Çok aşikar görünür gözleri gün batımının
Sanki derlediği bir giz saklıyor
Tutmuş ruhundan ifakatlı ve kararlı
Yaymış ahzani duygularını asırlardır
Gölgesine sığınmak için bir acizin
Dikilmiş vecd halinde yaşlı söğüt.
Gözyaşıyla yıkanmış mevsimler boyu,
Dökülmüş omuzlarına kızıl yaprakları…
Nihayet gelmiş dibine
Yakaza halinde kendinden geçmiş sufi
Asılı ruhundaki zümrüt gerdan
Takılı dallarına huş ağacının,
Koyu kızıl ve derin gözleri.
O dalgalı saçlarına bayıldığım küçük kızElleri böğürtlenli, ayağı çıplakKüçük adımların büyük yollarındaNasıl da tutunmuştuk hayataYaramaz gözlerinde Bir dünya gizliKalem tutan ellerinYüreğinde sırların felakıKoruyacaktır seni Gün dönmeden karanlığaBir uçurtmanın ipindeGöğü kaplarken hayallerinBir nefes soluklarkenHer akşam aynı sofradaAltı küçük elVe bugün sen büyüdünDünya küçülürken…Ufkun dar yollarındaUmuda büyük adımlarla yürüCebinde birkaç şarkıElinde bir avuç şiirDilinde duaları unutma…
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Bu yazının devamı 180. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar …
yerler yer değil caddeler cadde
yok her zamanki akış bilindik bakış
biri aptallaşsa alkış üstüne alkış
yaraya tuz basmışlar
pişmiş aşa su katmışlar
ne yapalım insan fani dünya deni
hangi sözü söylesem sarmıyor beni
Deli Gattura
Ellerimde elma var gözlerimde mil
Sarılırım sen yokken tutunduğum kabana
Sokak sokak dolaştım sindim lamba dibine
Dik duvarda tek ayak
Ellerimde elmalar
Göğsümde dişi bir kurt
Hem de gıdıklar beni
Yan yürüdüm yürürüm
Neden düşmem aşağı?
Ciim Ciim cim pıır
Devlet denen o karga
Dedemgilin bacaya
Çimi Çimi çirona
Sarı yasa anadan
Tuttu verdi bir ceza
Zam bak zum bak
Gözlerini bağlayıp çatıya aldırdılar
Koskoca bacayı boğarak öldürdüler
Gıdi Gıdi Gıdi
Boynundaki ipini belime kuşak yaptım
Altı okka arşını dişlerimle dişledim
Kamp taşında iş başı
Yüzükoyun beklerim
Atlarım aydan aya
Aydan aya atlarım
Gel gör beni ey zenci
İnci gibi dişlerim
Gak demiş efradıma
Guk da dese ne yazar
Kaban benim kabanım
İstese boğazlarım
Kim istedi kargadan
Gelsin konsun bacaya
Ingili mingili kukiki.
Savaşın ortasında bir kedi
Burnunu karıştırır
Nalbanttan almış çivi
Kalkanını okşatır
Savaş kimin savaşı?
Devlet denen şirk’in mi?
Hayvan Nuh’un hayvanı
Tırnağından bellidir
İlk günahı tez elden işleyip kurtulmuşum
Kimse ayık olmadan kedileri burmuşum
Şimdi derler caddeler insanlı iskemleler
Öptüm bir kurbağayı bende oldum kurbağa
İskemleyi kaldırıp masaya çevirdiler
Do-mi-re re-mi-do san-cı-lı
Köşe başında mikrofon şarkıcılı
Fa-mi-la -he-mi-la -de-li-lo
İlgili Yazılar
Şiir
vaziyet
başlamaya hasretli dilim
ötelerden belletilene köprüsün
çaktın kibriti lazım değil ruh
elinde eksik tarif
önünde müşkül bir yol
kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan
geldiğin gibi olmuyorsun hiç
senden değil bu elbet
rahat ol
şamar oğlanı zaman
Gün batımı
Çok aşikar görünür gözleri gün batımının
Sanki derlediği bir giz saklıyor
Tutmuş ruhundan ifakatlı ve kararlı
Yaymış ahzani duygularını asırlardır
Gölgesine sığınmak için bir acizin
Dikilmiş vecd halinde yaşlı söğüt.
Gözyaşıyla yıkanmış mevsimler boyu,
Dökülmüş omuzlarına kızıl yaprakları…
Nihayet gelmiş dibine
Yakaza halinde kendinden geçmiş sufi
Asılı ruhundaki zümrüt gerdan
Takılı dallarına huş ağacının,
Koyu kızıl ve derin gözleri.
umuda yürü
O dalgalı saçlarına bayıldığım küçük kızElleri böğürtlenli, ayağı çıplakKüçük adımların büyük yollarındaNasıl da tutunmuştuk hayataYaramaz gözlerinde Bir dünya gizliKalem tutan ellerinYüreğinde sırların felakıKoruyacaktır seni Gün dönmeden karanlığaBir uçurtmanın ipindeGöğü kaplarken hayallerinBir nefes soluklarkenHer akşam aynı sofradaAltı küçük elVe bugün sen büyüdünDünya küçülürken…Ufkun dar yollarındaUmuda büyük adımlarla yürüCebinde birkaç şarkıElinde bir avuç şiirDilinde duaları unutma…
Mafima’ya Mektuplar
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Bu yazının devamı 180. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar …
Siyah Adam ya da Antirasizm
yerler yer değil caddeler cadde
yok her zamanki akış bilindik bakış
biri aptallaşsa alkış üstüne alkış
yaraya tuz basmışlar
pişmiş aşa su katmışlar
ne yapalım insan fani dünya deni
hangi sözü söylesem sarmıyor beni