Güzelin karşısında çirkininin ne önemi var ki? Güzel varken çirkinden kime ne? Herkesin talep ettiği veya aradığı şey güzelin ta kendisi değil midir? Güzeli isteriz veya istediğimiz zaten güzeldir. Ama güzel nedir ki? Çirkin olmayan mıdır? Sahiden güzel, iyiden daha mı yücedir. Güzel; uğruna destanlar, şiirler, romanlar ve daha neler neler yazılan, yapılan veya söylenen ise esasında nelerden müteşekkildir bilmemiz geremez mi? Tüketim toplumu estetiği ve güzeli birer meta haline getirirken hala aynı ‘güzel’den bahsedebilir miyiz? İslam’ın güzel anlayışını bilmeden Müslümanlar nasıl, bakıp, nasıl görecek, nasıl ahlaklanacak, nasıl sanat yapacak ki.. bu kadar önemli bir kavramı derinlemesine öğrenme ihtiyacımız bizi Prof. Dr. Kadir Canatan ile bu konuyu konuşmaya itti. ‘Güzel’e dair her şeyi konuşmadık –ki buna sayfalar yetmez- belki ama ‘güzel’i anlamak için bir adım attık. Haydi bir adım da siz atıp röportajı okumaya başlayın.
Güzel nedir? Güzel, çirkin olmayandır, diyebilir miyiz? Güzel olmayan nedir? Çirkin nedir?
Her disiplinin bir konusu vardır. Ahlâk felsefesi “iyi” ve “kötü” kavramlarıyla, bilim “doğru” ve “yanlış” kavramlarıyla değerlendirme yapar. Estetik ise “güzel” ve “çirkin” kavramlarıyla çalışır. İlk etapta şeyleri güzel ve çirkin olarak değerlendirmek öznel bir yaklaşımdır.
Bu yazının devamı
190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Kekemelik” halinin bilgi alışverişiyle, akletmekle, tefekkür etmekle alakası olmadığına göre, burada lisana yansıyan arızaları söz konusu ediyoruz demektir. Röportaj boyunca da kekemeliği içten kaynaklanan bir arıza olarak göreceğimizi beyan edelim.
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
Yediden yetmişe herkesin diline pelesenk ettiği, sosyal hayattan özel hayata, iş hayatından akademik hayata birçok mecrâda boy gösteren fakat bir o kadar da anlam netliğinden uzak bırakılan bir kavramla karşı karşıyayız: Ahlâk. ‘Önce Ahlâk’ diyerek önceliğini ahlâk olarak belirleyen ve eserlerini bu bağlamda kaleme alan mütefekkir-yazar Ramazan Yazçiçek’le ahlâkın
Muhafazakârlık nedir, neyi muhafaza eder? Ya da nasıl muhafaza eder, neye karşı muhafaza eder? Aslında muhafaza edilmeli mi? Bir ideoloji veya değil, bir siyasal tepki veya değil, bir alışkanlık veya değil ama en az iki asırdır etkin olan bu güç neyin nesi? Muhafazakârlığın kültüre, siyasete ve gündelik yaşama etkileri nelerdir?
Moderniteye karşı İslami düşünsel tepkinin üç aşamadan geçtiği söylenebilir. İlki, saf gelenekçilik diyebileceğimiz, on dokuzuncu yüzyılda egemen olan ve İslam’ı savunmak için tamamen orta çağ uygulamalarına başvuran Abdülkadir el-Cezairî gibi
Değişen Güzellik Algısı Üzerine
Röportaj: Haluk Polat
Güzelin karşısında çirkininin ne önemi var ki? Güzel varken çirkinden kime ne? Herkesin talep ettiği veya aradığı şey güzelin ta kendisi değil midir? Güzeli isteriz veya istediğimiz zaten güzeldir. Ama güzel nedir ki? Çirkin olmayan mıdır? Sahiden güzel, iyiden daha mı yücedir. Güzel; uğruna destanlar, şiirler, romanlar ve daha neler neler yazılan, yapılan veya söylenen ise esasında nelerden müteşekkildir bilmemiz geremez mi? Tüketim toplumu estetiği ve güzeli birer meta haline getirirken hala aynı ‘güzel’den bahsedebilir miyiz? İslam’ın güzel anlayışını bilmeden Müslümanlar nasıl, bakıp, nasıl görecek, nasıl ahlaklanacak, nasıl sanat yapacak ki.. bu kadar önemli bir kavramı derinlemesine öğrenme ihtiyacımız bizi Prof. Dr. Kadir Canatan ile bu konuyu konuşmaya itti. ‘Güzel’e dair her şeyi konuşmadık –ki buna sayfalar yetmez- belki ama ‘güzel’i anlamak için bir adım attık. Haydi bir adım da siz atıp röportajı okumaya başlayın.
Güzel nedir? Güzel, çirkin olmayandır, diyebilir miyiz? Güzel olmayan nedir? Çirkin nedir?
Her disiplinin bir konusu vardır. Ahlâk felsefesi “iyi” ve “kötü” kavramlarıyla, bilim “doğru” ve “yanlış” kavramlarıyla değerlendirme yapar. Estetik ise “güzel” ve “çirkin” kavramlarıyla çalışır. İlk etapta şeyleri güzel ve çirkin olarak değerlendirmek öznel bir yaklaşımdır.
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Müslüman Aydın Kekemeliği Üzerine
“Kekemelik” halinin bilgi alışverişiyle, akletmekle, tefekkür etmekle alakası olmadığına göre, burada lisana yansıyan arızaları söz konusu ediyoruz demektir. Röportaj boyunca da kekemeliği içten kaynaklanan bir arıza olarak göreceğimizi beyan edelim.
Mahalle, Değişen Mahalleler Ve Toplumsal Yapı Üzerine
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
Ahlak Üzerine
Yediden yetmişe herkesin diline pelesenk ettiği, sosyal hayattan özel hayata, iş hayatından akademik hayata birçok mecrâda boy gösteren fakat bir o kadar da anlam netliğinden uzak bırakılan bir kavramla karşı karşıyayız: Ahlâk. ‘Önce Ahlâk’ diyerek önceliğini ahlâk olarak belirleyen ve eserlerini bu bağlamda kaleme alan mütefekkir-yazar Ramazan Yazçiçek’le ahlâkın
Muhafazakârlık Üzerine
Muhafazakârlık nedir, neyi muhafaza eder? Ya da nasıl muhafaza eder, neye karşı muhafaza eder? Aslında muhafaza edilmeli mi? Bir ideoloji veya değil, bir siyasal tepki veya değil, bir alışkanlık veya değil ama en az iki asırdır etkin olan bu güç neyin nesi? Muhafazakârlığın kültüre, siyasete ve gündelik yaşama etkileri nelerdir?
“İslam, Modernlikler ve Gelecek”
Moderniteye karşı İslami düşünsel tepkinin üç aşamadan geçtiği söylenebilir. İlki, saf gelenekçilik diyebileceğimiz, on dokuzuncu yüzyılda egemen olan ve İslam’ı savunmak için tamamen orta çağ uygulamalarına başvuran Abdülkadir el-Cezairî gibi
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.