—Bizim doğduğumuz zamanlarda, bir şey kırıldığında tamir edilirdi… Çöpe atılmazdı… O yüzden…”
Tamir etmek veya çöpe atmak… Veya çöpten sanat devşirmek…
Her biri kitaplık çaptaki bu eylemlerden bir yazı yazmaya çalışmak.
Günümüz dünyasında sabır, emek, gayret, vefa, yerini yavaş yavaş acelecilik, üşengeçlik, çabuk gözden çıkarma ve zahmetsiz bir sonuca ulaşmaya devretti. Fıtrata ters olan bu yol alış şekli insanlığın başına dermansız dert olmaya başladı. Alexis Carrel’in “İnsanlar Uyanın” adlı kitabında dediği gibi: ‘Hayat kanunlarına itaat etmeyen her insan, ya kendini yahut ahfadını tehlikeye atar. Fakat bu kanunları iyice bilmek için, daha küçük yaştan onlara itaat etmeyi öğrenmek lazımdır.
Bu yazının devamı
185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Geçmişten günümüze kadar gelen tüm pedagogların/eğitimcilerin cevabını aradığı temel sorulardan biri de: “Bilgi, muhataba en iyi şekilde nasıl aktarılabilir?” sorusu olmuştur. Bu soruya cevap sadedinde ortaya koyulmuş birçok çaba disiplin haline getirilerek ‘öğretim yöntem ve teknikleri’ olarak adlandırılan çalışmaların ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik.O da oradaydı.Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı.Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler.Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti.Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar.“İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım.Bir sonraki nesli yani bizleri ve bizden sonrakileri düşündüm. …
“Çok okuyan mı, yoksa çok gezen mi daha çok bilir?” diye meşhur bir söz vardır. Doğrusu ben bu sözü çok gerekli bir söz olarak görmüyorum. Çünkü ‘bilmek’ tek başına bir anlam ifade etmeye yetmez. Zira aslolan bilmek değil, anlamaktır. Dolayısıyla âlemin bilmek üzerine değil, anlamak üzerine inşâ edildiğini düşünüyorum. Anlamak, zihnin bilgi üzerinde arayış hamlesiyle takla atmasıdır.
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak
Şokta (Mı)yız
Şoklardayız…
“Yaşlı çifte sorarlar:
—Tam 65 yıl… Bunca sene, nasıl evli kaldınız..?
Yaşlı çift cevap verir:
—Bizim doğduğumuz zamanlarda, bir şey kırıldığında tamir edilirdi… Çöpe atılmazdı… O yüzden…”
Tamir etmek veya çöpe atmak… Veya çöpten sanat devşirmek…
Her biri kitaplık çaptaki bu eylemlerden bir yazı yazmaya çalışmak.
Günümüz dünyasında sabır, emek, gayret, vefa, yerini yavaş yavaş acelecilik, üşengeçlik, çabuk gözden çıkarma ve zahmetsiz bir sonuca ulaşmaya devretti. Fıtrata ters olan bu yol alış şekli insanlığın başına dermansız dert olmaya başladı. Alexis Carrel’in “İnsanlar Uyanın” adlı kitabında dediği gibi: ‘Hayat kanunlarına itaat etmeyen her insan, ya kendini yahut ahfadını tehlikeye atar. Fakat bu kanunları iyice bilmek için, daha küçük yaştan onlara itaat etmeyi öğrenmek lazımdır.
Bu yazının devamı 185. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Tebliğde Anlatım Yöntemi ve Muhatabı Tanımanın Önemine Dair
Geçmişten günümüze kadar gelen tüm pedagogların/eğitimcilerin cevabını aradığı temel sorulardan biri de: “Bilgi, muhataba en iyi şekilde nasıl aktarılabilir?” sorusu olmuştur. Bu soruya cevap sadedinde ortaya koyulmuş birçok çaba disiplin haline getirilerek ‘öğretim yöntem ve teknikleri’ olarak adlandırılan çalışmaların ortaya çıkmasına kaynaklık etmiştir.
İnsan Her Acıya Katlanabilir mi
Yaşlı teyzemizi ziyarete gittik.O da oradaydı.Seksen üç yaşında, görmüş geçirmiş bir teyze. Temiz, onurlu bir yüzü vardı.Yaşlılar ilgilenilmeyi, konuşmayı severler.Sorular sorarak onu konuşturmak istedim. Niyetim sadece hoşbeş etmekti.Kısaca hayatını özetledi. Etkilenmemek elde değil. Neler yaşıyor insanlar da hâlâ ayaktalar.“İnsan her acıya katlanabiliyor demek ki” demekten kendimi alamadım.Bir sonraki nesli yani bizleri ve bizden sonrakileri düşündüm. …
Entelektüel Bir Haslet Olarak Eleştirellik
“Çok okuyan mı, yoksa çok gezen mi daha çok bilir?” diye meşhur bir söz vardır. Doğrusu ben bu sözü çok gerekli bir söz olarak görmüyorum. Çünkü ‘bilmek’ tek başına bir anlam ifade etmeye yetmez. Zira aslolan bilmek değil, anlamaktır. Dolayısıyla âlemin bilmek üzerine değil, anlamak üzerine inşâ edildiğini düşünüyorum. Anlamak, zihnin bilgi üzerinde arayış hamlesiyle takla atmasıdır.
Pragmatizmden Ekmek Çıkmaz; Fikir Jimnastiğinden Gayri
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
Geçim Ve Geçimlilik Üzerine
Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.