Şimdiye değin kaleme aldığımız 11 Eylül sonrası sinema filmlerinde Avrupa merkezci, Batılı bakış açısından öteki’nin nasıl tasvir edildiğine yer verdik. Bu filmlerde ya da 11 Eylül sonrası dünyayı ana akım sinemanın bakış açısından ele alan yapımlarda, İslam’a ve Müslümanlara indirgemeci bir yaklaşımın ağır bastığını söyleyebiliriz. Ölümcül Tuzak, Hain, Süreyya’yı Taşlamak başta olmak üzere adını daha sonradan zikredeceğimiz pek çok filmde, Doğu-Batı karşıtlığı üzerine inşa edilen anlatı yapıları, Doğu’yu ve Doğuluları tanımlarken Batılı bir paradigmadan yola çıkmaktadır. Biz (Batı) ve onlar (Doğu) karşıtlığı pek çok filmin ana temasına yerleştirilmekte ve bu bakış açısı Avrupalı seyyahların Doğu tasvirine, Batılı ressamların Doğuyu resmetme arzusuna değin dayandırılmaktadır. Bu durum bize, sinema filmleri ile diğer sanat dalları arasındaki kaçınılmaz ilişkiyi hatırlatır ve birbiriyle alakalı gibi görünmeyen disiplinlerin aslında nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyar. Bu yazıda yönümüzü, Pakistan sinemasına yöneltip 11 Eylül sonrası sinemada öne çıkan bazı kavramları irdeleyeceğiz.
Pakistanlı yönetmen Shoaib Mansur’un Khuda Kay Liye (Allah’ın Adıyla, 2007) ve Bol (2011) filmleri, 11 Eylül sonrası Müslümanların sinemadaki temsili açısından son derece önemli iki yapımdır.
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hayao Miyazaki’nin animelerini izlediğimde geçmiş güzel günlere ve adını koyamadığım bütün güzel şeylere karşı büyük bir özlemle doluyorum. Oysa bugünlerde hiç makbul değil böyle duygular. Uzmanlar harıl harıl uyarıyor;
Senaryosunu Harvey Gates’in yazdığı ve Roy Del Ruth tarafından yönetilen 1928 yapımı Terör (The Terror) ve Soğuk Savaş dönemindeki Sabotaj (Sabotage, 1936) adlı filmler, terör ve terörizm olgusunun sinema filmleri
Sinema okuryazarlığı bağlamında bu eser, izleyicinin konumunu “edilgen bir tüketici”den “etkin bir okuyucuya” dönüştürme sürecinde oldukça kıymetlidir. Monaco bu eserinde “izlemek” fiilinden “okumaya geçişin” temel önemine odaklanarak,
Sinemada “ötekiler” üzerine düşüncelerin ele alındığı filmlerin ana ekseninde birbirinden farklı dünyaların, olguların, özel durumların derinlemesine analizleri değil, genellemelere dayalı bakış açıları daha çok ön plandadır.
Önceki yazımızda Pakistanlı yönetmen Shoaib Mansur’un Khuda Kay Liye (Allah’ın Adıyla, 2007) filmini ele almıştık. Bu yazıda ise Bol (2011) filmine yer vereceğiz. Yönetmenin ilk filminde olduğu gibi Bol filminde de ana tema, kadın karakterlerin
İki Dünya Arasındaki Sorunlara Sinematik Bakışlar
Şimdiye değin kaleme aldığımız 11 Eylül sonrası sinema filmlerinde Avrupa merkezci, Batılı bakış açısından öteki’nin nasıl tasvir edildiğine yer verdik. Bu filmlerde ya da 11 Eylül sonrası dünyayı ana akım sinemanın bakış açısından ele alan yapımlarda, İslam’a ve Müslümanlara indirgemeci bir yaklaşımın ağır bastığını söyleyebiliriz. Ölümcül Tuzak, Hain, Süreyya’yı Taşlamak başta olmak üzere adını daha sonradan zikredeceğimiz pek çok filmde, Doğu-Batı karşıtlığı üzerine inşa edilen anlatı yapıları, Doğu’yu ve Doğuluları tanımlarken Batılı bir paradigmadan yola çıkmaktadır. Biz (Batı) ve onlar (Doğu) karşıtlığı pek çok filmin ana temasına yerleştirilmekte ve bu bakış açısı Avrupalı seyyahların Doğu tasvirine, Batılı ressamların Doğuyu resmetme arzusuna değin dayandırılmaktadır. Bu durum bize, sinema filmleri ile diğer sanat dalları arasındaki kaçınılmaz ilişkiyi hatırlatır ve birbiriyle alakalı gibi görünmeyen disiplinlerin aslında nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyar. Bu yazıda yönümüzü, Pakistan sinemasına yöneltip 11 Eylül sonrası sinemada öne çıkan bazı kavramları irdeleyeceğiz.
Pakistanlı yönetmen Shoaib Mansur’un Khuda Kay Liye (Allah’ın Adıyla, 2007) ve Bol (2011) filmleri, 11 Eylül sonrası Müslümanların sinemadaki temsili açısından son derece önemli iki yapımdır.
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kargaşaya Bir “Ma” Arası: Miyazaki Sineması
Hayao Miyazaki’nin animelerini izlediğimde geçmiş güzel günlere ve adını koyamadığım bütün güzel şeylere karşı büyük bir özlemle doluyorum. Oysa bugünlerde hiç makbul değil böyle duygular. Uzmanlar harıl harıl uyarıyor;
11 Eylül Sonrası Sinemada Terörizm: Hain Filminin Analizi
Senaryosunu Harvey Gates’in yazdığı ve Roy Del Ruth tarafından yönetilen 1928 yapımı Terör (The Terror) ve Soğuk Savaş dönemindeki Sabotaj (Sabotage, 1936) adlı filmler, terör ve terörizm olgusunun sinema filmleri
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Robot Ron Bir Sorun Var & Yumurtalar
Sinema okuryazarlığı bağlamında bu eser, izleyicinin konumunu “edilgen bir tüketici”den “etkin bir okuyucuya” dönüştürme sürecinde oldukça kıymetlidir. Monaco bu eserinde “izlemek” fiilinden “okumaya geçişin” temel önemine odaklanarak,
Timbuktu’da İslamcılık, Şiddetin Estetiği Üzerine
Sinemada “ötekiler” üzerine düşüncelerin ele alındığı filmlerin ana ekseninde birbirinden farklı dünyaların, olguların, özel durumların derinlemesine analizleri değil, genellemelere dayalı bakış açıları daha çok ön plandadır.
Modern Dünyadaki Açmazlarımıza Bol (2011) Filminden Bakmak
Önceki yazımızda Pakistanlı yönetmen Shoaib Mansur’un Khuda Kay Liye (Allah’ın Adıyla, 2007) filmini ele almıştık. Bu yazıda ise Bol (2011) filmine yer vereceğiz. Yönetmenin ilk filminde olduğu gibi Bol filminde de ana tema, kadın karakterlerin
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.