Filistin meselesi, yalnızca bir toprak işgali ya da bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda çağdaş dünyanın adalet, sömürgecilik, insan hakları ve uluslararası siyaset gibi meselelerle imtihanıdır. Bugün için bu küresel ölçekte bir gerçektir ve böyledir. Bu yönüyle de nitekim öyle de olmuştur ve yine Filistin meselesinin bugün itibariyle bakıldığında yine küresel ölçekte bir edebi, sanatsal ve büyük ölçüde de poetik bir ilginin odağında olduğunu söylemek gerekmektedir. Gerçi daha çok dünya kamuoyunun underground/yeraltı ya da özgürlükçü, direnişçi, devrimci kesimlerinin ilgi odağında duran bir mesele olması ve bir başka biçimde de bu ilginin, ister Doğu’da ister Batı’da, ister Güney’de ve isterse Kuzey’de olsun bahse konu dünya kamuoyunun -yönetsel katları bir yana- daha çok halklar nezdinde maşeri bir ilgi olduğunu da ayrıca ifade etmek gerekmektedir.
Bu gerçekten hareketle demek gerekmektedir; evet tıpkı olageldiği gibi Filistin, yalnızca siyasetçilerin değil, entelektüellerin, sanatçıların ve özellikle de edebiyatçıların hem de yoğun biçimde yöneldikleri bir ilgi alanı olmuş durumdadır ve böyle de olmalıdır. Zira edebiyat, sadece estetik bir anlatı değil; aynı zamanda bir vicdan, direniş ve hafıza aracı olarak da ayrıca önem arz etmektedir ve tarih boyunca bunun çokça örneği olduğunu söylemek gerekmektedir.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Mesela iddiası ile hareketi örtüşmeyenlerin ne garip bir görüntü sergilediklerini. Anlamak için okumaktan öte, uydurmak için okuyanların, anlamadan anlatmaya çalışanların oluşturduğu bu gürültülü dönemde neler hissettiğini kayıt altına almazsan korkarım sen bile unutursun bir gün. O nedenle yaz, ısrarla yaz. Bir kenara not al lütfen. Yazman gerektiğini not al hiç olmazsa umulur ki o not harekete geçirir zamanın bir yerinde…
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Yaşam ve ölüm ikilisi hangi ikili kümesine dâhil edilebilir? Ölüm denen gerçeklik yaşamın olmaması hali midir; yoksa ölüm denen gerçeklik yaşam gerçekliğinin ikizi midir? İlki daha makul görünmektedir. Ezdad ikilisindendir yaşam ve ölüm kavramları. Bir olgunun iki ayrı olayı gibidir sanki.
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
Bir İnsanlık Meselesi Olarak Filistin, Bir Vicdan Alanı Olarak Edebiyat
Filistin meselesi, yalnızca bir toprak işgali ya da bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda çağdaş dünyanın adalet, sömürgecilik, insan hakları ve uluslararası siyaset gibi meselelerle imtihanıdır. Bugün için bu küresel ölçekte bir gerçektir ve böyledir. Bu yönüyle de nitekim öyle de olmuştur ve yine Filistin meselesinin bugün itibariyle bakıldığında yine küresel ölçekte bir edebi, sanatsal ve büyük ölçüde de poetik bir ilginin odağında olduğunu söylemek gerekmektedir. Gerçi daha çok dünya kamuoyunun underground/yeraltı ya da özgürlükçü, direnişçi, devrimci kesimlerinin ilgi odağında duran bir mesele olması ve bir başka biçimde de bu ilginin, ister Doğu’da ister Batı’da, ister Güney’de ve isterse Kuzey’de olsun bahse konu dünya kamuoyunun -yönetsel katları bir yana- daha çok halklar nezdinde maşeri bir ilgi olduğunu da ayrıca ifade etmek gerekmektedir.
Bu gerçekten hareketle demek gerekmektedir; evet tıpkı olageldiği gibi Filistin, yalnızca siyasetçilerin değil, entelektüellerin, sanatçıların ve özellikle de edebiyatçıların hem de yoğun biçimde yöneldikleri bir ilgi alanı olmuş durumdadır ve böyle de olmalıdır. Zira edebiyat, sadece estetik bir anlatı değil; aynı zamanda bir vicdan, direniş ve hafıza aracı olarak da ayrıca önem arz etmektedir ve tarih boyunca bunun çokça örneği olduğunu söylemek gerekmektedir.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ahmet Örs’ten “Halkada Duranlara”: Poetik Bir Yoklama
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Mektup XI
Mesela iddiası ile hareketi örtüşmeyenlerin ne garip bir görüntü sergilediklerini. Anlamak için okumaktan öte, uydurmak için okuyanların, anlamadan anlatmaya çalışanların oluşturduğu bu gürültülü dönemde neler hissettiğini kayıt altına almazsan korkarım sen bile unutursun bir gün. O nedenle yaz, ısrarla yaz. Bir kenara not al lütfen. Yazman gerektiğini not al hiç olmazsa umulur ki o not harekete geçirir zamanın bir yerinde…
Mektup-X
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Ölümün Anlamı – Anlamın Ölümü
Yaşam ve ölüm ikilisi hangi ikili kümesine dâhil edilebilir? Ölüm denen gerçeklik yaşamın olmaması hali midir; yoksa ölüm denen gerçeklik yaşam gerçekliğinin ikizi midir? İlki daha makul görünmektedir. Ezdad ikilisindendir yaşam ve ölüm kavramları. Bir olgunun iki ayrı olayı gibidir sanki.
Dikkat! Hayat Çıkabilir.
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.