“Arkadaşlarına karşı iyi” diyerek dalga geçerdik, hakkaniyetten uzak kişilerle. Yeniyetmeliğimiz, bu keskin bakışa kavuşmamıza engel değildi. Adalet teorimiz yoktu, biraz sezgi bolca gözlemle, birçok kişinin nalıncı keserleriyle ömür sürdüğünü anlayabilmiştik. Büyüdükçe dünyanın genel gidişatının da bu yönde oluşuna hayıflandık. Ne oluyor sorusu pek ırgalamıyordu insanları, bizimkiler sahadaysa yanında durulmalıydı, ateşli sloganlara eşlik edilmeli, hedefe ulaşmak için her yol mubah görülmeliydi. Onlar; zaten “onlar olmakla” baştan kaybetmişlerdi.
Hamamböcekleri dediler ezdiler; fareler, sıçanlar diye kovaladılar, canavar görüp eylem hakkı tanımadılar; barbarlar bilip dillerini anlaşılmaz saydılar. Öteki bu kadar kalabalıklaşıp çeşitlendikçe biz dairesi daraldı ve yoksunlaştı. Muteber, normal, meşru… anlamını yitireyazdı. Otuz sene sonra gene dalga geçiyoruz; “Zındık mı tamam iyidir, deli mi ne güzel, hain mi hangimiz değiliz ki?” diye. Bir yerde işimiz kolaylaşıyor, itilmiş kakılmışlarla yola koyuluyoruz.
Dünyanın ta öbür ucunda, Yeni Zelanda derler diyarda yaşayan Joy Cowley nine, bugünlerde doksan yaşına girmiş olağanüstü velut bir yazar.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
‘Sağlığımda beni teperler \ Ölünce mezarım öperler’
Atalar sözü olan ‘Kör ölür, badem gözlü olur’ tümcesi de bizi hemen hemen aynı kapıya götürür. Bu kapının üzerinde sitem, şikayet, vefasızlık vardır. İnsanın değeri bazen hayatteyken bilinir, çoğu zamansa dünyasını değiştirdikten sonra.
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar.
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Çok eski zamanların birinde bir koyun sürüsü varmış. Bu sürü çoban tarafından her sabah kırlara götürülür, otlatılır, akşam olunca da ağıla kapatılırmış. Gel zaman, git zaman sürüye yeni bir koyun katılmış.
Varlık gayemizin dışında yaşamak; iğne ile kesmeye, makas ile dikmeye çalışmak gibi. Bu nedenle, sorunun nedeni, sancının merkezi dile getirilirken konu burada kilitleniyor. Derdin devası, sorunun cevabı, problemlerin çözümü belli. Hükmün sahibi ne diyorsa o…
Ötekinin Şifası: Yaşasın Cadılar, Fareler, Kara Kediler, Baykuşlar, Kargalar ve Hamamböcekleri
“Arkadaşlarına karşı iyi” diyerek dalga geçerdik, hakkaniyetten uzak kişilerle. Yeniyetmeliğimiz, bu keskin bakışa kavuşmamıza engel değildi. Adalet teorimiz yoktu, biraz sezgi bolca gözlemle, birçok kişinin nalıncı keserleriyle ömür sürdüğünü anlayabilmiştik. Büyüdükçe dünyanın genel gidişatının da bu yönde oluşuna hayıflandık. Ne oluyor sorusu pek ırgalamıyordu insanları, bizimkiler sahadaysa yanında durulmalıydı, ateşli sloganlara eşlik edilmeli, hedefe ulaşmak için her yol mubah görülmeliydi. Onlar; zaten “onlar olmakla” baştan kaybetmişlerdi.
Hamamböcekleri dediler ezdiler; fareler, sıçanlar diye kovaladılar, canavar görüp eylem hakkı tanımadılar; barbarlar bilip dillerini anlaşılmaz saydılar. Öteki bu kadar kalabalıklaşıp çeşitlendikçe biz dairesi daraldı ve yoksunlaştı. Muteber, normal, meşru… anlamını yitireyazdı. Otuz sene sonra gene dalga geçiyoruz; “Zındık mı tamam iyidir, deli mi ne güzel, hain mi hangimiz değiliz ki?” diye. Bir yerde işimiz kolaylaşıyor, itilmiş kakılmışlarla yola koyuluyoruz.
Dünyanın ta öbür ucunda, Yeni Zelanda derler diyarda yaşayan Joy Cowley nine, bugünlerde doksan yaşına girmiş olağanüstü velut bir yazar.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Yazarın Notları
‘Sağlığımda beni teperler \ Ölünce mezarım öperler’
Atalar sözü olan ‘Kör ölür, badem gözlü olur’ tümcesi de bizi hemen hemen aynı kapıya götürür. Bu kapının üzerinde sitem, şikayet, vefasızlık vardır. İnsanın değeri bazen hayatteyken bilinir, çoğu zamansa dünyasını değiştirdikten sonra.
İşte Biz O Gün
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar.
Ahmet Örs’ten “Halkada Duranlara”: Poetik Bir Yoklama
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Kötülük Eden Kötülük Bulur
Çok eski zamanların birinde bir koyun sürüsü varmış. Bu sürü çoban tarafından her sabah kırlara götürülür, otlatılır, akşam olunca da ağıla kapatılırmış. Gel zaman, git zaman sürüye yeni bir koyun katılmış.
Mektup XII
Varlık gayemizin dışında yaşamak; iğne ile kesmeye, makas ile dikmeye çalışmak gibi. Bu nedenle, sorunun nedeni, sancının merkezi dile getirilirken konu burada kilitleniyor. Derdin devası, sorunun cevabı, problemlerin çözümü belli. Hükmün sahibi ne diyorsa o…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.