‘Kelimelerin kalbi neresidir?’ diye soracak olduğumda; soruma karşı bir soruyu duyuveriyorum: ‘Kelimelerin bir kalbi var mıdır?’ Sorular çoğalıyor… ’Peki kalbin bir raf ömrü var mıdır?’ ‘Bedenin ve kalbin ölümü hep eş zamanlı mıdır?’ ‘Hem çürümenin hem de onarımın merkezi orası mı oluyor?’ ‘Ne emek ne ekmek önce kalbimiz bozuluyor, diyen haklı mı?’
***
Muhtemelen birkaç senaristin dışında kimsenin aklına hayaline sığmayan günlerin içindeyiz. Elbette bu konuda çekilen filmler yok değil. Dahası yorgun ve bize göre ihtiyar dünyamız, bu sahnelere yabancı değil. Ancak ömrü, dünyanın ömrü yanında bir atımlık adımdan ibaret olan bizlerin, ne günlere kaldık demesinin tam sırası. Parçalanmış zihinlerimizin tahakkümünden ne kadar sıyrılabilirsek, gördüğümüz resim o kadar büyüyecek. Ama bundan birkaç ay evvel, birisi çıkıp da mabetler, okullar, avm’ler, kafeteryalar hizmetine ara verecek deseydi onu bir komplo teorisyeni olmakla itham edebilirdik. Ancak çok daha fazlası vuku buldu. Şehir meydanlarında banklar söküldü, belli bir yaş grubuna sokağa çıkma yasağı getirildi. Hemen hepimiz büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpemez olduk. Düşünüyorum, şairin çağrısı hiç bu kadar karşılık bulmuş muydu?
‘’Herkesin bahanesi var, senin yok
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çocuklarla bir araya geldiğimde, onlara yüklenen ezberleri yıkamasam bile, şöyle bir sallasam yeter diyorum ve soruyorum: Sizi en çok geliştiren şey ne biliyor musunuz? Çoğunlukla en sevdiğimiz ezberi yineliyorlar ve “kitaplaaaar”
1935’te İbrahim Hasan Sirhan tarafından çekilen “Prens Suud’un Yafa ve Kudüs ziyareti”, Filistin sinema tarihindeki ilk belgesel film olarak kabul edilir. Filistin sineması, çeşitli kaynaklardan ve
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar.
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
Günlerden Bir Gün
‘Kelimelerin kalbi neresidir?’ diye soracak olduğumda; soruma karşı bir soruyu duyuveriyorum: ‘Kelimelerin bir kalbi var mıdır?’ Sorular çoğalıyor… ’Peki kalbin bir raf ömrü var mıdır?’ ‘Bedenin ve kalbin ölümü hep eş zamanlı mıdır?’ ‘Hem çürümenin hem de onarımın merkezi orası mı oluyor?’ ‘Ne emek ne ekmek önce kalbimiz bozuluyor, diyen haklı mı?’
***
Muhtemelen birkaç senaristin dışında kimsenin aklına hayaline sığmayan günlerin içindeyiz. Elbette bu konuda çekilen filmler yok değil. Dahası yorgun ve bize göre ihtiyar dünyamız, bu sahnelere yabancı değil. Ancak ömrü, dünyanın ömrü yanında bir atımlık adımdan ibaret olan bizlerin, ne günlere kaldık demesinin tam sırası. Parçalanmış zihinlerimizin tahakkümünden ne kadar sıyrılabilirsek, gördüğümüz resim o kadar büyüyecek. Ama bundan birkaç ay evvel, birisi çıkıp da mabetler, okullar, avm’ler, kafeteryalar hizmetine ara verecek deseydi onu bir komplo teorisyeni olmakla itham edebilirdik. Ancak çok daha fazlası vuku buldu. Şehir meydanlarında banklar söküldü, belli bir yaş grubuna sokağa çıkma yasağı getirildi. Hemen hepimiz büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpemez olduk. Düşünüyorum, şairin çağrısı hiç bu kadar karşılık bulmuş muydu?
‘’Herkesin bahanesi var, senin yok
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Jip ile Janneke: Arkadaşlık ve Oyunla Güzelleşen Dünyanın Belgesi
Çocuklarla bir araya geldiğimde, onlara yüklenen ezberleri yıkamasam bile, şöyle bir sallasam yeter diyorum ve soruyorum: Sizi en çok geliştiren şey ne biliyor musunuz? Çoğunlukla en sevdiğimiz ezberi yineliyorlar ve “kitaplaaaar”
Filistin Sinemasına 3000 Gece’den Bakmak: Hapishane Ve Kopuş
1935’te İbrahim Hasan Sirhan tarafından çekilen “Prens Suud’un Yafa ve Kudüs ziyareti”, Filistin sinema tarihindeki ilk belgesel film olarak kabul edilir. Filistin sineması, çeşitli kaynaklardan ve
Gençlerin Rüyasını Ekim Düşü’nde (1999) Görmek ve Kadın Öğretmenlerin Değerine Dair Kısa Bir Giriş
Eğitimi ve eğitimcileri konu edinen filmlerin kahir ekseriyetinde ana karakterlerin çocuklar ve gençler olması dikkat çekici bir hâl alır.
İşte Biz O Gün
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar.
İmtihanı Zorlaştırmak
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.