İş ahlakı, siyaset ahlakı, ticaret ahlakı, toplum ahlakı, kamusal ahlak gibi terkibleri tanımlamak; müslümanların dahi muvafık kalabilecekleri bir tanıma ulaşmak oldukça güç.
İş ve ticaretle uğraşan, siyaset eden insanların ahlakından bahsedilebilir; yapılan işinse âdâbı, yapan kişinin tercih ettiği ahlakına yakışanı olur; seçtiği ve savunduğu ahlakla ‘hayat seyrinde tuttuğu yol’ arasında tutarlı olması beklenir, istenir. Hatta tutarsızlığı görüldüğünde sorulur, sorgulanır.
Ahlak, iş, siyaset vesair tüm alanlara insanla nüfûz eder. İnsanla ilgili alandaki çürüme aslında ‘insan’ın çürümesi, ahlakını yitirmesidir.
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
Maddi ve manevi alandaki dengenin orantısız bir şekilde bozulması, endişe ve kaygıyı daha çok bizlere dayatıyor. Yarına dair kayıp ve umut kavramları bende maddi ve manevi kavramlara karşılık geliyor. Çağımız insanı kayıplarını daha çok maddi olarak düşünüyor.
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet…Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık,
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
İş ahlakı, siyaset ahlakı, ticaret ahlakı, toplum ahlakı, kamusal ahlak gibi terkibleri tanımlamak; müslümanların dahi muvafık kalabilecekleri bir tanıma ulaşmak oldukça güç.
İş ve ticaretle uğraşan, siyaset eden insanların ahlakından bahsedilebilir; yapılan işinse âdâbı, yapan kişinin tercih ettiği ahlakına yakışanı olur; seçtiği ve savunduğu ahlakla ‘hayat seyrinde tuttuğu yol’ arasında tutarlı olması beklenir, istenir. Hatta tutarsızlığı görüldüğünde sorulur, sorgulanır.
Ahlak, iş, siyaset vesair tüm alanlara insanla nüfûz eder. İnsanla ilgili alandaki çürüme aslında ‘insan’ın çürümesi, ahlakını yitirmesidir.
İnsan ahlak yitimine nasıl ve ne zaman uğrar?
Bu yazının devamı 194. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
194. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Efendim Şartlar Böyle!
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli
Tüketmek ve Tükenmek Denkleminde Tüketim Toplumu
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Maddi ve manevi alandaki dengenin orantısız bir şekilde bozulması, endişe ve kaygıyı daha çok bizlere dayatıyor. Yarına dair kayıp ve umut kavramları bende maddi ve manevi kavramlara karşılık geliyor. Çağımız insanı kayıplarını daha çok maddi olarak düşünüyor.
Mücadele İlim, Hikmet ve Tefekkür ile
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet…Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık,
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Alışverişe devam et