Sinema okuryazarlığının kapsamını anlamak için önemli bazı eserlere de göz attığımızda James Monaco’nun Bir Film Nasıl Okunur adlı eseri, üzerinde konuşulması ve incelenmesi gereken eserler arasında gelir. Sinema okuryazarlığı bağlamında bu eser, izleyicinin konumunu “edilgen bir tüketici”den “etkin bir okuyucuya” dönüştürme sürecinde oldukça kıymetlidir. Monaco bu eserinde “izlemek” fiilinden “okumaya geçişin” temel önemine odaklanarak, sinema çalışmalarında “izlemek” ile “okumak” arasındaki farkı ortaya koymaya çalışır.
Akademi cenahında muteber bir deyim olan “filmi okumak”, filmin anlaşılması için muayyen bir sinema kültürüne ve birikimini haiz olmak gerekliliğine işaret eder. İnsanlar özel bir eğitim almadan da bir filmin içeriğini elbette az ya da çok anlayabilirler, ancak medya, gerçekliği aslına çok uygun biçimde taklit ettiği için bizler onu kavramaktan ziyade, kolayca kabulleniriz. Bu mânâda Monaco’un çalışması, medya aygıtlarından aktarılanları nasıl anlamak gerektiğine dair detaylı bir sorgulamayı hedefler.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
İyisin umarım diyerek başlayayım söze… Aslında “söze başlamak” alışkanlıkla söylenen bir ifade, bildiğin gibi söz varlığımızın sürekliliğinin bir parçasıdır. Ya sesimizde ya beynimizde ya kalemimizde ya da klavyemizde varlık gösterir. Hele kulağımızda, daha önce söylenen ve yüreğimizi inciten bir cümle nasıl da döner durur; hani bizi sevindiren, kendimize güvenmemize zemin hazırlayan o sözler, nasıl da yüreğimizi serinletir ve harekete geçmemize yardım eder. Ah bir de önden gidenlerin, dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçenlerin sözleri, tekrar tekrar gelir beynimize ve döner dolaşır dilimizde…
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Robot Ron Bir Sorun Var & Yumurtalar
Sinema okuryazarlığının kapsamını anlamak için önemli bazı eserlere de göz attığımızda James Monaco’nun Bir Film Nasıl Okunur adlı eseri, üzerinde konuşulması ve incelenmesi gereken eserler arasında gelir. Sinema okuryazarlığı bağlamında bu eser, izleyicinin konumunu “edilgen bir tüketici”den “etkin bir okuyucuya” dönüştürme sürecinde oldukça kıymetlidir. Monaco bu eserinde “izlemek” fiilinden “okumaya geçişin” temel önemine odaklanarak, sinema çalışmalarında “izlemek” ile “okumak” arasındaki farkı ortaya koymaya çalışır.
Akademi cenahında muteber bir deyim olan “filmi okumak”, filmin anlaşılması için muayyen bir sinema kültürüne ve birikimini haiz olmak gerekliliğine işaret eder. İnsanlar özel bir eğitim almadan da bir filmin içeriğini elbette az ya da çok anlayabilirler, ancak medya, gerçekliği aslına çok uygun biçimde taklit ettiği için bizler onu kavramaktan ziyade, kolayca kabulleniriz. Bu mânâda Monaco’un çalışması, medya aygıtlarından aktarılanları nasıl anlamak gerektiğine dair detaylı bir sorgulamayı hedefler.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yol Olsun
Ben içimdeki herhangi bir düşü
İyi yetiştirenim
Büyütenim
Bir Felsefe Atölyesi Örneği
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
Bir Çiçekle Bahar Gelmez Bilirim…
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Övdüklerimizden Ne Kaldı?
Masal dinlerdik, dededen, büyükanneden, kıssadan hisse çıkarmaya; “bir varmış bir yokmuş” sevdasına aşılanırdık fark etmeden. Şimdilerde subliminal mesajlarla nitelendirilen, akla ayar verme kavramını gayri ihtiyari büyüklerimiz de tecrübe etmişlerdi.
Mektup IX
İyisin umarım diyerek başlayayım söze… Aslında “söze başlamak” alışkanlıkla söylenen bir ifade, bildiğin gibi söz varlığımızın sürekliliğinin bir parçasıdır. Ya sesimizde ya beynimizde ya kalemimizde ya da klavyemizde varlık gösterir. Hele kulağımızda, daha önce söylenen ve yüreğimizi inciten bir cümle nasıl da döner durur; hani bizi sevindiren, kendimize güvenmemize zemin hazırlayan o sözler, nasıl da yüreğimizi serinletir ve harekete geçmemize yardım eder. Ah bir de önden gidenlerin, dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçenlerin sözleri, tekrar tekrar gelir beynimize ve döner dolaşır dilimizde…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.