Aramayı istediğiniz kelimeyi yazıp, Enter ‘a basın
Tüketmek ve Tükenmek Denkleminde Tüketim Toplumu
Gençler ile Soruşturma: Ferhat Koç, Merve Çil, Haluk Polat
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık. Acaba Müslümanlar tüketim çılgınlığının neresindeler? İhtiyacımızdan fazlasını tüketmek zorunda mıyız? Dinler ve ideolojiler “tüketim” olgusundan nasıl etkileniyorlar? Diğer bir ifadeyle dinler ve ideolojiler “Tüketim Toplumu” denilen olgunun önünde birer engel olarak mı duruyor yoksa tüketim çılgınlığını tetikleyen ve besleyen birer nesneye mi dönüşmüşler? Zekât, sadaka, karz-ı hasen, israf, tutumlu olmak… gibi kavramlar içinde yaşadığımız tüketim çılgınlığının önünde birer engel olarak etkili mi? Değilse bunun sebepleri neler? Genç kardeşlerimizle gerçekleştirdiğimiz soruşturmada bütün bu sorulara cevap aradık.
Bu yazının devamı
182. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hayatı ve varlığı kategorik ayırımlara tabi tutma meselesinin bizim ülkemizdeki tarihi yaklaşık yüzyıl öncesine dayanıyor. Avrupa’da ise çok daha eskilere… Tanrının hakkı ve Sezar’ın hakkı diye iki ayrı varlık düzleminden bahsedildiğini biliyoruz.
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli
İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı,
Maddi ve manevi alandaki dengenin orantısız bir şekilde bozulması, endişe ve kaygıyı daha çok bizlere dayatıyor. Yarına dair kayıp ve umut kavramları bende maddi ve manevi kavramlara karşılık geliyor. Çağımız insanı kayıplarını daha çok maddi olarak düşünüyor.
Zamanın ileriye doğru uzayıp uzamadığı veya mekânın genleşmeye devam edip etmediği son derece problematik bir konudur. Ama bilinen ve gözlenen bir olgu, bir durum mevcuttur ki bu, hayat diye soyutlaştırdığımız beşerî yaşam alanının mütemadiyen değişim içinde olduğu, vüs’at [genişlik]
Tüketmek ve Tükenmek Denkleminde Tüketim Toplumu
Soruşturma: Ferhat Koç, Merve Çil, Haluk Polat
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık. Acaba Müslümanlar tüketim çılgınlığının neresindeler? İhtiyacımızdan fazlasını tüketmek zorunda mıyız? Dinler ve ideolojiler “tüketim” olgusundan nasıl etkileniyorlar? Diğer bir ifadeyle dinler ve ideolojiler “Tüketim Toplumu” denilen olgunun önünde birer engel olarak mı duruyor yoksa tüketim çılgınlığını tetikleyen ve besleyen birer nesneye mi dönüşmüşler? Zekât, sadaka, karz-ı hasen, israf, tutumlu olmak… gibi kavramlar içinde yaşadığımız tüketim çılgınlığının önünde birer engel olarak etkili mi? Değilse bunun sebepleri neler? Genç kardeşlerimizle gerçekleştirdiğimiz soruşturmada bütün bu sorulara cevap aradık.
Bu yazının devamı 182. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
Hayatı ve varlığı kategorik ayırımlara tabi tutma meselesinin bizim ülkemizdeki tarihi yaklaşık yüzyıl öncesine dayanıyor. Avrupa’da ise çok daha eskilere… Tanrının hakkı ve Sezar’ın hakkı diye iki ayrı varlık düzleminden bahsedildiğini biliyoruz.
Efendim Şartlar Böyle!
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli
“İnsan Hakları” Hakk’a Baş Kaldırmış Egemenin Hakkı
İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı,
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Maddi ve manevi alandaki dengenin orantısız bir şekilde bozulması, endişe ve kaygıyı daha çok bizlere dayatıyor. Yarına dair kayıp ve umut kavramları bende maddi ve manevi kavramlara karşılık geliyor. Çağımız insanı kayıplarını daha çok maddi olarak düşünüyor.
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine
Zamanın ileriye doğru uzayıp uzamadığı veya mekânın genleşmeye devam edip etmediği son derece problematik bir konudur. Ama bilinen ve gözlenen bir olgu, bir durum mevcuttur ki bu, hayat diye soyutlaştırdığımız beşerî yaşam alanının mütemadiyen değişim içinde olduğu, vüs’at [genişlik]
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.