Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar. Kısa boylu olan eliyle tüm mezarlığı içine alacak bir kavis çizerek ötekine bir şeyler anlatıyor. Ama sen bunları görmüyorsun. Arkadaşlarınla seni ayıran asfaltın üzerinden belli aralıklarla taşıtlar geçiyor. Yıllar içerisinde yarım belediye otobüslerinin yerini, özel firmaların daha büyük ve konforlu otobüsleri alsa da arkandaki asfalt yol pek değişmedi. Kasabanın tüm yolcuları hep aynı yolu takip ederek, aynı manzaraları seyrederek şehre gidip döndüler. Henüz otobüslerin ve senin boyunun uzamadığı zamanlarda, varlığının yolcu parasına dönüşmemesi için, annen veya baban kucağına alırdı seni. Müstakil evlerin ve kayısı bahçelerinin yanından geçerek şehrin meydanında inerdiniz. Çarşıdaki işleriniz bitince de aynı yolu takip ederek dönerdiniz herkes gibi. Şimdi buraya gelirken, acı ve hüzün tarafından tutuklanan gözlerin, vaktiyle avucunun içi gibi bildiğin yol manzaralarına kaydı.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini
İnsan nedense gelip geçtikten sonra zamanla selamlaşır ya da bu selamlaşmayı o zaman fark eder. Onun içindir geçmiş zaman çok konuşulur. Ânın içindeyken ânı fark etmek gerçekten büyük bir gayret ve anlam gerektirir. Ve genellikle de gençlik yıllarında bu çok fark edilmez.
Bir hayatın nabzını tutmak çoğu zaman biyografilerle karşımıza çıkar. Hatıratlar, günlükler insanın bütün bir ömür içerisinde belleğine kaydettiği kendince önemli anları bir başkasına anlatmanın yolu olmuştur. Zaman geçerken geride bırakılamayan hatıralar,
İşte Biz O Gün
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar. Kısa boylu olan eliyle tüm mezarlığı içine alacak bir kavis çizerek ötekine bir şeyler anlatıyor. Ama sen bunları görmüyorsun. Arkadaşlarınla seni ayıran asfaltın üzerinden belli aralıklarla taşıtlar geçiyor. Yıllar içerisinde yarım belediye otobüslerinin yerini, özel firmaların daha büyük ve konforlu otobüsleri alsa da arkandaki asfalt yol pek değişmedi. Kasabanın tüm yolcuları hep aynı yolu takip ederek, aynı manzaraları seyrederek şehre gidip döndüler. Henüz otobüslerin ve senin boyunun uzamadığı zamanlarda, varlığının yolcu parasına dönüşmemesi için, annen veya baban kucağına alırdı seni. Müstakil evlerin ve kayısı bahçelerinin yanından geçerek şehrin meydanında inerdiniz. Çarşıdaki işleriniz bitince de aynı yolu takip ederek dönerdiniz herkes gibi. Şimdi buraya gelirken, acı ve hüzün tarafından tutuklanan gözlerin, vaktiyle avucunun içi gibi bildiğin yol manzaralarına kaydı.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Modern Dünyada Takva’yı Anlamak
Türkiye sinemasında dindarlık ve dini temaların olduğu pek çok film vardır. Bu filmler dönemin koşullarına göre değişkenlik gösterir ve Türk modernleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Halil Uzdu ilk dönem Türk Sineması’nda, din olgusunun genelde ilerlemeyi engelleyici unsur olarak değerlendirildiğini
Mobeselere Yakalandık
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Zamanla Anladığımız Zaman…
İnsan nedense gelip geçtikten sonra zamanla selamlaşır ya da bu selamlaşmayı o zaman fark eder. Onun içindir geçmiş zaman çok konuşulur. Ânın içindeyken ânı fark etmek gerçekten büyük bir gayret ve anlam gerektirir. Ve genellikle de gençlik yıllarında bu çok fark edilmez.
Hacı Kardaşlarıma
Hoş geldin Kâbe’den ey mü’min kardaş
İnşallah haccınız dev bendler gibi
Arzın her yanından bulup bir haldaş
Bir Ömrün Güncesi: 11’e 10 kala…
Bir hayatın nabzını tutmak çoğu zaman biyografilerle karşımıza çıkar. Hatıratlar, günlükler insanın bütün bir ömür içerisinde belleğine kaydettiği kendince önemli anları bir başkasına anlatmanın yolu olmuştur. Zaman geçerken geride bırakılamayan hatıralar,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.