Filistin meselesi, yalnızca bir toprak işgali ya da bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda çağdaş dünyanın adalet, sömürgecilik, insan hakları ve uluslararası siyaset gibi meselelerle imtihanıdır. Bugün için bu küresel ölçekte bir gerçektir ve böyledir. Bu yönüyle de nitekim öyle de olmuştur ve yine Filistin meselesinin bugün itibariyle bakıldığında yine küresel ölçekte bir edebi, sanatsal ve büyük ölçüde de poetik bir ilginin odağında olduğunu söylemek gerekmektedir. Gerçi daha çok dünya kamuoyunun underground/yeraltı ya da özgürlükçü, direnişçi, devrimci kesimlerinin ilgi odağında duran bir mesele olması ve bir başka biçimde de bu ilginin, ister Doğu’da ister Batı’da, ister Güney’de ve isterse Kuzey’de olsun bahse konu dünya kamuoyunun -yönetsel katları bir yana- daha çok halklar nezdinde maşeri bir ilgi olduğunu da ayrıca ifade etmek gerekmektedir.
Bu gerçekten hareketle demek gerekmektedir; evet tıpkı olageldiği gibi Filistin, yalnızca siyasetçilerin değil, entelektüellerin, sanatçıların ve özellikle de edebiyatçıların hem de yoğun biçimde yöneldikleri bir ilgi alanı olmuş durumdadır ve böyle de olmalıdır. Zira edebiyat, sadece estetik bir anlatı değil; aynı zamanda bir vicdan, direniş ve hafıza aracı olarak da ayrıca önem arz etmektedir ve tarih boyunca bunun çokça örneği olduğunu söylemek gerekmektedir.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Derinlerden bir yerde göğsümü ağrılar içinde bırakan bir iç sıkıntısı duyuyordum ya da kelimenin tam anlamıyla hissediyordum. Nerden geldiği belli olmayan bir darbe almış gibiydim, sancılı ama ağrısız. Evet, öylece yerde yatarken pencereden ışıksız yansıyan vücudum bunu gösteriyordu. Kanepeye uzanıp göz kapaklarımı ağır aksak ve kuvvetsiz bir şekilde açmaya çalışırken etrafımda metalden tiz binlerce sesi duyumsuyordum. Sesler ve vızıltılar yankılayarak deliyordu kulaklarımı. Birden bir tıngırtının ritmik melodisi çınlayınca, evimizin çatısında yuvalanmış siyah mı siyah kargaların yürüyüş sesini hatırlar gibi oldum.
Hayatın ağır yüklerinden biri de hayata dair umutsuzluk yükünü yüklenmektir. Umutsuzluk öyle ağır öyle incitici bir duygudur ki insanı sürekli tedirgin, huzursuz ve mutsuz kılar. Korku içinde günlerini, yıllarını elinden alıp götürür. Umutsuzluk, tedavisi zor bir hastalık gibidir. Bir defa bir bünyede kök saldı mı; bütün uzuvların işlevini değiştirebilir.
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış,
Sinemanın, sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, anlam üreten, toplumsal gerçekliği yansıtan ve yeniden inşa eden bir sanat dalı olduğunu anlamakla başlayabiliriz. Bu alanda derinlemesine bir kavrayış geliştirmek için bazen hem teknik estetik katmanlara,
Feodal bir düzende devlet ile tebaa arasındaki ilişki, toprağın kullanım hakkı, bazen de askerlik ile bunlara karşılık alınan vergilerle kurulmaktadır. Yani tebaadan biri için devlet demek kullandığı toprak için vergi verilmek zorunda olunan yer demekti. Ve bunun tecessüm ettiği kişi ise vergi memuruydu. Dolayısıyla devlet adeta yılın belli vakitlerinde gelen vergi memuruydu diyebiliriz.
Bir İnsanlık Meselesi Olarak Filistin, Bir Vicdan Alanı Olarak Edebiyat
Filistin meselesi, yalnızca bir toprak işgali ya da bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda çağdaş dünyanın adalet, sömürgecilik, insan hakları ve uluslararası siyaset gibi meselelerle imtihanıdır. Bugün için bu küresel ölçekte bir gerçektir ve böyledir. Bu yönüyle de nitekim öyle de olmuştur ve yine Filistin meselesinin bugün itibariyle bakıldığında yine küresel ölçekte bir edebi, sanatsal ve büyük ölçüde de poetik bir ilginin odağında olduğunu söylemek gerekmektedir. Gerçi daha çok dünya kamuoyunun underground/yeraltı ya da özgürlükçü, direnişçi, devrimci kesimlerinin ilgi odağında duran bir mesele olması ve bir başka biçimde de bu ilginin, ister Doğu’da ister Batı’da, ister Güney’de ve isterse Kuzey’de olsun bahse konu dünya kamuoyunun -yönetsel katları bir yana- daha çok halklar nezdinde maşeri bir ilgi olduğunu da ayrıca ifade etmek gerekmektedir.
Bu gerçekten hareketle demek gerekmektedir; evet tıpkı olageldiği gibi Filistin, yalnızca siyasetçilerin değil, entelektüellerin, sanatçıların ve özellikle de edebiyatçıların hem de yoğun biçimde yöneldikleri bir ilgi alanı olmuş durumdadır ve böyle de olmalıdır. Zira edebiyat, sadece estetik bir anlatı değil; aynı zamanda bir vicdan, direniş ve hafıza aracı olarak da ayrıca önem arz etmektedir ve tarih boyunca bunun çokça örneği olduğunu söylemek gerekmektedir.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gözün Sözü
Derinlerden bir yerde göğsümü ağrılar içinde bırakan bir iç sıkıntısı duyuyordum ya da kelimenin tam anlamıyla hissediyordum. Nerden geldiği belli olmayan bir darbe almış gibiydim, sancılı ama ağrısız. Evet, öylece yerde yatarken pencereden ışıksız yansıyan vücudum bunu gösteriyordu. Kanepeye uzanıp göz kapaklarımı ağır aksak ve kuvvetsiz bir şekilde açmaya çalışırken etrafımda metalden tiz binlerce sesi duyumsuyordum. Sesler ve vızıltılar yankılayarak deliyordu kulaklarımı. Birden bir tıngırtının ritmik melodisi çınlayınca, evimizin çatısında yuvalanmış siyah mı siyah kargaların yürüyüş sesini hatırlar gibi oldum.
Azmiyle Ümidiyle Yaşar Hep Yaşayanlar
Hayatın ağır yüklerinden biri de hayata dair umutsuzluk yükünü yüklenmektir. Umutsuzluk öyle ağır öyle incitici bir duygudur ki insanı sürekli tedirgin, huzursuz ve mutsuz kılar. Korku içinde günlerini, yıllarını elinden alıp götürür. Umutsuzluk, tedavisi zor bir hastalık gibidir. Bir defa bir bünyede kök saldı mı; bütün uzuvların işlevini değiştirebilir.
Seyyah – III – Masalda üzerinde durulan duygu: Korku
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış,
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Wall-E& Kutu
Sinemanın, sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, anlam üreten, toplumsal gerçekliği yansıtan ve yeniden inşa eden bir sanat dalı olduğunu anlamakla başlayabiliriz. Bu alanda derinlemesine bir kavrayış geliştirmek için bazen hem teknik estetik katmanlara,
Denetimli Özgürlük!
Feodal bir düzende devlet ile tebaa arasındaki ilişki, toprağın kullanım hakkı, bazen de askerlik ile bunlara karşılık alınan vergilerle kurulmaktadır. Yani tebaadan biri için devlet demek kullandığı toprak için vergi verilmek zorunda olunan yer demekti. Ve bunun tecessüm ettiği kişi ise vergi memuruydu. Dolayısıyla devlet adeta yılın belli vakitlerinde gelen vergi memuruydu diyebiliriz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.