Zamandan ve zamane gençlerinden şikâyetçi olmak, belli bir yaşa ulaşmış insanların genel bir alışkanlığıdır. Onlara göre eskiden var olan ve iyi olarak nitelenen birçok davranış bugün terk edilmiş, yerini alan alışkanlıklar ve davranışlar ise kabul edilemez olarak nitelenmeyi hak etmiştir. Hâlbuki her zamanı ve dolayısıyla her kuşağı çepeçevre kuşatan ve diğer zamanlardan ve kuşaklardan farklı olan bir gerçeklik vardır. Toplum için tehlikeli görülen bir şey zamanla etkisini azaltarak yerini bir başka tehlikeye bırakır. Örneğin; bir zamanlar toplumu tehdit eden güvenlik endişesi yerini ahlâk krizine bırakabilir. Ya da ekonomik bir kriz siyasi bir krizle ya da inanç kriziyle yer değiştirebilir. Bazen de birçok alanı etkisi altına alan bir krizle baş başa kalır toplum. Bütün bu krizlerle mücadele edebilmenin de kendine has yöntemleri vardır. Modern dönemde Müslüman toplumları tehdit eden kriz ise dinî, toplumsal, siyasî, ekonomik birçok alanı etkileyen bir niteliktedir. Günümüzde toplumun karşı karşıya kaldığı tehlikelerle mücadele etmenin yolu/yöntemi de bir önceki dönemin yöntemlerinden farklı olmalıdır.
‘Yardımlaşma’ dendiğinde genellikle anlaşılan; cebimizde ağırlık eden üç beş lirayı bir dilencinin eline tutuşturmak şeklinde karikatürize edilir hale gelmişse; bu anlayışın yaygınlaşmasında eli sıkı davranan her birimizin katkısı vardır.
Pragmatizm, onto-teolojik düzlemden epistemolojiye, güzelden yararlıya doğru bir paradigma kaymasıdır. Günümüzde dünya problemlerinin yüzeydeki nedenleri farklılaşabilir ama temelde bir dünya görüşünün,
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Biz de bu ayetteki merkezi temanın peygamberin ahlâkının ne denli üstün olduğu, onun kişiliğinin ne kadar sağlam olduğu, tabiatının, huyunun ne denli bir mükemmellikte olduğunu tekraren söylersek, benzerin tekrarı ile esasen anlamsal daralmaya katkı vermeye devam etmiş
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
Deizm mi Ateizm mi ya da Sorun Nerede?
Zamandan ve zamane gençlerinden şikâyetçi olmak, belli bir yaşa ulaşmış insanların genel bir alışkanlığıdır. Onlara göre eskiden var olan ve iyi olarak nitelenen birçok davranış bugün terk edilmiş, yerini alan alışkanlıklar ve davranışlar ise kabul edilemez olarak nitelenmeyi hak etmiştir. Hâlbuki her zamanı ve dolayısıyla her kuşağı çepeçevre kuşatan ve diğer zamanlardan ve kuşaklardan farklı olan bir gerçeklik vardır. Toplum için tehlikeli görülen bir şey zamanla etkisini azaltarak yerini bir başka tehlikeye bırakır. Örneğin; bir zamanlar toplumu tehdit eden güvenlik endişesi yerini ahlâk krizine bırakabilir. Ya da ekonomik bir kriz siyasi bir krizle ya da inanç kriziyle yer değiştirebilir. Bazen de birçok alanı etkisi altına alan bir krizle baş başa kalır toplum. Bütün bu krizlerle mücadele edebilmenin de kendine has yöntemleri vardır. Modern dönemde Müslüman toplumları tehdit eden kriz ise dinî, toplumsal, siyasî, ekonomik birçok alanı etkileyen bir niteliktedir. Günümüzde toplumun karşı karşıya kaldığı tehlikelerle mücadele etmenin yolu/yöntemi de bir önceki dönemin yöntemlerinden farklı olmalıdır.
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
190. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Kendimize Yardım Etmek
‘Yardımlaşma’ dendiğinde genellikle anlaşılan; cebimizde ağırlık eden üç beş lirayı bir dilencinin eline tutuşturmak şeklinde karikatürize edilir hale gelmişse; bu anlayışın yaygınlaşmasında eli sıkı davranan her birimizin katkısı vardır.
Ontolojiden Epistemolojiye, Güzelden Yararlıya: Batılı Siyasal Aklın Ürünü ve İslam Dünyasının Hastalığı Olarak Pragmatizmin Röntgeni
Pragmatizm, onto-teolojik düzlemden epistemolojiye, güzelden yararlıya doğru bir paradigma kaymasıdır. Günümüzde dünya problemlerinin yüzeydeki nedenleri farklılaşabilir ama temelde bir dünya görüşünün,
Yazılımcı Modernite’nin Online İnsan Tipi
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Azim Huluq Üzerinde Olmak
Biz de bu ayetteki merkezi temanın peygamberin ahlâkının ne denli üstün olduğu, onun kişiliğinin ne kadar sağlam olduğu, tabiatının, huyunun ne denli bir mükemmellikte olduğunu tekraren söylersek, benzerin tekrarı ile esasen anlamsal daralmaya katkı vermeye devam etmiş
Dünyanın Boyasıyla Boyanmış Yüzler
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
Alışverişe devam et