Zamandan ve zamane gençlerinden şikâyetçi olmak, belli bir yaşa ulaşmış insanların genel bir alışkanlığıdır. Onlara göre eskiden var olan ve iyi olarak nitelenen birçok davranış bugün terk edilmiş, yerini alan alışkanlıklar ve davranışlar ise kabul edilemez olarak nitelenmeyi hak etmiştir. Hâlbuki her zamanı ve dolayısıyla her kuşağı çepeçevre kuşatan ve diğer zamanlardan ve kuşaklardan farklı olan bir gerçeklik vardır. Toplum için tehlikeli görülen bir şey zamanla etkisini azaltarak yerini bir başka tehlikeye bırakır. Örneğin; bir zamanlar toplumu tehdit eden güvenlik endişesi yerini ahlâk krizine bırakabilir. Ya da ekonomik bir kriz siyasi bir krizle ya da inanç kriziyle yer değiştirebilir. Bazen de birçok alanı etkisi altına alan bir krizle baş başa kalır toplum. Bütün bu krizlerle mücadele edebilmenin de kendine has yöntemleri vardır. Modern dönemde Müslüman toplumları tehdit eden kriz ise dinî, toplumsal, siyasî, ekonomik birçok alanı etkileyen bir niteliktedir. Günümüzde toplumun karşı karşıya kaldığı tehlikelerle mücadele etmenin yolu/yöntemi de bir önceki dönemin yöntemlerinden farklı olmalıdır.
Türkiye’de, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, dinin kültürel, sosyal, sınıfsal, ekonomik birçok görüngülerine hayatın giriftliği ve karmaşası içinde tanıklık etmeyi sürdürmekteyiz. Zaten evrensel düzeyde “hayat”la ilintisini tüm geri çektirme çabalarına rağmen ısrarla vurgulayan din, değişimin çok farklı boyutlarında adından söz ettirdiği gibi, bundan sonra da hayattan geri dönen tüm yanlışların müracaat edeceği yegane adres olarak …
Ona göre devlet toplumsal bir zorunluluğun ifadesidir. Bu zorunluluğu o, şöyle ifade etmektedir: “Mülk, insan için tabiî bir mansıptır… insanlar için yaşamak ve var olmak, zaruri ihtiyaçlarını ve gıdalarını temin etmek üzere bir araya gelmeleri ve yekdiğerleriyle yardımlaşmaları sayesinde mümkündür.
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Tıpkı dilde lehçe, şive ve ağızların ortadan kalkması gibi farklı kültürel zamanların yok olması, bizi zamanın “zaten” böyle bir şey olduğunu düşünmeye sevk eder ve Kevin K. Birth’in “zaman körlüğü” dediği şeye yol açar. Zamansal deneyimin olumsallığı ortadan kalktığında ise giderek bütün zamanlarımız manipüle edilebilir, paraya çevrilebilir bir şeye dönüşmüş olur. Tüketimin konusu kılınamayan geriye bir tek uyku kalır. 7/24 tüketim dünyasında uyku vakti bile çeşitli şekillerde aşılmaya çalışılır.
Hakikatin peşinde olmak, hakkı söylemek Allah’a verdiğimiz sözdür. Hak, hakikat sahibinindir. O’nun sözü fıkhedilmemişse, soru ve sorunlara kendi çağının çözümünü üretmek için âlimler bir araya gelip çözüm üretmemişse, Kur’ân fıkhedilip asrın idrâkine sunulmamışsa nasıl doğru bir hayat yaşanabilir?
Deizm mi Ateizm mi ya da Sorun Nerede?
Zamandan ve zamane gençlerinden şikâyetçi olmak, belli bir yaşa ulaşmış insanların genel bir alışkanlığıdır. Onlara göre eskiden var olan ve iyi olarak nitelenen birçok davranış bugün terk edilmiş, yerini alan alışkanlıklar ve davranışlar ise kabul edilemez olarak nitelenmeyi hak etmiştir. Hâlbuki her zamanı ve dolayısıyla her kuşağı çepeçevre kuşatan ve diğer zamanlardan ve kuşaklardan farklı olan bir gerçeklik vardır. Toplum için tehlikeli görülen bir şey zamanla etkisini azaltarak yerini bir başka tehlikeye bırakır. Örneğin; bir zamanlar toplumu tehdit eden güvenlik endişesi yerini ahlâk krizine bırakabilir. Ya da ekonomik bir kriz siyasi bir krizle ya da inanç kriziyle yer değiştirebilir. Bazen de birçok alanı etkisi altına alan bir krizle baş başa kalır toplum. Bütün bu krizlerle mücadele edebilmenin de kendine has yöntemleri vardır. Modern dönemde Müslüman toplumları tehdit eden kriz ise dinî, toplumsal, siyasî, ekonomik birçok alanı etkileyen bir niteliktedir. Günümüzde toplumun karşı karşıya kaldığı tehlikelerle mücadele etmenin yolu/yöntemi de bir önceki dönemin yöntemlerinden farklı olmalıdır.
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
190. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Zaafiyetleri “Muhafaza” Etmek
Türkiye’de, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, dinin kültürel, sosyal, sınıfsal, ekonomik birçok görüngülerine hayatın giriftliği ve karmaşası içinde tanıklık etmeyi sürdürmekteyiz. Zaten evrensel düzeyde “hayat”la ilintisini tüm geri çektirme çabalarına rağmen ısrarla vurgulayan din, değişimin çok farklı boyutlarında adından söz ettirdiği gibi, bundan sonra da hayattan geri dönen tüm yanlışların müracaat edeceği yegane adres olarak …
İbn-i Haldun’a Göre Devlet: Doğası, Kuruluşu, Gelişimi ve Tavırları
Ona göre devlet toplumsal bir zorunluluğun ifadesidir. Bu zorunluluğu o, şöyle ifade etmektedir: “Mülk, insan için tabiî bir mansıptır… insanlar için yaşamak ve var olmak, zaruri ihtiyaçlarını ve gıdalarını temin etmek üzere bir araya gelmeleri ve yekdiğerleriyle yardımlaşmaları sayesinde mümkündür.
Modernitenin Ahlâk Sorunu
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Zamanın Sömürgeleştirilmesine Karşı Bir Direniş Eylemi Olarak Namaz
Tıpkı dilde lehçe, şive ve ağızların ortadan kalkması gibi farklı kültürel zamanların yok olması, bizi zamanın “zaten” böyle bir şey olduğunu düşünmeye sevk eder ve Kevin K. Birth’in “zaman körlüğü” dediği şeye yol açar. Zamansal deneyimin olumsallığı ortadan kalktığında ise giderek bütün zamanlarımız manipüle edilebilir, paraya çevrilebilir bir şeye dönüşmüş olur. Tüketimin konusu kılınamayan geriye bir tek uyku kalır. 7/24 tüketim dünyasında uyku vakti bile çeşitli şekillerde aşılmaya çalışılır.
Fıkhı Fıkhedelim!
Hakikatin peşinde olmak, hakkı söylemek Allah’a verdiğimiz sözdür. Hak, hakikat sahibinindir. O’nun sözü fıkhedilmemişse, soru ve sorunlara kendi çağının çözümünü üretmek için âlimler bir araya gelip çözüm üretmemişse, Kur’ân fıkhedilip asrın idrâkine sunulmamışsa nasıl doğru bir hayat yaşanabilir?
Alışverişe devam et