Güzelin karşısında çirkininin ne önemi var ki? Güzel varken çirkinden kime ne? Herkesin talep ettiği veya aradığı şey güzelin ta kendisi değil midir? Güzeli isteriz veya istediğimiz zaten güzeldir. Ama güzel nedir ki? Çirkin olmayan mıdır? Sahiden güzel, iyiden daha mı yücedir. Güzel; uğruna destanlar, şiirler, romanlar ve daha neler neler yazılan, yapılan veya söylenen ise esasında nelerden müteşekkildir bilmemiz geremez mi? Tüketim toplumu estetiği ve güzeli birer meta haline getirirken hala aynı ‘güzel’den bahsedebilir miyiz? İslam’ın güzel anlayışını bilmeden Müslümanlar nasıl, bakıp, nasıl görecek, nasıl ahlaklanacak, nasıl sanat yapacak ki.. bu kadar önemli bir kavramı derinlemesine öğrenme ihtiyacımız bizi Prof. Dr. Kadir Canatan ile bu konuyu konuşmaya itti. ‘Güzel’e dair her şeyi konuşmadık –ki buna sayfalar yetmez- belki ama ‘güzel’i anlamak için bir adım attık. Haydi bir adım da siz atıp röportajı okumaya başlayın.
Güzel nedir? Güzel, çirkin olmayandır, diyebilir miyiz? Güzel olmayan nedir? Çirkin nedir?
Her disiplinin bir konusu vardır. Ahlâk felsefesi “iyi” ve “kötü” kavramlarıyla, bilim “doğru” ve “yanlış” kavramlarıyla değerlendirme yapar. Estetik ise “güzel” ve “çirkin” kavramlarıyla çalışır. İlk etapta şeyleri güzel ve çirkin olarak değerlendirmek öznel bir yaklaşımdır.
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
Aslında sosyoloji diğer alanlara ne kazandırıyorsa müziğe de onu kazandırmış oluyor. Bauman’ın çok güzel bir kitabı var “Sosyolojik Düşünmek” diye. Herkese de tavsiye ederim. Özellikle bu alana dışardan girenler için.
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur.
Değişen Güzellik Algısı Üzerine
Güzelin karşısında çirkininin ne önemi var ki? Güzel varken çirkinden kime ne? Herkesin talep ettiği veya aradığı şey güzelin ta kendisi değil midir? Güzeli isteriz veya istediğimiz zaten güzeldir. Ama güzel nedir ki? Çirkin olmayan mıdır? Sahiden güzel, iyiden daha mı yücedir. Güzel; uğruna destanlar, şiirler, romanlar ve daha neler neler yazılan, yapılan veya söylenen ise esasında nelerden müteşekkildir bilmemiz geremez mi? Tüketim toplumu estetiği ve güzeli birer meta haline getirirken hala aynı ‘güzel’den bahsedebilir miyiz? İslam’ın güzel anlayışını bilmeden Müslümanlar nasıl, bakıp, nasıl görecek, nasıl ahlaklanacak, nasıl sanat yapacak ki.. bu kadar önemli bir kavramı derinlemesine öğrenme ihtiyacımız bizi Prof. Dr. Kadir Canatan ile bu konuyu konuşmaya itti. ‘Güzel’e dair her şeyi konuşmadık –ki buna sayfalar yetmez- belki ama ‘güzel’i anlamak için bir adım attık. Haydi bir adım da siz atıp röportajı okumaya başlayın.
Güzel nedir? Güzel, çirkin olmayandır, diyebilir miyiz? Güzel olmayan nedir? Çirkin nedir?
Her disiplinin bir konusu vardır. Ahlâk felsefesi “iyi” ve “kötü” kavramlarıyla, bilim “doğru” ve “yanlış” kavramlarıyla değerlendirme yapar. Estetik ise “güzel” ve “çirkin” kavramlarıyla çalışır. İlk etapta şeyleri güzel ve çirkin olarak değerlendirmek öznel bir yaklaşımdır.
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
190. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İslam ve Siyaset Üzerine
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
Müzik ve Müzik Sosyolojisi Üzerine
Aslında sosyoloji diğer alanlara ne kazandırıyorsa müziğe de onu kazandırmış oluyor. Bauman’ın çok güzel bir kitabı var “Sosyolojik Düşünmek” diye. Herkese de tavsiye ederim. Özellikle bu alana dışardan girenler için.
Kuran ve Şiir Kitabı Üzerine
Muhadram elbette klasik bir terimdir. Arap edebiyatı tarihine mahsus bir terim. Muhadram terimi iki ayrı alanda kullanılmaktadır. Birincisi siyerin konusu olarak Muhadram. Bu genel olarak Allah’ın Resulü aleyhisselam’dan önce yaşamış, İslam’ın gelişi ile beraber onu bir Resul olarak kabul etmiş ve İslam’a girmiş kimseler için kullanılır.
Panoptikon’un Evrimi ve Şiddet İlişkisi Üzerine
Her an Allah’ın gözetiminde olduğunu unutan insan, kendine farklı gözetim mekanizmaları icat etmekte ve her geçen zaman diliminde bunlara yenilerini eklemekte. Günümüz insanının her yanını sarmış olan bu panoptik yapılar bazen zorakilik bazen de gönüllü davetler
Mücadele için, İlim, Hikmet ve Tefekkür Gerekir
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur.
Alışverişe devam et