dünya kamuoyunun -yönetsel katları bir yana- daha çok halklar nezdinde maşeri bir ilgi olduğunu da ayrıca ifade etmek gerekmektedir.
Bu gerçekten hareketle demek gerekmektedir; evet tıpkı olageldiği gibi Filistin, yalnızca siyasetçilerin değil, entelektüellerin, sanatçıların ve özellikle de edebiyatçıların hem de yoğun biçimde yöneldikleri bir ilgi alanı olmuş durumdadır ve böyle de olmalıdır. Zira edebiyat, sadece estetik bir anlatı değil; aynı zamanda bir vicdan, direniş ve hafıza aracı olarak da ayrıca önem arz etmektedir ve tarih boyunca bunun çokça örneği olduğunu söylemek gerekmektedir.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Şair Tutanağı: Yağmur Duası
Bir karanlık bul ve onu yıka.
Akıl kıyısında eşelenme, kalp denizine dal. Karanlığı karanlıkla yenebileceğin düşüncesinden tevbe et.
Denetimli Özgürlük!
Feodal bir düzende devlet ile tebaa arasındaki ilişki, toprağın kullanım hakkı, bazen de askerlik ile bunlara karşılık alınan vergilerle kurulmaktadır. Yani tebaadan biri için devlet demek kullandığı toprak için vergi verilmek zorunda olunan yer demekti. Ve bunun tecessüm ettiği kişi ise vergi memuruydu. Dolayısıyla devlet adeta yılın belli vakitlerinde gelen vergi memuruydu diyebiliriz.
Hayale Tutunmak ya da Hayalle Tutunmak
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
Bir Felsefe Atölyesi Örneği
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
Hikâye Değirmeninde Öğütülen İnsan
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.