Şimdiye değin kaleme aldığımız 11 Eylül sonrası sinema filmlerinde Avrupa merkezci, Batılı bakış açısından öteki’nin nasıl tasvir edildiğine yer verdik. Bu filmlerde ya da 11 Eylül sonrası dünyayı ana akım sinemanın bakış açısından ele alan yapımlarda, İslam’a ve Müslümanlara indirgemeci bir yaklaşımın ağır bastığını söyleyebiliriz. Ölümcül Tuzak, Hain, Süreyya’yı Taşlamak başta olmak üzere adını daha sonradan zikredeceğimiz pek çok filmde, Doğu-Batı karşıtlığı üzerine inşa edilen anlatı yapıları, Doğu’yu ve Doğuluları tanımlarken Batılı bir paradigmadan yola çıkmaktadır. Biz (Batı) ve onlar (Doğu) karşıtlığı pek çok filmin ana temasına yerleştirilmekte ve bu bakış açısı Avrupalı seyyahların Doğu tasvirine, Batılı ressamların Doğuyu resmetme arzusuna değin dayandırılmaktadır. Bu durum bize, sinema filmleri ile diğer sanat dalları arasındaki kaçınılmaz ilişkiyi hatırlatır ve birbiriyle alakalı gibi görünmeyen disiplinlerin aslında nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyar. Bu yazıda yönümüzü, Pakistan sinemasına yöneltip 11 Eylül sonrası sinemada öne çıkan bazı kavramları irdeleyeceğiz.
Pakistanlı yönetmen Shoaib Mansur’un Khuda Kay Liye (Allah’ın Adıyla, 2007) ve Bol (2011) filmleri, 11 Eylül sonrası Müslümanların sinemadaki temsili açısından son derece önemli iki yapımdır.
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir insan kaç yaşına kadar okuyabilir, niçin okur, okumanın, öğrenmenin yaşı veya sınırı var mıdır? Okumak nasıl bir özgünlük ya da özgürlük sunar? Yolumuzu aydınlatmak için eğitimli olmak şart mıdır, eğitim olmadan da özgür olamaz mıyız?
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
11 Eylül sonrası dünya sinemalarında öne çıkan önemli bir mesele de Müslüman kadınların toplumdaki konumu, değeri üzerindedir. Bu meselenin can alıcı tarafını ikiye ayırdığımızda kadınların gerek İslam toplumunda gerekse
Bazı yönetmenlerin film yapma arzusu çok öncelere dayanır. Gökyüzü Kadar Kırmızı filminin yönetmeni Bortone’un ileride müzikle ilgili bir film yapmak istemesi ve 2004 Fransız yapımı “Koro” (Les Choristes) filminin yönetmeni
Bazı filmler vardır kitap gibi, bazı kitaplar vardır film gibidir. Ne okunması bitsin, ne finali son bulsun dediğiniz sanatsal çalışmalar açıkça gösterir ki, değerli olan buharlaşıp uçmaz. Her gönülde, her sinede kendine bir yer bulur kıymetli işler.
İki Dünya Arasındaki Sorunlara Sinematik Bakışlar
Şimdiye değin kaleme aldığımız 11 Eylül sonrası sinema filmlerinde Avrupa merkezci, Batılı bakış açısından öteki’nin nasıl tasvir edildiğine yer verdik. Bu filmlerde ya da 11 Eylül sonrası dünyayı ana akım sinemanın bakış açısından ele alan yapımlarda, İslam’a ve Müslümanlara indirgemeci bir yaklaşımın ağır bastığını söyleyebiliriz. Ölümcül Tuzak, Hain, Süreyya’yı Taşlamak başta olmak üzere adını daha sonradan zikredeceğimiz pek çok filmde, Doğu-Batı karşıtlığı üzerine inşa edilen anlatı yapıları, Doğu’yu ve Doğuluları tanımlarken Batılı bir paradigmadan yola çıkmaktadır. Biz (Batı) ve onlar (Doğu) karşıtlığı pek çok filmin ana temasına yerleştirilmekte ve bu bakış açısı Avrupalı seyyahların Doğu tasvirine, Batılı ressamların Doğuyu resmetme arzusuna değin dayandırılmaktadır. Bu durum bize, sinema filmleri ile diğer sanat dalları arasındaki kaçınılmaz ilişkiyi hatırlatır ve birbiriyle alakalı gibi görünmeyen disiplinlerin aslında nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyar. Bu yazıda yönümüzü, Pakistan sinemasına yöneltip 11 Eylül sonrası sinemada öne çıkan bazı kavramları irdeleyeceğiz.
Pakistanlı yönetmen Shoaib Mansur’un Khuda Kay Liye (Allah’ın Adıyla, 2007) ve Bol (2011) filmleri, 11 Eylül sonrası Müslümanların sinemadaki temsili açısından son derece önemli iki yapımdır.
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Birinci Sınıf’ta Eğitim ve Özgürlük Arayışı
Bir insan kaç yaşına kadar okuyabilir, niçin okur, okumanın, öğrenmenin yaşı veya sınırı var mıdır? Okumak nasıl bir özgünlük ya da özgürlük sunar? Yolumuzu aydınlatmak için eğitimli olmak şart mıdır, eğitim olmadan da özgür olamaz mıyız?
Ataleti Yenmenin Anahtarı: Kalk ve Diren (1988)
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Afganistan’a Yolculuk ve Sabır Taşı’nın Çatlaması
11 Eylül sonrası dünya sinemalarında öne çıkan önemli bir mesele de Müslüman kadınların toplumdaki konumu, değeri üzerindedir. Bu meselenin can alıcı tarafını ikiye ayırdığımızda kadınların gerek İslam toplumunda gerekse
Sorunlu Olan Öğrenciler Mi Yoksa Onların Yetiştirilme Biçimleri Mi? Bir Eğitim Metodu Olarak Koro’dan Sesler
Bazı yönetmenlerin film yapma arzusu çok öncelere dayanır. Gökyüzü Kadar Kırmızı filminin yönetmeni Bortone’un ileride müzikle ilgili bir film yapmak istemesi ve 2004 Fransız yapımı “Koro” (Les Choristes) filminin yönetmeni
Morrie ile Her Salı’dan Hayata ve Eğitime Dair Notlar
Bazı filmler vardır kitap gibi, bazı kitaplar vardır film gibidir. Ne okunması bitsin, ne finali son bulsun dediğiniz sanatsal çalışmalar açıkça gösterir ki, değerli olan buharlaşıp uçmaz. Her gönülde, her sinede kendine bir yer bulur kıymetli işler.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.