Zamandan ve zamane gençlerinden şikâyetçi olmak, belli bir yaşa ulaşmış insanların genel bir alışkanlığıdır. Onlara göre eskiden var olan ve iyi olarak nitelenen birçok davranış bugün terk edilmiş, yerini alan alışkanlıklar ve davranışlar ise kabul edilemez olarak nitelenmeyi hak etmiştir. Hâlbuki her zamanı ve dolayısıyla her kuşağı çepeçevre kuşatan ve diğer zamanlardan ve kuşaklardan farklı olan bir gerçeklik vardır. Toplum için tehlikeli görülen bir şey zamanla etkisini azaltarak yerini bir başka tehlikeye bırakır. Örneğin; bir zamanlar toplumu tehdit eden güvenlik endişesi yerini ahlâk krizine bırakabilir. Ya da ekonomik bir kriz siyasi bir krizle ya da inanç kriziyle yer değiştirebilir. Bazen de birçok alanı etkisi altına alan bir krizle baş başa kalır toplum. Bütün bu krizlerle mücadele edebilmenin de kendine has yöntemleri vardır. Modern dönemde Müslüman toplumları tehdit eden kriz ise dinî, toplumsal, siyasî, ekonomik birçok alanı etkileyen bir niteliktedir. Günümüzde toplumun karşı karşıya kaldığı tehlikelerle mücadele etmenin yolu/yöntemi de bir önceki dönemin yöntemlerinden farklı olmalıdır.
Bu yazının devamı
190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Tarih, bir disiplin olma sıfatıyla insana ait olan tecrübenin kendisiyle ilgilenir. Sadece vakalar veya kişiler özeline indirgenmiş bir içerikle değil, bu tecrübelerin ortak yönelim ve tekrarlarının dayandığı birtakım ortak kurallar dizgesini de tespit etmeye çalışır. Tarih boyunca insan toplulukları birbiri ardına oluşur, ortaya pratikler koyar, kendine tespit edilen zaman dilimini yaşar ve sırasını kendinden sonraki kuşağa bırakır.
Allah’ım! Bu mefhum bize ne kadar da yabancı… Bürokraside, akademik(!) dünyada, sanatta, eğitimde ve hatta sokakta… Çünkü toplumumuzda eleştirmek demek bir tür körlük içinde yargılamak demektir. Eleştirinin bizim toplumumuzdaki yeri, daha büyük ün için karşısındaki kişiyi yerle bir etmekle aynı şeydir. Dolayısıyla eleştiriye maruz kalma ihtimali bile üstünlüğü elden kaçırma korkusuna sebep olmaktadır. Bu zihinsel kalıplar içinde dürüst, ard niyetsiz ve makul bir eleştiriye bile rest çekmek, muhatabına aşırı tepkiler göstermek, kendisinde vehmettiği o enaniyete bağlı gücün kaybedilmesi olarak telâkki edilmektedir.
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
İnsanoğlu tarih boyunca kendisi üzerine düşünmüş ve “insan” tanımlamaları yapmıştır. ”İnsan konuşan bir canlıdır” demiş eski bir Yunan düşünürü. Yine Eski Ahitte de “Önce söz vardı” ifadesi geçer. Konuşmak ya da söz, uzun yıllar insanın ayırıcı vasfı olarak kabul edilmiştir.
Deizm mi Ateizm mi ya da Sorun Nerede?
Zamandan ve zamane gençlerinden şikâyetçi olmak, belli bir yaşa ulaşmış insanların genel bir alışkanlığıdır. Onlara göre eskiden var olan ve iyi olarak nitelenen birçok davranış bugün terk edilmiş, yerini alan alışkanlıklar ve davranışlar ise kabul edilemez olarak nitelenmeyi hak etmiştir. Hâlbuki her zamanı ve dolayısıyla her kuşağı çepeçevre kuşatan ve diğer zamanlardan ve kuşaklardan farklı olan bir gerçeklik vardır. Toplum için tehlikeli görülen bir şey zamanla etkisini azaltarak yerini bir başka tehlikeye bırakır. Örneğin; bir zamanlar toplumu tehdit eden güvenlik endişesi yerini ahlâk krizine bırakabilir. Ya da ekonomik bir kriz siyasi bir krizle ya da inanç kriziyle yer değiştirebilir. Bazen de birçok alanı etkisi altına alan bir krizle baş başa kalır toplum. Bütün bu krizlerle mücadele edebilmenin de kendine has yöntemleri vardır. Modern dönemde Müslüman toplumları tehdit eden kriz ise dinî, toplumsal, siyasî, ekonomik birçok alanı etkileyen bir niteliktedir. Günümüzde toplumun karşı karşıya kaldığı tehlikelerle mücadele etmenin yolu/yöntemi de bir önceki dönemin yöntemlerinden farklı olmalıdır.
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ahlâkın Sosyolojisi Sosyolojinin Ahlâkı
Ahlâkın toplumda bir geçerlilik ve gerçeklik kazanabilmesi için bireyin kendisinde bulunanlardan daha üstün bir değere sahip ahlâki güçler olduğu ve bu güçlere boyun eğecek şekilde yetiştirilmiş olması gerektiği kabul edilmelidir. Bunu sağlamanın yolu da otoritenin varlığını kabul etmekten geçmektedir zira hiçbir duygu otorite duygusunun içine sızamamakta ve onu etkileyememektedir
Bir Kentin Tarihinden Bugüne
Tarih, bir disiplin olma sıfatıyla insana ait olan tecrübenin kendisiyle ilgilenir. Sadece vakalar veya kişiler özeline indirgenmiş bir içerikle değil, bu tecrübelerin ortak yönelim ve tekrarlarının dayandığı birtakım ortak kurallar dizgesini de tespit etmeye çalışır. Tarih boyunca insan toplulukları birbiri ardına oluşur, ortaya pratikler koyar, kendine tespit edilen zaman dilimini yaşar ve sırasını kendinden sonraki kuşağa bırakır.
Eleştiri, Bize Yabancı Bir Mefhum..
Allah’ım! Bu mefhum bize ne kadar da yabancı… Bürokraside, akademik(!) dünyada, sanatta, eğitimde ve hatta sokakta… Çünkü toplumumuzda eleştirmek demek bir tür körlük içinde yargılamak demektir. Eleştirinin bizim toplumumuzdaki yeri, daha büyük ün için karşısındaki kişiyi yerle bir etmekle aynı şeydir. Dolayısıyla eleştiriye maruz kalma ihtimali bile üstünlüğü elden kaçırma korkusuna sebep olmaktadır. Bu zihinsel kalıplar içinde dürüst, ard niyetsiz ve makul bir eleştiriye bile rest çekmek, muhatabına aşırı tepkiler göstermek, kendisinde vehmettiği o enaniyete bağlı gücün kaybedilmesi olarak telâkki edilmektedir.
Meraksızlık, Rahatperestlik ve Eleştiri
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
İnsan Kekeleyen Tek Hayvandır
İnsanoğlu tarih boyunca kendisi üzerine düşünmüş ve “insan” tanımlamaları yapmıştır. ”İnsan konuşan bir canlıdır” demiş eski bir Yunan düşünürü. Yine Eski Ahitte de “Önce söz vardı” ifadesi geçer. Konuşmak ya da söz, uzun yıllar insanın ayırıcı vasfı olarak kabul edilmiştir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.