Okullar açılsın mı, açılmasın mı, uzaktan mı, yüz yüze mi, hibrit mi derken belirsizliklerle dolu yolun yarısını geçtik sanırım. Bu belirsizliklerle beraber yaşamaya çalışırken her durumda farklı zorluklarla mücadele etme ve farklı uyum becerilerine de sahip olmamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz hep birlikte. Yüz yüze eğitime uzun süre ara verilmesi, eğitime dâhil olan herkesi endişeye düşürerek yeni oluşan duruma uyum sürecinde pek çok karmaşaya neden oldu. Daha önce benzer bir deneyimden geçmemiş olmak; hem ne olacağına dair belirsizlikler hem de günü birlik alınan kararlar herkesi çok yordu. Dolayısıyla yeni dönemde eğitim süreci öğrenci, öğretmen ve aileler için pek çok güçlükleri beraberinde getirdi. Eğitim her dönem ve şartta gündeme gelen, aslında toplumun atlayamadığı bir eşik desek yeridir. Covid süreciyle beraber ise en çok konuşulan ve ne olacağı noktasında çıkmaza girilen bir konu olarak yoğun gündem içerisinde her zamanki yerini korudu. Bizler de Nida Dergisi olarak Eğitimin durumunu, dönüşümünü, geleceğini “Eğitim ve Görme Biçimleri” üzerinden Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde öğretim üyesi olan Sezai Ozan Zeybek ile konuştuk. Siz değerli okuyucularımızı hayatımızın en önemli parçalarından olan Eğitim konusunu tüm yönleriyle olmasa da öngörü sunabilecek kadarıyla irdelediğimiz söyleşimizle baş başa bırakıyoruz.
Meşru kavramına iki şeklide bakabiliriz. İlk olarak felsefi zeminde kavrama bakılabilir. Bir şeyi haklı görmek için gerekçeler ortaya koyma, bir şeye rıza gösterilmesi için gerekçeler ortaya koyma, nedenler gösterme.
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
Şartlar… Ne onsuz ne de ona teslim olarak… Onsuz olunduğunda hayalci, hercaî; ona teslim olunduğundaysa statükocu, gelişime kapalı… Şartlar gözetilmeden adım atmak insanı mahcub eder.
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
“Eğitim ve Görme Biçimleri” Üzerine
Okullar açılsın mı, açılmasın mı, uzaktan mı, yüz yüze mi, hibrit mi derken belirsizliklerle dolu yolun yarısını geçtik sanırım. Bu belirsizliklerle beraber yaşamaya çalışırken her durumda farklı zorluklarla mücadele etme ve farklı uyum becerilerine de sahip olmamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz hep birlikte. Yüz yüze eğitime uzun süre ara verilmesi, eğitime dâhil olan herkesi endişeye düşürerek yeni oluşan duruma uyum sürecinde pek çok karmaşaya neden oldu. Daha önce benzer bir deneyimden geçmemiş olmak; hem ne olacağına dair belirsizlikler hem de günü birlik alınan kararlar herkesi çok yordu. Dolayısıyla yeni dönemde eğitim süreci öğrenci, öğretmen ve aileler için pek çok güçlükleri beraberinde getirdi. Eğitim her dönem ve şartta gündeme gelen, aslında toplumun atlayamadığı bir eşik desek yeridir. Covid süreciyle beraber ise en çok konuşulan ve ne olacağı noktasında çıkmaza girilen bir konu olarak yoğun gündem içerisinde her zamanki yerini korudu. Bizler de Nida Dergisi olarak Eğitimin durumunu, dönüşümünü, geleceğini “Eğitim ve Görme Biçimleri” üzerinden Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde öğretim üyesi olan Sezai Ozan Zeybek ile konuştuk. Siz değerli okuyucularımızı hayatımızın en önemli parçalarından olan Eğitim konusunu tüm yönleriyle olmasa da öngörü sunabilecek kadarıyla irdelediğimiz söyleşimizle baş başa bırakıyoruz.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
198. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Meşruluğun Değişim ve Dönüşümü Üzerine
Meşru kavramına iki şeklide bakabiliriz. İlk olarak felsefi zeminde kavrama bakılabilir. Bir şeyi haklı görmek için gerekçeler ortaya koyma, bir şeye rıza gösterilmesi için gerekçeler ortaya koyma, nedenler gösterme.
Dilin, Zihnin ve Ufkun Daralması Meselesi Üzerine
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
‘Tüketim’ ‘Toplum’ ‘Tüketim Toplumu’ Üzerine
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
“Şartlar Böyle” Üzerine
Şartlar… Ne onsuz ne de ona teslim olarak… Onsuz olunduğunda hayalci, hercaî; ona teslim olunduğundaysa statükocu, gelişime kapalı… Şartlar gözetilmeden adım atmak insanı mahcub eder.
Panoptikon’un Evrimi ve Şiddet İlişkisi Üzerine
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
Alışverişe devam et