Hayat sahnesinde çoğalan sesler ölüm perdesiyle bir anda kesiliverir. Perde perde çoğalan sesimizi bastırır ölüm. Ölümün dilinden herkes anlar. Bilen bilmeyen herkese konuşur ölüm. Fakat biz ölüm hakkında ne konuşacağımızı bilemeyiz. Hayatımız boyunca ölümü dinleriz.
Ölülerle mi konuşuyorsun diye soran sahabeye; -ölüm- demişti peygamberimiz! ‘Ölümden daha büyük bir nasihatçi yoktur.’
Ölüm sayfası kopmuş hayatlar vardır bir de. Ölümün sesinin işitilmediği, ateş denince akla hayale yanmanın geldiği hayatlar. Ölüm sayfası kopmuş bu hayatlar kaybedilir, yaşamlar yitirilir. Genç ölümler çoğalır. Ölüme meydan okunur. Ölümü yenen kişiler için ‘ölüm gelir ölüm duygusuna karşı saygısız.’
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
Bu yazının devamı
211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hikâyeye göre bir bilgenin iki köpeği varmış. Köpeklerden birinin adı “kötü”; diğerinin adı “iyi” imiş. Bir gün kendisini ziyarete gelen genç misafirlerinden biri, köpeklerin birbirleriyle oynadıklarını görünce: “Ne de güzel oynuyorlar!” demiş.
Ev zihnimizin odalarından oluşur. Hayallerimiz, düşlerimiz rahatlıkla dağılabilir etrafa. Hep bilinmedik bir elin tokmağı kaldırma ihtimali çalar kapının öte yanında. Sırdır ev. Dünya dışardan seslenir çoğu zaman. Dünyayı dış-kapı edebilmenin sürekli öğüdünü evde duyarız. Dünya bize saldırır çünkü. Kendi içimizde bir yabancılaşma başlatır. Gündelik işlerin arasında sıradanlaşan hayat ve ölüm, yolları itibarsızlaştıran şehir, karşıdan karşıya …
Günümüzde toplumlar, iletişim ve bilişim dünyasında meydana gelen gelişmelere paralel olarak daha hızlı bir değişim geçirmekte ve bunun sonucu olarak da kuşaklar arasında ciddi çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Biraz da kaçınılmaz olan bu durum yeni kuşakların bir önceki kuşağın değerlerini önemli ölçüde sorgulayıp bu değerlerle arasına ciddi mesafeler koymalarını hatta zaman zaman bu değerlere karşı hasmane …
Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstri”sine rağmen bir şeyler yapmak, akıntıya karşı küreklere davranmaya benziyor. Bu nedenle farklı yaş grubundaki bireylerin, dayatılan tek tip müzik endüstrisinden sıyrılıp aynı şarkılara, ezgilere gönlünde yer açması gittikçe türüne az rastlanan bir durum.
Ölüm Konuşur
Ölüm gelemiyor tıkalı kapılar
Cahit Zarifoğlu
Hayat sahnesinde çoğalan sesler ölüm perdesiyle bir anda kesiliverir. Perde perde çoğalan sesimizi bastırır ölüm. Ölümün dilinden herkes anlar. Bilen bilmeyen herkese konuşur ölüm. Fakat biz ölüm hakkında ne konuşacağımızı bilemeyiz. Hayatımız boyunca ölümü dinleriz.
Ölülerle mi konuşuyorsun diye soran sahabeye; -ölüm- demişti peygamberimiz! ‘Ölümden daha büyük bir nasihatçi yoktur.’
Ölüm sayfası kopmuş hayatlar vardır bir de. Ölümün sesinin işitilmediği, ateş denince akla hayale yanmanın geldiği hayatlar. Ölüm sayfası kopmuş bu hayatlar kaybedilir, yaşamlar yitirilir. Genç ölümler çoğalır. Ölüme meydan okunur. Ölümü yenen kişiler için ‘ölüm gelir ölüm duygusuna karşı saygısız.’
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
Bu yazının devamı 211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Günahın Tâlimi
Hikâyeye göre bir bilgenin iki köpeği varmış. Köpeklerden birinin adı “kötü”; diğerinin adı “iyi” imiş. Bir gün kendisini ziyarete gelen genç misafirlerinden biri, köpeklerin birbirleriyle oynadıklarını görünce: “Ne de güzel oynuyorlar!” demiş.
Ev Dünyadaki Köşemizdir
Ev zihnimizin odalarından oluşur. Hayallerimiz, düşlerimiz rahatlıkla dağılabilir etrafa. Hep bilinmedik bir elin tokmağı kaldırma ihtimali çalar kapının öte yanında. Sırdır ev. Dünya dışardan seslenir çoğu zaman. Dünyayı dış-kapı edebilmenin sürekli öğüdünü evde duyarız. Dünya bize saldırır çünkü. Kendi içimizde bir yabancılaşma başlatır. Gündelik işlerin arasında sıradanlaşan hayat ve ölüm, yolları itibarsızlaştıran şehir, karşıdan karşıya …
Toplumu Ayakta Tutan Değer: Yardımlaşma
Günümüzde toplumlar, iletişim ve bilişim dünyasında meydana gelen gelişmelere paralel olarak daha hızlı bir değişim geçirmekte ve bunun sonucu olarak da kuşaklar arasında ciddi çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Biraz da kaçınılmaz olan bu durum yeni kuşakların bir önceki kuşağın değerlerini önemli ölçüde sorgulayıp bu değerlerle arasına ciddi mesafeler koymalarını hatta zaman zaman bu değerlere karşı hasmane …
Barış’a da Bir Sorsalar
Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstri”sine rağmen bir şeyler yapmak, akıntıya karşı küreklere davranmaya benziyor. Bu nedenle farklı yaş grubundaki bireylerin, dayatılan tek tip müzik endüstrisinden sıyrılıp aynı şarkılara, ezgilere gönlünde yer açması gittikçe türüne az rastlanan bir durum.
Sinvar’ın Âsası
Yüzündeki öfkeyi kim görmüş başka bir yüzde?
Başka yüzlerin öfkesi, anlata anlata bitirilemeyecek borçlar çıkarır.
Küsmüş suratlar dökülür insanların öfkelerinden.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.